Arnavutluk’un Mimarlık Dosyaları: Betonun Ardındaki İktidar
Son yirmi yılda Arnavutluk, Avrupa’nın en hareketli inşaat sahalarından biri haline geldi. Peki bu dönüşümün arkasında yatan hikâyeler ne? Anneke Abhelakh’ın derlediği The Albanian Files, tam da bu sorunun peşine düşüyor.
Arnavutluk’ta Mimarlık: Bir Dosya Olarak Ülke
Lars Müller Publishers tarafından yayımlanan ve Başbakan Edi Rama’nın önsözünü yazdığı kitap, Arnavutluk’ta çalışan altmış uluslararası mimarlık ofisinin yirmi yıllık üretimini yoğun bir ciltte topluyor. Formatı, rengi ve fiziksel varlığıyla başlı başına bir açıklama niteliğinde. Kitap, bir belge olmanın ötesinde, bu süreçlerin geride bıraktıklarının haritasını çıkarıyor.

Sayfalarında beliren şeyler çoğunlukla iktidar yapıları, ihale kalıpları ve sonuçları tartışmalı pozisyonlar. Açığa çıkarmak bir şeffaflık işareti; ama aynı zamanda bazı şeylerin baştan hiç gizlenmemesi gerektiğinin de göstergesi.
“Arnavutluk, her zamankinden daha fazla, bir bölgeyi açma arzusu ve dünyayla (turizm ve AB üyeliği ihtimali üzerinden) bütünleşme isteğiyle bu netliğe ihtiyaç duyuyor.”

Mimarlık ve İktidar: Görünmeyen Bağlantılar
The Albanian Files, sadece binaları değil, o binaları mümkün kılan koşulları da belgeliyor. Kimin için, neden ve nasıl inşa edildiğini sorguluyor. Bu yönüyle kitap, mimarlık tarihçileri kadar kent aktivistleri ve tasarımcılar için de bir uyarı niteliğinde.
Arnavutluk’un hızlı dönüşümü, aslında pek çok ülkenin gelecekte yaşayacağı süreçlerin bir önizlemesi gibi. Betonun ve camın ardındaki politik iradeyi görmek, tasarımın masum bir estetik eylem olmadığını hatırlatıyor.

Tasarımcılar İçin Çıkarımlar
Bu kitap, tasarımcılara şu soruyu soruyor: Bir projeye imza attığınızda, sadece formu değil, o formun hangi iktidar ilişkileri içinde var olduğunu da düşünüyor musunuz? Arnavutluk örneği, mimarlığın tarafsız olamayacağını, her çizginin bir duruş olduğunu gösteriyor.

Editörün Yorumu:
The Albanian Files, mimarlık yayıncılığında nadir görülen bir cesaret örneği. Kitabın en güçlü yanı, sadece ‘güzel binalar’ı değil, o binaların arkasındaki kirli çamaşırları da sergilemesi. Ancak bir eleştirim var: Bu kadar yoğun bir belge, görsel-işitsel bir arşivle desteklenseydi çok daha etkili olurdu. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım eksikliği hissediyorum; özellikle 2000’ler sonrası kentsel dönüşüm projelerinin arkasındaki ilişkileri belgeleyen böyle bir ‘dosya’ hâlâ yazılmadı. Bu trend önümüzdeki yıllarda mimarlık yayıncılığında daha fazla ‘ifşa’ odaklı kitap göreceğimizi gösteriyor. Umarım Türkiye’den de birileri bu cesareti gösterir.*




Peki bu neden önemli? Çünkü mimarlık, sadece estetik bir uğraş değil; iktidarın, ekonominin ve toplumsal hafızanın kesiştiği bir alan. Arnavutluk’un dosyası, bu gerçeği yüzümüze vuruyor.
Kaynak: ArchDaily | Yayın Tarihi: 30 Eylül 2026

