2147: Gelecekten Gelen Ses, Ankesörlü Telefonu Yapay Zeka Arayüzüne Dönüştürüyor
Tasarım dünyasında eskimiş nesneleri yeniden işlevlendirme fikri yeni değil, ama Divina Machina ve Qs Ventures‘ın ortak projesi “2147: A Voice from the Future” bu yaklaşımı bambaşka bir boyuta taşıyor. İlk kez Milan Design Week 2025’te görücüye çıkan enstalasyon, Sónar+D 2026‘da Barselona’daki Llotja de Mar’da yeniden hayat buldu.
Eskinin Ruhu, Yeni Teknoloji
Proje, 2000’lerin başından kalma orijinal bir Telefónica ankesörlü telefonunu ele alıyor. Dış kabuğu, tabelaları ve fiziksel özellikleri aynen korunurken, müdahale tamamen iç bileşenlere odaklanmış. Bir Raspberry Pi 5, ElevenLabs platformuyla Wi-Fi üzerinden iletişim kurarak, özel olarak geliştirilmiş bir yapay zeka karakteri aracılığıyla sesli etkileşim sağlıyor. Arayüz kasıtlı olarak minimal: Ziyaretçiler ahizeyi kaldırıp ekran, menü veya görsel ipucu olmadan doğaçlama bir sohbete dalıyor.

Dünya ile Sohbet
Yapay zeka, kurgusal bir Dünya temsili olarak gerçek zamanlı yanıt veriyor. Ziyaretçiler önceden belirlenmiş konular veya diyalog yolları olmadan sohbet başlatabiliyor. Tanıdık bir analog nesneyi çağdaş ses teknolojisiyle birleştiren enstalasyon, eski iletişim cihazlarının orijinal maddi kimliklerini koruyarak nasıl yeni işlevler kazanabileceğini sorguluyor.
“Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanın bir ahizeyi kaldırıp karşısındakiyle konuşma eylemi hâlâ en güçlü iletişim biçimlerinden biri.”

Sónar+D Deneyimi: 681 Konuşma, 15 Saat Etkileşim
Festival boyunca enstalasyon 681 konuşma kaydetti ve bu da yaklaşık 15 saatlik sözlü etkileşime denk geliyor. 505 tamamlanmış görüşmeden sadece 9 katılımcı bir insanla mı yoksa yapay zekayla mı konuştuklarını sordu. Bunun yerine ziyaretçiler sesi bir sohbet arkadaşı olarak benimsedi; 289 kez adını sordular ve sık sık sorularını teknolojik doğasından çok kimliğine yönelttiler. Yaklaşık yedi katılımcıdan biri sesin nasıl hissettiğini sordu, empati kurdu veya teselli sözleri söyledi. Yapay zeka güldüğünde birçok katılımcı da gülümseyerek karşılık verdi; bu, görünür bir muhatap olmamasına rağmen karşılıklı sosyal etkileşimin varlığını gösteriyor.
Tasarımın Derinlikleri
Proje, kullanıcı deneyimi açısından sade ama etkileyici. Ahizeyi kaldırdığınızda karşınıza çıkan ses, bir yapay zeka olduğunu hemen belli etmiyor; aksine doğal, hatta duygusal bir tonda konuşuyor. Bu, teknolojinin insanlaştırılması konusunda önemli bir adım. Ancak, bu kadar minimalist bir arayüzün her kullanıcı için erişilebilir olup olmadığı tartışılır; özellikle yaşlı veya teknolojiye yabancı kullanıcılar için yönlendirme eksikliği kafa karıştırıcı olabilir.

Editörün Yorumu
Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, örneğin İstanbul’daki tarihi ankesörlü telefonların dijital bilgi noktalarına dönüştürülmesiyle uygulanabilir. Ancak bu tür projelerin kalıcı olması için belediye veya özel sektör desteği şart. Kültürel miras ile teknolojiyi birleştiren bu tür enstalasyonlar, kamusal alanda farkındalık yaratmak için güçlü araçlar. Tasarım açısından, dış kabuğun korunması nostaljiyi tetiklerken, içteki dönüşüm teknolojinin görünmezliğini vurguluyor. Bu, “eski şişeye yeni şarap” deyimini akla getiriyor. Sektörel öngörü: Benzer projelerin yaygınlaşmasıyla, nesnelerin ikinci hayatı tasarımın merkezine oturacak.

Bu proje beni gerçekten etkiledi. Eskimiş bir nesnenin bu kadar zarif ve anlamlı bir şekilde yeniden yorumlanması, tasarımın sadece estetik değil, aynı zamanda işlevsel ve duygusal bir dönüşüm aracı olduğunu kanıtlıyor.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 29 Haziran 2026
