29.000 El Yapımı Tuğla: Venedik’te Suudi Arabistan Pavyonu
Venedik Sanat Bienali 2026’da Suudi Arabistan Pavyonu, sanatçı Dana Awartani’nin dev bir toprak mozaik manzarasıyla doluyor. ‘May your tears never dry, you who weep over stones’ (Taşlara ağlayan, gözyaşların hiç kurumasın) başlıklı enstalasyon, 29.000’den fazla el yapımı kil tuğladan oluşuyor ve Arap dünyasının tarihi mozaik geleneklerini bir araya getiriyor.
Kolektif Hafızanın İzinde
Enstalasyon, ziyaretçileri geometrik, bitkisel ve hayvansal motiflerle örülü toprak yollarda bir yolculuğa çıkarıyor. Filistin, Lübnan ve Suriye’den ilham alan bu yapıt, bölge halklarını binlerce yıldır birbirine bağlayan derin kültürel bağları gözler önüne seriyor. Awartani, maddi kültürün içine gömülü paylaşılan tarihleri vurguluyor ve sanatsal geleneklerin sınırları nasıl aştığını hatırlatıyor.

Zanaat, bir bilgi aktarım sistemi olarak, özen ve kolektif üretim eylemiyle ayakta kalır.
Malzemenin Sessiz Gücü: Kırılganlık ve Kayıp
Projenin malzeme seçimi de mesajını güçlendiriyor. Suudi Arabistan’ın dört farklı bölgesinden getirilen dört renkli kil toprağı, bağlayıcı madde kullanılmadan şekillendiriliyor. Zamanla kuruyup çatlayan tuğlalar, kırılganlığın ve kaybın fiziksel bir tezahürü haline geliyor. Bu, mirasın ihmal, şiddet ve silinmeye açık canlı bir varlık olduğunu hatırlatıyor.

30.000 Saatlik Zanaat Emeği
Yaklaşık 30.000 saatlik bir el emeğiyle gerçekleştirilen proje, usta zanaatkarların bilgi ve becerilerini merkeze alıyor. Awartani, ‘birçok el’ kavramını benimsiyor; yazarlığın kolektif olduğu zanaat geleneklerine atıfta bulunuyor. Zanaatkarlar, sadece teknik uygulayıcılar değil, nesiller boyu birikmiş bilginin taşıyıcıları olarak enstalasyona katkıda bulunuyor.
Çağdaş Tasarımda Dönüşüm
Bu iş birliği vurgusu, çağdaş zanaatta yaşanan daha geniş bir dönüşümü yansıtıyor. Tasarımcılar, sanatçılar ve mimarlar artık dikkatlerini bitmiş nesneden çok, onu mümkün kılan uzmanlık ağlarına çeviriyor. Geleneksel teknikler, yalnızca estetik değerleri için değil, içerdikleri kültürel bellek biçimleri için yeniden ele alınıyor. Bu bağlamda zanaat, kaybolmaya yüz tutmuş becerileri, hikayeleri ve ilişkileri koruyan bir arşiv işlevi görüyor.

Editörün Yorumu: Dana Awartani’nin bu işi, beni en çok malzemenin geçiciliği üzerine düşündürdü. Tuğlaların çatlaması, aslında bir yapının değil, bir anlatının parçası. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım görmek isterdim; mesela Anadolu’daki kerpiç geleneklerini, toprakla kurduğumuz kadim ilişkiyi hatırlatan bir enstalasyon. Ancak bu kadar büyük ölçekli bir işin lojistiği ve zanaatkarlarla iş birliği, Türkiye’deki atölye kültürüyle de örtüşebilir. Önümüzdeki yıllarda, bienallerde daha fazla ‘iş birlikçi’ ve ‘süreç odaklı’ işler göreceğimizi düşünüyorum. Awartani’nin bu çalışması, zanaatın sadece bir estetik tercih değil, aynı zamanda politik bir duruş olduğunu gösteriyor. Emeğin ve kolektif hafızanın bu kadar görünür kılınması, tasarımın ‘şimdi ve burada’sına dair güçlü bir hatırlatma.


Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 8 Haziran 2026












