Berlin’de Aedes Galerisi Canlı Mimarlık Stüdyosuna Dönüşüyor
Berlin’in kalbinde, Aedes Architecture Forum, 23 Ekim – 3 Aralık 2026 tarihleri arasında sıra dışı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Çek mimarlık ofisi CHYBÍK + KRIŠTOF, galeriyi altı hafta boyunca canlı bir mimarlık stüdyosuna dönüştürerek, şehirdeki dört farklı kentsel dönüşüm projesini kamunun gözü önünde geliştiriyor. “Building the Existing City” (Mevcut Şehri İnşa Etmek) adlı sergi, mimarlık pratiğinin şeffaf ve katılımcı bir süreçle nasıl işleyebileceğine dair çarpıcı bir örnek sunuyor.
Açık Çağrıdan Doğan Dört Proje
Serginin omurgasını, 11 Eylül – 11 Ekim 2026 tarihleri arasında yürütülen “4 Transformations for Berlin” açık çağrısıyla belirlenen dört proje oluşturuyor. Bireyler, topluluk girişimleri, kamu kurumları, mülk sahipleri ve diğer kuruluşlar, dönüşüme ihtiyaç duyan bina, alan veya kentsel durumları önerdi. Seçilen projeler, CHYBÍK + KRIŠTOF tarafından ilgili topluluklar ve kuruluşlarla iş birliği içinde ücretsiz (pro bono) olarak geliştirilecek. Ekip, sergi süresince ilk mimari ve kentsel tasarım çalışmalarını hazırlayacak ve nihai öneriler 3 Aralık’taki kapanış etkinliğinde sunulacak.

Bu yaklaşım, mimarların genellikle kapalı kapılar ardında yürüttüğü tasarım sürecini bir performansa dönüştürüyor. Ziyaretçiler, araştırma, tartışma ve tasarım aşamalarına tanık olarak, mimari müdahalelerin yerel koşullara nasıl yanıt verdiğini birinci elden deneyimleme şansı buluyor.
PLAY, LIVE, ACTIVATE, ADAPT: Dört Tema
2010 yılında Ondřej Chybík ve Michal Krištof tarafından kurulan ofis, Prag, Brno, Bratislava ve Londra’da faaliyet gösteriyor. Kültürel, konut, eğitim ve kamusal binaların yanı sıra master planlar ve kamusal alanlar üzerine çalışıyorlar. Aedes’teki sergi, bu geniş portföyü dört tema altında sunuyor: PLAY, LIVE, ACTIVATE ve ADAPT. Her tema, kentsel dönüşümün farklı bir yönünü vurguluyor.

“Mimarlık, sadece binalar değil, aynı zamanda bir süreçtir. Bu sergi, o sürecin görünür kılınmasıdır.” — CHYBÍK + KRIŠTOF
Tasarımcılar İçin İlham Verici Bir Model
CHYBÍK + KRIŠTOF’un bu girişimi, mimarlık pratiğinin toplumla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor. Projelerin katılımcı bir açık çağrıyla belirlenmesi, yerel toplulukların ihtiyaçlarına doğrudan yanıt verilmesini sağlıyor. Sergi, aynı zamanda mimarların araştırma ve tasarım süreçlerini şeffaf hale getirerek, mesleğin gizemini azaltıyor ve kamusal diyaloğu teşvik ediyor.

Türkiye’de de benzer bir yaklaşımın, özellikle kentsel dönüşüm projelerinde, katılımcı ve şeffaf süreçlere duyulan ihtiyacı karşılayabileceğini düşünüyorum. Ancak ülkemizde açık çağrılar ve pro bono çalışmalar henüz yeterince yaygın değil. Bu tür girişimler, mimarlık kültürünün demokratikleşmesi adına önemli adımlar.
Editörün Yorumu
CHYBÍK + KRIŠTOF’un bu deneyi, mimarlığın sadece bir sonuç değil, aynı zamanda bir diyalog süreci olduğunu hatırlatıyor. Altı hafta gibi kısa bir sürede dört projenin derinlemesine geliştirilmesi iddialı görünse de, sürecin şeffaflığı ve katılımcılığı takdire şayan. Türkiye’de kentsel dönüşüm projelerinde benzer açık çağrı ve pro bono modellerinin yaygınlaşması, hem mimarlık kültürünü demokratikleştirecek hem de yerel ihtiyaçlara daha duyarlı çözümler üretecektir. Ancak bu tür girişimlerin sürdürülebilir olması için kurumsal destek ve yasal düzenlemeler şart. Önümüzdeki yıllarda canlı stüdyo sergilerinin artacağını ve mimarlık eğitiminde de yer bulacağını öngörüyorum.
Sonuç
“Building the Existing City”, mimarlığın sadece bir sonuç değil, aynı zamanda bir diyalog süreci olduğunu hatırlatıyor. Peki bu neden önemli? Çünkü mimarlık, toplumun ihtiyaçlarına yanıt vermek için şeffaf ve katılımcı olmak zorunda. Sergi, 3 Aralık’a kadar Berlin’de devam ediyor. Kaçırmayın derim.

Bu tür canlı stüdyo sergileri, mimarlık dünyasında giderek yaygınlaşan bir eğilim. Benim için en çekici yanı, tasarımın “bitmiş” bir ürün olarak değil, sürekli evrilen bir süreç olarak sunulması. Ancak eleştirel bir gözle bakarsak, altı hafta gibi kısa bir süre, dört projenin derinlemesine geliştirilmesi için oldukça iddialı. Yine de bu tür denemeler, mimarların toplumla diyaloğunu güçlendirmesi açısından umut verici.
Kaynak: ArchDaily | Yayın Tarihi: 23 Ekim 2026









