Sydney’de 6.5 Metrelik Tahterevalli: Sanat ve Oyunun Dansı
Kamusal sanat çoğu zaman durup bakmanızı ister. There, Now, Here ise bir tahterevalliye atlayıp dahil olmanızı istiyor. Brooklyn merkezli ikili Wade and Leta’nın 6,5 metre yüksekliğindeki kinetik enstalasyonu, Vivid Sydney kapsamında Circular Quay’de dönüyor, savruluyor ve sallanıyor. Rüzgar, motorlar ve gönüllü geçenlerin tahterevalliye binmesiyle hareket eden heykel, her an farklı bir ışık yakalıyor, sürekli hareket halinde, kelimenin tam anlamıyla canlı.
Kinetik Heykel: Sanat ve Oyunun Buluşması
İşte bu, görmekten keyif aldığım türden bir kamusal sanat. İpi çekilmiş, saygı duruşu bekleyen, belirli bir takdir pozisyonu dayatan değil; şehri gerçekten katılmaya davet eden bir iş. Bir sanat eserinin durumunu fiziksel olarak değiştirebilmek, sadece oturup yerden iterek, izleyici ile yazar arasındaki çizgiyi en güzel şekilde bulanıklaştırıyor. Çoğu kamusal enstalasyon bakılmakla yetinir. Bu ise hissedilmek istiyor. Bu ayrım göründüğünden daha önemli.

Tasarımın oyunsu yönü, katılımcıyı pasif izleyiciden aktif yaratıcıya dönüştürüyor. Bu, kamusal sanatın geleceği için güçlü bir ipucu.
Renklerin Anlamı: Bir Şiirden İlham
Renkler sadece iyi görünmüyor, bir anlam taşıyor. Wade and Leta, paletini Dorothea Mackellar’ın 1908 tarihli şiiri “My Country"den aldı. Avustralya’nın en ünlü şiirlerinden biri olan bu eser, enstalasyonun soluk, yıkanmış tonlarına ve siyah-beyaz çizgilerine ilham verdi. Sonuç, Avustralya manzarasına tamamen görsel bir dille yazılmış bir aşk mektubu gibi. İki New York’lu tasarımcı, dünyanın öbür ucuna gidip yüz yıllık bir şiiri inceleyerek dönen bir kinetik heykele dönüştürmüş. Bu tembel iş değil; gerçek bir yaratıcı ödev ve sonuç ortada.

Ses Tasarımı: Lyrebird’ün Büyüsü
Josh Burgess’in tasarladığı ses bileşeni, konsepti daha da ilginç bir yere taşıyor. Circular Quay’in ses dokusunu yakalıyor: suyun kayalara vuruşu, hafif raylı sistemin ding’i, yaya geçidi sinyalinin cik cik’i. Ziyaretçiler, enstalasyona entegre kontrollerle bu sesleri manipüle edebiliyor. Ama beni asıl etkileyen detay lyrebird. Wade and Leta, bunu “bush doof"a bir gönderme olarak tanımlıyor; lyrebird’ün sesleri tüm deneyimin yapısal omurgasını oluşturuyor. Lyrebird, olağanüstü taklit yeteneğiyle motorlu testere seslerini, kamera deklanşörlerini ve diğer kuşları şaşırtıcı bir doğrulukla kopyalayabilen bir Avustralya kuşu. Bir ses manzarasını yer ve hafıza üzerine kurarken böyle bir kuşu kullanmak sadece tuhaf bir tasarım tercihi değil; kültür ve çevrenin birbirini nasıl yankıladığına dair sessiz ama keskin bir gözlem.
Editörün Yorumu
Wade and Leta’nın bu işi, kamusal sanatın geleceğine dair umut verici bir örnek. Heykelin etkileşimli yapısı, izleyiciyi pasif tüketiciden aktif katılımcıya dönüştürüyor. Ancak renk paletinin bir şiire dayanması, tasarımın sadece estetik değil, anlamsal derinlik de taşımasını sağlıyor. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, örneğin İstiklal Caddesi’ne yerleştirilecek etkileşimli bir heykel, hem turistik çekicilik hem de kentsel hafıza açısından büyük yankı uyandırabilir. Bu trend, önümüzdeki yıllarda kamusal alanlarda katılımcı sanatın daha da yaygınlaşacağını gösteriyor. Tasarımcılar için ilham verici bir referans.


Kaynak: Yanko Design | Yayın Tarihi: 8 Haziran 2026



