Nanjing’de Ahşap ve Kıvrımlarla Dans Eden Bir İç Mekan
Bir merdiven sadece katları birleştirmez; bazen bir mekanın ruhunu da taşır. DHaus’un Nanjing’in tarihi Mendong semtindeki şehir evi projesi, işte tam da bu fikrin peşinde. Mimarlık ofisi, geleneksel zanaatı, Carlo Scarpa’nın mimari dilini ve çağdaş konut tasarımını bir araya getirerek katmanlı bir yaşam alanı sunuyor.
Üç Konsept, Tek Hikaye
Proje, Çinli bir geliştiricinin davetiyle başlıyor. 50 şehir evinden oluşan master planın ardından DHaus, iç mekan tasarımını üstleniyor. İlham kaynağı ise Paris’teki bir penthouse projesi; orada mobilya ile mimari arasındaki ilişkiyi irdeleyen ekip, aynı yaklaşımı Nanjing’e taşıyor.

DHaus’un geliştirdiği üç ana konsept—kütüphane, galeri ve heykelsi yorum—nihai tasarımda birleşiyor. Ortaya çıkan iç mekan, üç kat yüksekliğindeki bir atrium etrafında şekilleniyor. Alan yükseldikçe genişliyor, kütüphanenin sıcak malzeme paleti ile galerinin kıvrımlı geometrileri harmanlanıyor.
“Tasarım, Carlo Scarpa’nın Venedik’teki işlerinden ilham alıyor: zanaatın mimari bir dil olarak kullanımı, eski ile yeni arasındaki diyalog ve hareketin koreografisi.”

Heykelsi Merdiven: Mekanın Omurgası
İç mekanın en çarpıcı öğesi, heykelsi bir merdiven. İlk basamağı kasıtlı olarak büyütülmüş; bu, Scarpa’nın eşik ve basamak formlarına yaptığı bir gönderme. Merdiven, mekanı dikey olarak bağlarken aynı zamanda bir algı yolculuğu sunuyor. Dolaşım, malzeme ifadesi ve ışık kontrollü bir şekilde koreografe edilmiş.
Malzemenin Sessiz Gücü
Projede ahşap, ana malzeme olarak öne çıkıyor. Kıvrımlı formlar, hem kütüphane konseptinin sıcaklığını hem de galerinin sanatsal duruşunu yansıtıyor. Mutfak-yaşam alanı çift yükseklikte tasarlanmış; üst kattan atriyum manzarası sunuluyor.

Editörün Yorumu:

Bu proje, özellikle merdivenin mekansal bir heykel gibi ele alınışıyla dikkat çekiyor. Scarpa’ya yapılan gönderme takdire şayan, ama bence bu tür bir yaklaşım Türkiye’deki konut projelerinde nadiren uygulanıyor. Bizde merdiven genellikle işlevsel bir zorunluluk olarak görülüyor; oysa bu örnekte olduğu gibi, bir mekanın ruhunu belirleyen ana öğe haline gelebilir. Önümüzdeki yıllarda, özellikle butik konut projelerinde bu tür heykelsi ve hikaye anlatan iç mekan elemanlarının daha fazla görüleceğini düşünüyorum. Ancak projenin zanaat vurgusu, yerel malzeme ve işçilikle birleşince daha anlamlı olabilirdi; bu noktada biraz daha derin bir kültürel bağ beklerdim.
Peki bu neden önemli? Çünkü iç mekan tasarımı, sadece güzel görünmek zorunda değil; aynı zamanda bir hikaye anlatmalı, kullanıcıyı duygusal bir yolculuğa çıkarmalı. DHaus’un Nanjing’deki bu projesi, merdiveni sadece bir sirkülasyon aracı olmaktan çıkarıp mekanın kalbine yerleştirerek bunu başarıyor. Türkiye’de de benzer bir farkındalık oluşması dileğiyle.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 20 Temmuz 2026
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 20 Temmuz 2026