Betonun Dijital Rönesansı: Klasik ve Bilim Kurgu Heykeller
Londra’daki Frieze Sculpture 2026, Çek sanatçı Matyáš Chochola’nın üç 3D beton baskı heykeline ev sahipliği yapıyor: BRUTALIST, METEOR ve MACE II. The Regent’s Park’ta 1 Kasım 2026’ya kadar görülebilecek bu eserler, dijital modelleme, robotik üretim ve el işçiliğini bir araya getirerek mimari parçaları, klasik referansları, bilim kurguyu ve düzensiz formları buluşturuyor.
300 Yıl Sonra Erdeme ve Ahlaksızlığa Dair
Heykeller, Matthias Bernard Braun’un Barok dönemdeki 24 kumtaşı figürünün çağdaş bir yorumu olan “Virtues and Vices of Our Time: 300 Years Later” serisinin bir parçası. Chochola’nın on iki eserlik serisi, Antikite, Kübizm, Brütalizm, mitoloji, bilim kurgu ve çağdaş pop kültürüne göndermelerle bu alegorileri yeniden yorumluyor.

Dijital ve Fizikselin Buluşması
Çek şirketi Voxell ile geliştirilen seri, 3D beton baskıyı robotik üretim ve manuel müdahaleyi birleştiren bir çerçeve olarak kullanıyor. Heykeller yaklaşık üç ila dört metre yüksekliğinde ve her biri bir ton ağırlığında. Baskı sürecinde farklı yönelimler, düzlemsel olmayan yollar, hafif kil agregasıyla desteklenen büyük çıkıntılar ve programlanmış düzensizlikler kullanılıyor. Baskı sonrası beton taşlanıyor, oyuluyor ve cilalanıyor; cam, bronz, pirinç ve pigmentler elle ekleniyor.
“Geleneksel heykel tekniklerini robotik üretimle harmanlamak, zanaat ve teknoloji arasında yeni bir diyalog yaratıyor. Bu eserler, dijital çağda el işçiliğinin hala ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.” — Matyáš Chochola

Frieze’deki “Ciddi Üçlü”
Frieze Sculpture’da BRUTALIST, METEOR ve MACE II, Chochola’nın deyimiyle “ciddi bir üçlü” oluşturuyor. BRUTALIST, yapısökümcü bir klasik sütunu Brütalizm, Memphis Grubu, 20. yüzyıl mimarisi ve sinematik gelecek vizyonlarıyla birleştiriyor. METEOR, klasik mimariyi kozmik ve jeolojik referanslarla bağlıyor; Oregon’da bulunan ve Chinook halkı tarafından Tomanowos olarak bilinen bir meteoritten ilham alıyor ve beton yüzeyine elle gömülmüş cam kırıkları içeriyor. MACE II ise Brütalist mimari, fantezi ve 1980’ler bilim kurgusundan besleniyor; köşeli yapısı hem anıtsal bir silaha hem de fütüristik bir teknolojik kalıntıya gönderme yapıyor. Antrasit renkli betondan basılan eser, metalik bakır tozuyla tamamlanıyor.
Braun’un Mirası ve Çağdaş Yorum
Braun’un orijinal heykelleri, Doğu Bohemya’daki Kuks Hastanesi için yaratılmış ve Barok Hristiyan ahlak düzenini temsil eden bir mimari topluluğun parçası olmuştu. Bugün kumtaşı figürler kompleksin lapidaryumu içinde korunurken, beton dökümleri eski açık hava konumlarını işgal ediyor. Chochola’nın heykelleri, orijinal, reprodüksiyon ve yeniden yorum arasındaki bu geçişi sürdürüyor. Regent’s Park’ın ağaçları ve patikaları arasına yerleştirilen eserler, farklı malzemeleri, tarihsel referansları ve görsel dilleri çağdaş bir kamusal alanda bir araya getiriyor.

Editörün Yorumu:

Bu proje, dijital üretimle el işçiliğini birleştirmesi açısından gerçekten ilham verici. Ancak beton gibi soğuk ve endüstriyel bir malzemenin klasik formlarla bu kadar agresif bir şekilde çarpıştırılması, bende biraz karmaşık duygular uyandırdı. Brütalizm ve Barok’u aynı potada eritmek cesur bir hamle; fakat bazı izleyiciler için bu, tarihsel bağlamdan kopuk bir estetik kolajdan öteye geçemeyebilir. Yine de Chochola’nın malzeme seçimleri ve robotik üretim sürecine yaptığı müdahaleler, zanaatın geleceği adına umut verici. Türkiye’de de benzer deneysel yaklaşımların, özellikle İstanbul ve İzmir’deki genç tasarımcılar arasında yaygınlaştığını görmek sevindirici. Betonun dijital üretimle yeniden yorumlanması, sürdürülebilirlik ve yerel malzeme kullanımı açısından da önemli bir potansiyel taşıyor. Önümüzdeki yıllarda bu tür hibrit üretim tekniklerinin mimarlık ve sanat pratiğinde daha fazla yer bulacağını öngörüyorum.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 4 Ekim 2026
