Atina’da Japon ve Yunan Tasarımı Buluşması: Onuki
Toronto ve New York merkezli Yabu Pushelberg, 40 yılı aşkın deneyimiyle Japon ve Yunan estetiğini Atina’nın yeni Onuki Restoranı’nda bir araya getiriyor. İlk bakışta birbirinden uzak bu iki kadim kültür, mekânda ortak bir dil buluyor: hassasiyet, zanaatkârlık ve ritüel.
Tasarımda Kültürel Köprüler
Yabu Pushelberg’in imzası haline gelen “özetleme ve yorumlama” becerisi, Onuki’de kendini gösteriyor. Mekân, Japon ve Yunan kültürlerinin kesiştiği noktalara odaklanıyor: seramik desenleri, ışık-gölge oyunları ve doğal malzemeler. Restoranın kurucu ortağı George Yabu’ya göre, “Onuki, Japon mutfağındaki bütünlük, tutarlılık ve hassasiyeti yansıtıyor; tasarım, yemek ve hizmet aynı niyetle kusursuzlaşıyor.”

Işık, Gölge ve Sahneleme
İç mekânda geçmiş ve bugün arasında ince bir denge kurulmuş. Karmaşık kafesler, asma tavan heykelleri ve aynalı yüzeyler sayesinde ışık ve gölge adeta bir sinema etkisi yaratıyor. Açık mutfaktan havuz kenarı terasa ve üst kattaki özel yemek odalarına kadar her alan, bir sahne düzeni gibi kurgulanmış.
“Bu mekân, sadece bir restoran değil; bir deneyim tiyatrosu. Her köşe, ziyaretçiyi farklı bir kültürel hikâyeye davet ediyor.”

Malzeme ve Renk Paleti
Girişteki geometrik aydınlatmalar, koyu ahşap detayları vurgularken, seramik desenleri Yunan ve Japon motiflerini birleştiriyor. Neredeyse turuncuya kaçan pişmiş toprak rengi bar tezgâhı, dış mekândaki çivit mavisi ve soluk kireç taşıyla kontrast oluşturuyor. Bu renk ve doku seçimi, iki kültürün ortak toprak ve deniz bağını simgeliyor.
Kizuna Ruhu
Şef ve ortak sahip Stamatis Skriapas’ın yönettiği menü, Japon lezzetlerini Atina’nın yerel umami malzemeleriyle yorumluyor. Onuki’nin her detayı “Kizuna” felsefesini yansıtıyor: şef ile misafir, mevsim ile tabak, gelenek ile çağdaşlık arasındaki kalıcı bağ.

Editörün Yorumu: Yabu Pushelberg’in bu projesi, kültürlerarası tasarımın ne kadar incelikli olabileceğini gösteriyor. Ancak bu tür bir füzyon, her zaman risk taşır: iki güçlü kültürü bir araya getirirken klişelere düşmeden dengeyi kurmak kolay değil. Onuki’de bu denge başarıyla sağlanmış; özellikle seramik desenlerindeki ortaklık ve ışık kullanımındaki ustalık takdire şayan. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, örneğin Osmanlı ve Japon estetiğini harmanlayan bir mekânda denenebilir. Bu trend, önümüzdeki yıllarda küresel restoran tasarımında daha sık karşımıza çıkacak; çünkü sınırların bulanıklaştığı bir dünyada, kültürel melezlik artık bir tercih değil, zorunluluk haline geliyor.





Kaynak: Design Milk | Yayın Tarihi: 7 Haziran 2026














