SSdH ile Mevcut Yapıların Gizli Potansiyelini Keşfedin
Mimarlık artık sıfırdan inşa etmek değil, var olanı dönüştürmek demek. Malzeme, mekân ve tarih yeniden şekillenirken, Melbourne merkezli SSdH ofisi bu dönüşümün en cesur örneklerini sunuyor.
Mevcut Yapıları Aktif Özne Olarak Görmek
2020’de Todd de Hoog, Harrison Smart ve Jean-Marie Spencer tarafından kurulan SSdH, yenileme, genişletme ve uyarlamalı müdahale ölçeklerinde çalışıyor. Stüdyo, mevcut binaları pasif bir veri değil, aktif bir özne olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, malzeme ekonomisini ve işbirlikçi süreçleri ön plana çıkarıyor.

“Mimarlık, var olanın potansiyelini ortaya çıkarmaktır. Yeni bir şey inşa etmek yerine, mevcut yapının hafızasını ve malzemesini dönüştürmek, daha sürdürülebilir ve anlamlı bir pratiktir.”
ArchDaily 2025 Next Practices Ödülü: Bir Dönüm Noktası
SSdH, çevresel sorumluluk ve yerelliğe bağlı kalarak yaptığı işlerle ArchDaily 2025 Next Practices Ödülü’nü kazandı. Ofisin projeleri, her ölçekte mevcut yapıların gizil potansiyelini açığa çıkarıyor. Bu ödül, sürdürülebilir mimarlıkta yeni bir dönemin habercisi.

Türkiye İçin Çıkarımlar: Yıkmak Yerine Dönüştürmek
Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, özellikle kentsel dönüşüm projelerinde büyük bir potansiyel taşıyor. Mevcut binaları yıkmak yerine onları dönüştürmek, hem karbon ayak izini azaltır hem de kent hafızasını korur. SSdH’nin yöntemleri, İstanbul’un tarihi yapılarından Anadolu’daki modern miras alanlarına kadar uygulanabilir.

Editörün Yorumu: SSdH’nin yaklaşımı, mimarlıkta “az çoktur” felsefesini somutlaştırıyor. Mevcut yapıları yıkmak yerine dönüştürmek, yaratıcılığı ve sürdürülebilirliği birleştiriyor. Özellikle Türkiye’de, kentsel dönüşüm adı altında yapılan yıkımların yarattığı travma göz önüne alındığında, bu anlayışın yaygınlaşması umut verici. Ancak SSdH’nin projelerinin çoğu Avustralya’nın iklim ve kültürel bağlamına özgü; Türkiye’ye uyarlanırken malzeme ve işçilik farklılıkları gözetilmeli. Bu trend önümüzdeki yıllarda, özellikle genç mimarlar arasında “onarım mimarlığı” olarak yükselecek. Benim için en etkileyici yanı, her projenin biricikliğine vurgu yapmaları; bu, seri üretim mimarlığının tam karşıtı.






Kaynak: ArchDaily | Yayın Tarihi: 29 Mayıs 2026












