Barcelona 2026: Mimarlık Kararlarının Gezegen Ölçeğinde Sonuçları
Barcelona, UIA Dünya Mimarlık Kongresi tarihinde bu etkinliğe iki kez ev sahipliği yapan ilk şehir. 1996’daki Şimdi ve Gelecekler: Kentlerde Mimarlık başlıklı edisyon, Olimpiyat sonrası kentin en çok tartışılan kentsel modellerden birini pekiştirdiği ve mimarlığın büyük metropolü temel sorgulama alanı olarak benimsediği yoğun bir dönemde gerçekleşti. Otuz yıl sonra, aynı şehir soruyu bambaşka bir koşulda yeniden açıyor: yapılı çevrenin artık kendi kendine yeten bir nesne olarak değil, onu ayakta tutan ekolojik, maddi ve politik sistemler aracılığıyla anlaşılabileceği bir dünya.
Gezegensel Ölçekte Bir Dönüşüm
2026 Kongresi’nin teması —Becoming: Bir Gezegen Dönüşüm Halindeyken Mimarlıklar— 1996’nın kentsel kaygılarını terk etmiyor; onları gezegen ölçeğinde yeniden açıyor. Küratöryel ekip (Pau Bajet, Maria Giramé, Mariona Benedito, Tomeu Ramis, Pau Sarquella ve Carmen Torres) mimarlığı bölgeye kök salmış, eleştirel ve dönüştürücü bir araç olarak ele alıyor. Program, altı birbiriyle bağlantılı tematik hat etrafında yapılanıyor:

- Becoming More-than-human (İnsan-ötesi Olmak)
- Becoming Circular (Döngüsel Olmak)
- Becoming Embodied (Bedenselleşmek)
- Becoming Interdependent (Birbirine Bağımlı Olmak)
- Becoming Hyper-Conscious (Hiper-Bilinçli Olmak)
- Becoming Attuned (Uyumlanmak)
Kongre, her biri temsil ettiği değerler kadar barındırabileceği potansiyelle seçilmiş üç farklı mekâna yayılıyor: Les Tres Xemeneies del Besòs, Disseny Hub Glòries ve CCIB.

“Mimarlık artık yalnızca bir binayı değil, o binanın hangi malzemelerle, hangi emek koşullarında, hangi ekolojik bedellerle var olduğunu sorgulamalı. Barcelona 2026, bu sorgulamayı merkeze alıyor.”
Neden Barcelona Yine?
Barcelona’nın bu kongreye ikinci kez ev sahipliği yapması tesadüf değil. Şehir, 1992 Olimpiyatları sonrası uyguladığı kentsel dönüşüm modeliyle hem övgü hem eleştiri topladı. 2026’da ise aynı şehir, bu kez küresel iklim krizi, kaynak kıtlığı ve eşitsizlik gibi konuları masaya yatırıyor. Küratöryel ekip, mimarlığın yalnızca fiziksel bir üretim değil, aynı zamanda politik bir eylem olduğunu vurguluyor.

Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?
Türkiye’de de benzer bir yaklaşımın izlerini görmek mümkün. Özellikle deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde, mimarlığın yalnızca estetik değil, ekolojik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınması gerektiği açık. Ancak ne yazık ki, hâlâ hızlı ve ucuz üretim baskısı altında ezilen bir sektör var. Barcelona’nın bu kongresi, Türkiye’deki mimarlık pratiğine de ilham verebilir: döngüsel ekonomi, yerel malzeme kullanımı ve katılımcı süreçler gibi kavramların hayata geçirilmesi için bir fırsat.

Editörün Yorumu: Bu haber beni hem umutlandırdı hem de düşündürdü. Barcelona’nın 30 yıl sonra aynı soruyu çok daha karmaşık bir bağlamda sorması, mimarlığın ne kadar hızlı dönüştüğünü gösteriyor. Ancak altı tematik hattın isimleri biraz fazla “akademik jargon” kokuyor; sokaktaki tasarımcının bunları günlük pratiğine nasıl yansıtacağı belli değil. Yine de, özellikle ‘Becoming Circular’ ve ‘Becoming Interdependent’ başlıkları, Türkiye’deki yapı sektörü için can alıcı. Keşke İstanbul da böyle bir kongreye ev sahipliği yapabilseydi — ama önce kendi kentsel sorunlarımızla yüzleşmemiz gerek.
Kaynak: ArchDaily | Yayın Tarihi: 29 Haziran 2026




