Ateş, Anı ve Gelenek: Peace Urn Tasarımı
Her yıl milyonlarca insan, Hayalet Festivali’nde atalarına kağıt adaklar yakmak için sokak köşelerine, otoparklara ya da kaldırımlara çöküyor. Bu, kamusal alanda yapılabilecek en mahrem eylemlerden biri. Aynı zamanda şehirler için büyüyen bir sorun: duman gerçek, yangın tehlikesi gerçek ve köklü bir kültürel pratikle modern kent hayatı arasındaki gerilim de bir o kadar gerçek. İşte Peace Urn tam da bu boşlukta doğdu.
Tasarımın Arkasındaki Düşünce
Hao Qian, Xiyue Yang, Zetong Song, Chenchen Du ve Yichen Fan’dan oluşan beş kişilik öğrenci ekibi, yoğun kentsel ortamlarda kağıt adakları yakmak için özel olarak bir kil kap tasarladı: Peace Urn. 2026 yılında bir tasarım ödül programında Lifestyle Aksesuarları kategorisinde Öğrenci Mansiyonu aldı. Bu tanınma mütevazı görünebilir, ancak projenin ardındaki düşünce hiç de öyle değil.

Tasarımcıların anladığı ve gelenekleri modernleştirme üzerine yapılan birçok konuşmada gözden kaçan şey, amacın asla ritüeli değiştirmek olmadığıydı. Amaç onu korumaktı.
Ritüelin Özünü Korumak
Kağıt adak yakmak bir yas ve bağlantı eylemi; maddi adakları ateş aracılığıyla öteki dünyadaki atalara göndermenin bir yolu. Bunu ateşi ortadan kaldırarak çözemezsiniz. Ateşe daha iyi bir yer vererek çözersiniz. Peace Urn tam da bunu hava akışı tasarımıyla yapıyor. Kabın geometrisi, havanın belirli bir desende hareket etmesini sağlayacak şekilde tasarlanmış; kül yükselirken yavaşlıyor ve sokaklara ya da komşuların araçlarına saçılmak yerine geri çekiliyor. Duman da benzer şekilde kontrol ediliyor. Sonuç, yine de yanma hissini ve görüntüsünü veren kontrollü bir ateş. Tasarımcılar, görsel deneyimi bozmamaya özen göstermiş. Alevler, kaptaki açıklıklardan görülebiliyor çünkü bu görünürlük dekoratif değil, ritüelin ta kendisi. Adakların dönüşümünü izlemek, ritüelin bir parçası. Tamamen kapalı, işlevsel bir kap sorunu teknik olarak çözerken duygusal olarak içini boşaltırdı. Peace Urn bu takası reddediyor.

Malzemenin Sessiz Gücü
Malzeme seçimi de dikkat çekici. Kap, sırsız, ısıya dayanıklı kilden yapılmış; termal stabilitesi, uygun fiyatı ve kültürel aşinalığı nedeniyle tercih edilmiş. Ancak seçim pratikliğin ötesine geçiyor. Kap yaşlandıkça, üzerinde is, ısı izleri ve tekrarlanan kullanımdan kalma kalıntılar birikir; bu da onu içinde gerçekleştirilen ritüellerin bir kaydı haline getiriyor. Yüzey değişiyor, anıyı somut bir şekilde tutuyor. Bu da ölüleri onurlandırmak için tasarlanmış bir nesne için son derece uygun bir özellik.
Kentsel Altyapı Olarak Kül Kabı
Tasarımın içinde yapısal bir öneri de var: Pratiği resmi olmayan sokak köşelerinden belirlenmiş kamusal alanlara taşımak. Peace Urn sadece kişisel bir nesne değil; bir sistemin, pratiğin belirlenmiş alanlara taşınmasını sağlayacak bir altyapı parçası. Belediyelerin bu tür kapları belirli noktalara yerleştirmesiyle, hem gelenek yaşatılabilir hem de kentsel sorunlar minimize edilebilir.

Editörün Yorumu: Peace Urn, beni en çok ritüelin özünü koruma konusundaki kararlılığıyla etkiledi. Tasarım dünyasında sıkça gördüğümüz “modernleştirme” adı altında geleneği sulandırma hatasına düşmemiş. Alevi görünür kılmak, külü kontrol altına almak, malzemenin zamanla anı biriktirmesine izin vermek… Bunlar gerçekten incelikli dokunuşlar. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, örneğin kandil gecelerinde yapılan mum yakma ritüelleri ya da mezarlık ziyaretlerinde su dökme geleneği için uyarlanabilir. Belediyelerin bu tür tasarımları kamusal alanlara entegre etmesi, hem kültürel mirası yaşatır hem de kentsel sorunları azaltır. Peki bu neden önemli? Çünkü tasarım, sadece sorun çözmek değil; aynı zamanda anlamı korumak ve geleceğe taşımaktır.
Kaynak: Yanko Design | Yayın Tarihi: 5 Temmuz 2026
