Armando Cabral USM’i Yeniden Yorumluyor: Kültürlerin Buluşması
Eski model ve girişimci Armando Cabral, İsviçreli mobilya devi USM’in ikonik Haller Sistemi’ni Gana’nın Adinkra sembolleri ve Portekiz’in Alentejo bölgesinin yüzyıllık dokuma gelenekleriyle harmanlıyor. NKYINKYIM A CASA koleksiyonu, bir şezlong, aşk koltuğu, kitaplık, sehpa ve vale dolabından oluşuyor. Cabral’ın kendi deyimiyle bu koleksiyon, “kişisel ve ortak kültürel ifadenin bir aracı olarak mobilyanın potansiyelini” gösteriyor.
Bir Kültür Mozaiği
Gine-Bissau doğumlu, Portekiz’de büyümüş, Londra’da eğitim görmüş ve şu anda New York’ta yaşayan Cabral’ın referans noktaları hem çeşitli hem de içsel olarak bağlantılı. Koleksiyonun adındaki “NKYINKYIM”, Akan halkının geliştirdiği Adinkra sembollerinden biridir ve birey ile toplumun ilerleme yolundaki iç içe geçmiş yollarını temsil eder. “A Casa” ise Portekizce’de “evde” anlamına geliyor.

“USM’in modüler yapısı, her bir parçanın uyumlu ve işlevsel bir bütün oluşturma biçimini simgeliyor. Renk paletleri ve asimetrik kompozisyonlarla oynayarak sistemin sınırları içinde çalıştım.”
Cabral, renk paletleri ve asimetrik kompozisyonlarla oynayarak USM’in imza sisteminin sınırları içinde çalışmış. Sonuç, Haller Sistemi’nin diğer bileşenleriyle sorunsuz bir şekilde bütünleşen bir koleksiyon. Bunu yaparken, sistemin kullanım ve işlev potansiyelini daha da ileriye taşımış.

Tasarımın Sınırlarını Zorlamak
Uno Kitaplık
Çelik boru ve bağlantı bilyalarından oluşan yapısıyla beklenmedik bir geometrik sembolizm kazanıyor. Renkli panel eklerle vurgulanan bu parça, adeta bir heykel gibi.
Bassarel Aşk Koltuğu
Yaşlı tête-à-tête tipolojisini cesurca yeniden yorumluyor. İki sandalye yan yana ama zıt yönlere bakacak şekilde yerleştirilmiş; bu da daha samimi, dedikodu dolu sohbetleri teşvik ediyor.
Koleksiyon, görsel ve pratik özellikleri tutarlı, eğlenceli ve rafine bir şekilde dengeliyor.

Editörün Yorumu
Cabral’ın bu koleksiyonu, benim için aslında bir meydan okuma. USM gibi aşırı rasyonalist bir sistemi alıp onu en kişisel, en kültürel anlatılarla doldurmak… Bu, tasarımın soğuk ve steril olmak zorunda olmadığının kanıtı. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım görmek isterdim: Örneğin, bir Vitra veya ClassiCon parçasını alıp Anadolu kilim desenleriyle buluşturmak. Cabral’ın yaptığı, aslında küresel bir köyde yaşadığımızı ve tasarımın bu köyün dillerini konuşabileceğini göstermek. Önümüzdeki yıllarda, modüler sistemlerin kültürel sembollerle kişiselleştirilmesi trendinin artacağını düşünüyorum. Ancak bu koleksiyonda bir şey beni rahatsız etti: Fiyatlar. Bu tür bir kültürel ifade, ne yazık ki sadece belirli bir kesime hitap ediyor. Tasarımın demokratikleşmesi gerektiğine inanan biri olarak, bu tür işbirliklerinin daha erişilebilir versiyonlarını görmeyi umuyorum.



Kaynak: Design Milk | Yayın Tarihi: 22 Temmuz 2026












