Dokun, Oyna, Dinle: Ayumi Tsuchiya’nın Büyülü Ahşap Heykelleri
Çocuklar, Ayumi Tsuchiya’nın heykellerinin nasıl çalıştığını sormaya vakit ayırmaz; içine tırmanır, sallanır, iter, çeker ve dinlerler. Yetişkinlerse önce kullanım kılavuzu arar. Bu fark, Japon sanatçının pratiğinin temel gözlemlerinden biri haline gelmiş. El yapımı ahşap sandalyeler, müzikli tahterevalliler, dev oyma kaseler ve çiçek benzeri koltuklar arasında Tsuchiya’nın işleri, hem bedene hem de göze hitap eden nesneler etrafında dönüyor. Heykel, mobilya, enstrüman ve oyun alanı arasında gidip gelen bu yapıtlar, anlaşılmadan önce kullanılmayı bekliyor.
“Çocuklar içgüdüsel olarak oynamaya başlar,” diyor Tsuchiya Designboom’a. “Yetişkinler işlerimi gördüğünde önce nasıl kullanacaklarını sormaya çalışıyor, ama çocuklar önce dokunuyor ve deneyim yoluyla nasıl etkileşime geçeceklerini anlıyor.”

Çocukların Sezgisel Keşfi
Tsuchiya’nın tasarımları, işlev ve oyun arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor. Ters çevrildiğinde bir sallanan sandalye banka dönüşüyor. Çiçek şeklindeki bir koltuk, içine oturan kişinin etrafında nazikçe kapanıyor. Bir tahterevalli, birlikte hareket eden sürücülerle bir ksilofona dönüşüyor. Dev bir ahşap kase, ziyaretçileri içine girip sallanmaya davet ediyor; sanki Japon folklorunun dünyasında aniden küçülmüş gibisiniz.
“Çocuklar dâhi,” diye paylaşıyor sanatçı. “Bu yetişkinler değil demek değil; sadece toplumun kurallarını anlayıp sağduyuya göre yaşamaya çalıştıkları için önce bir açıklama arıyorlar. Çalışmalarım sayesinde özellikle yetişkinlerin içlerinde uykuda olan duyarlılıkla yeniden bağlantı kurmasını umuyorum.”

Müzik ve Hareket
Müzik, Tsuchiya’nın birçok projesinde yer alıyor, ancak beklenen nedenden değil. “Müziği dahil etmemin nedeni hiçbir enstrüman çalamamam,” itiraf ediyor. “Şarkı söylemeyi seviyorum ama çok kötüyüm. Bu yüzden müziğe karşı güçlü bir özlem duyuyorum.” Sanatçı, neredeyse herkesin çalabileceği enstrümanlar yapmaya başladı. Do-Re-Mi-Fa-Si-So gibi çalışmalarda melodiler hareketle ortaya çıkarken, Doremi-fa Sofa‘da ahşap toplar bir ksilofon üzerinde ilerlerken vücut ağırlığının kaydırılması basit bir müzikal kompozisyona dönüşüyor.
Yaratım Süreci: Zanaat ve Tutku
Her parça bir eskizle başlıyor, ardından teknik çizimler, kereste seçimi, birleştirme ve imalat aşamaları geliyor; tümü sanatçının kendisi tarafından gerçekleştiriliyor. “Yaratmak istediğim şeyler var,” diyor Tsuchiya. “Ama bundan da öte, ellerimi kullanmaya devam etme konusunda derin bir arzum var.” Bu zanaatkâr yaklaşımı, eserlerine hem sıcaklık hem de özgünlük katıyor.

Editörün Yorumu: Ayumi Tsuchiya’nın işleri, tasarımın salt görsel bir deneyim olmadığını, dokunsal ve işitsel bir katılım gerektirdiğini hatırlatıyor. Özellikle yetişkinlerin ’nasıl kullanılır’ sorgusuna takılması, aslında endüstriyel tasarımın kullanıcıyı yönlendiren diline ne kadar alıştığımızı gösteriyor. Türkiye’de de benzer bir yaklaşımı, örneğin çocuk müzelerinde veya interaktif sergilerde görmek mümkün; ancak bu tür nesnelerin günlük hayata entegre edilmesi hâlâ yetersiz. Tasarımcıların, kullanıcının keşif duygusunu besleyen nesneler yaratması, sadece işlevsel değil aynı zamanda duygusal bir bağ kurmayı da sağlar. Önümüzdeki yıllarda, özellikle kamusal alanlarda bu tür katılımcı tasarımların arttığını göreceğimizi düşünüyorum. Peki bu neden önemli? Çünkü Tsuchiya’nın çocuklara atfettiği ‘dâhilik’ aslında hepimizin içinde var; yeter ki tasarım bize o kapıyı aralasın.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 29 Temmuz 2026















