Ana Sayfa Haberler Mimarlık

Biyofili, Zanaat ve Nöroçeşitlilik: Tasarımın Yeni Yüzü

Design Milk'in Clerkenwell Tasarım Haftası'nda düzenlediği diyaloglarda biyofili, zanaat ve nöroçeşitlilik masaya yatırıldı. Empati, yapay zeka ve nörokapsayıcı tasarım üzerine çarpıcı fikirler.

· Piyon Haber · Design Milk

Share:

Biyofili, Zanaat ve Nöroçeşitlilik: Tasarımın Yeni Yüzü

Design Milk, tasarımın fikir alışverişiyle evrildiğine inanıyor. Geçtiğimiz ay Londra’daki Clerkenwell Tasarım Haftası’nda, önde gelen mimarları, yükselen tasarımcıları, teknoloji uzmanlarını, sosyal bilimcileri ve medya gurularını üç gün boyunca bir araya getiren bir dizi diyalog düzenledik. İşte bu yılki Design Dialogues’da ele alınan başlıca konular.

Empati ve Yapay Zeka Çağında Tasarım

Deneyim tasarımının öncü isimlerinden Adipat Virdi, yapay zeka ve karma gerçeklik dünyasında empatinin rolü üzerine çarpıcı bir sunum yaptı. Virdi’ye Foster + Partners’tan Gamma Basra, Jack Morton’dan Andrew Reid ve Vision Tank’tan Mark Jeffrey eşlik etti. Virdi’nin perspektiflerini daha detaylı okumak için buraya tıklayın.

Biyofili, Zanaat ve Nöroçeşitlilik Üzerine Tasarım Sohbetleri

Empati, teknolojinin soğuk yüzünü insanileştiren tek anahtar. Virdi’nin vurguladığı gibi, yapay zeka ne kadar gelişirse gelişsin, tasarımın özünde insanı anlamak var.

Nörokapsayıcı Tasarım: Yeni Bir Çerçeve

AJ Paron, otizmin dört bilişsel profiline dayanan nörokapsayıcı tasarım için yeni bir çerçeve sundu. Paron, Be Kind Research’ten Alexandra Cleator ile birlikte, “yüksek vs. düşük hassasiyet” modelinin yerini, otistik bireylerin özellikleri ve yaşam bağlamlarına dair yeni araştırmalara bıraktığını açıkladı.

Biyofili, Zanaat ve Nöroçeşitlilik Üzerine Tasarım Sohbetleri

Deneyim Tasarımı ve Nöroçeşitlilik Buluşması

“Post-Nöro Ofis” panelinde, işyerlerinin bilişsel yük, odaklanma ve uzun vadeli zihinsel dayanıklılık üzerine tasarlanması tartışıldı. Panelistler arasında LOM’dan Chiara Cantilena, Gensler’den Megan Dobstaff ve RCA Helen Hamlyn Merkezi’nden Dr. Katie Gaudion yer aldı.

Pandemi Sonrası Ofis Paradigması

COVID-19 salgınından altı yıl sonra, kuruluşlar bambaşka bir iş yeri paradigmasında faaliyet gösteriyor. “Ofise Tam Güvenmeyen Bir İş Gücü İçin Tasarım” başlıklı oturumda, Resonate Interiors’tan Joanne Sanger ve Perkins&Will’den Mijail Gutierrez, pandemi sonrası ofislerin inceliklerini AJ Paron’la tartıştı. Z Kuşağı’nın gözünden ofis tasarımına bakıldığında, güven ve esneklik ön plana çıkıyor.

Biyofili, Zanaat ve Nöroçeşitlilik Üzerine Tasarım Sohbetleri


Editörün Yorumu: Bu diyaloglar, tasarımın sadece estetikten ibaret olmadığını, aynı zamanda insan psikolojisi ve sosyolojisiyle derin bir bağ kurduğunu gösteriyor. Özellikle nörokapsayıcı tasarım konusu, Türkiye’deki ofis projelerinde henüz yeterince ele alınmıyor. Oysa İstanbul gibi yoğun bir metropolde çalışanların bilişsel yükünü hafifletecek mekanlar tasarlamak, verimliliği artırmanın yanı sıra toplumsal bir sorumluluk. Bu trendin önümüzdeki yıllarda Türkiye’de de yaygınlaşacağını, özellikle teknoloji şirketlerinin bu konuda öncü olacağını düşünüyorum. Biyofili ise zaten doğayla iç içe yaşamaya alışkın bir kültür için doğal bir uyum sağlayabilir; ancak bunu yapay bir dekorasyon unsuru olarak değil, gerçek bir tasarım felsefesi olarak benimsemeliyiz.

Biyofili, Zanaat ve Nöroçeşitlilik Üzerine Tasarım Sohbetleri

Biyofili, Zanaat ve Nöroçeşitlilik Üzerine Tasarım Sohbetleri

Kaynak: Design Milk | Yayın Tarihi: 6 Haziran 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×