Anılarını Sandalyelere Oturtan Tasarımcı: Camilo Huinca
Sandalyeler hayatımızın en sıradan nesneleri. Çekeriz, otururuz, kalkarız, iteriz. O kadar. Ama bir tasarımcı sandalyeyi kişisel bir otobiyografiye dönüştürdüğünde, bu sıradanlık anlam kazanıyor. Şilili tasarımcı Camilo Huinca (stüdyo adı: ONLYJOKE), “Personal Histories” koleksiyonunda ahşap sandalyeleri oturma eyleminden çok anlatı aracı olarak kurgulamış.
Anıların Ahşaba Kazınması
Huinca’nın sandalyeleri, sırtlıklardan yükselen yüzler, koltuklara oyulmuş figürler ve ahşap damarlarına işlenmiş duygusal motiflerle dolu. Bu süslemeler sonradan fark edilecek detaylar değil; tam tersine, parçanın ilk bakışta kendini ele veren ana unsurları. Her sandalye bir başlık taşıyor: “Kırık Bir Atın Binicisi”, “Kırık Parçalar”, “Birleşme”. Bu başlıklar sonradan eklenmiş rastgele isimler değil; eserin yapısına işlemiş, tıpkı bir tablonun adının algınızı değiştirmesi gibi.

Öznel Yorum: Bu başlıklar beni çarptı. Tasarımda isimlendirme genelde pazarlama ekibine bırakılır; oysa Huinca, başlığı eserin omurgası yapmış. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım görmek isterdim: Örneğin, bir sedirin “Hüzün” değil de “Kırık Bir Atın Binicisi” olarak adlandırılması, kullanıcıyla bambaşka bir diyalog başlatır.
Malzemenin Sessiz Gücü
Ahşap, zamanı metal veya plastikten farklı taşır. Oymacının nerede durduğunu, nerede hızlandığını hissedersiniz. Huinca, Şili’nin kırsal Chillán bölgesinde geçirdiği yazlardan besleniyor. Bu köklülük, eserlere taklit edilmesi zor bir otantiklik katıyor. Elma şeklindeki heykel, oyulmuş motifler, görünür bağlantı elemanları, katmanlı boya… Hiçbiri rastgele değil; birikmiş, yoğunlaşmış bir hayat gibi.

Modülerlik ve Hafıza Metaforu
Sandalyeler modüler bir sistemle monte edilip demonte edilebiliyor. Bu, pratik bir tercihten çok, hafızanın nasıl işlediğine dair felsefi bir gönderme: Hiçbir şey kalıcı değil, geçmişinizden taşıdıklarınız aynı formda kalmıyor. Demonte edilebilirlik, bu düşünceyi sessizce yapıya yerleştiriyor.
O Zaman Oturulabilir mi?
Evet, oturulabilir. Ama işlev burada ikincil. Huinca, mobilyanın tasarım ve sanat arasındaki o rahatsız arafına meydan okuyor. İşlevsel nesnelerin yorum talep etmemesi gerektiği fikrini sessiz ama kararlı bir şekilde reddediyor.

Editörün Yorumu: Bu koleksiyon tasarım dünyasında önemli bir çizgi. Türkiye’de mobilya genelde ya tamamen işlev odaklı ya da tamamen dekoratif. Huinca’nın yaklaşımı, ikisini birleştirip anlam katmanı ekliyor. Önümüzdeki yıllarda, özellikle genç tasarımcılar arasında “anlatısal mobilya” akımının yükseleceğini düşünüyorum. Eksik bulduğum nokta ise renk paletinin biraz kasvetli olması; belki daha cesur renklerle anıların canlılığı da vurgulanabilirdi. Peki bu neden önemli? Çünkü tasarım, sadece işlev değil, aynı zamanda bir hikâye anlatma biçimidir. Huinca bize sandalyelerin de konuşabileceğini hatırlatıyor.



Kaynak: Yanko Design | Yayın Tarihi: 17 Haziran 2026







