Castiglioni ve Munari: Tasarımda Oyunun Gücü
Milan’ın merkezindeki Parco Sempione’nin sınırında, Achille Castiglioni’nin eski stüdyosuna girdiğinizde, etrafa saçılmış alet edevat, güneş gözlükleri ve bir curling taşı görürsünüz. Geç İtalyan tasarımcının bu hazine dolu odası, onun sandalyeler, raflar ve çaydanlıklardan oluşan eserlerine oyuncakların da sızıp sızmadığını sorgulatır. Fondazione Achille Castiglioni’nin 2026-2027 sergisi ‘Achille and Bruno, Free to Play’in küratörü Marco Marzini, ‘Hayır!’ der. ‘Ama stüdyosunda ve evinde sayısız oyuncak biriktirdi ve sakladı; bunları kişisel eğlencesi, tasarım ilhamı ve çocuklarıyla arkadaşlarıyla oynamak için kullandı.’
Oyunun Tasarımdaki Yeri
Bu yıl, çağdaşı Bruno Munari’nin eserleriyle diyalog kuran sergi, Castiglioni’nin ıvır zıvırını yeniden çerçeveleyerek gündelik nesnelerde bulduğu neşeyi gözler önüne seriyor. Castiglioni hayatı boyunca oynanabilir oyunlar veya oyuncaklar tasarlamazken, Munari’nin çalışmaları didaktik bulmacalar, kitaplar ve oyunlarla dolu. Marzini, iki adam arasındaki zıtlığı şöyle açıklıyor: ‘Oyuncaklar somut bir eğitim aracıydı: çocukların özgür, yaratıcı ve bağımsız bireyler olarak büyümelerine yardımcı olmanın bir yolu. Bruno, çocuklara yetişkin, yetişkinlere çocuk gibi hissettirirdi.’

‘Bruno, çocuklara yetişkin, yetişkinlere çocuk gibi hissettirirdi.’ — Marco Marzini
Stüdyo Atmosferi: Bir Merak Dolabı
Vakfa girdiğinizde, tarihi bir avlunun hemen yanındaki sergi alanı, bir stüdyodan farksız. Galerilerin beyaz duvarları yok; aksine, dergilerle dolu kitaplıklar var. Eski vitrinlerin sararmış camlarının ardında, ince porselenler değil, ıvır zıvır yığınları, oynar gözler ve 3D gözlükler keşfediyorsunuz. Burası hareket halinde bir yer, bir merak dolabı; tasarımcı, yirmi yılı aşkın süredir aramızda olmasa da hâlâ çalışıyormuş gibi.

Oyun Evi: Etkinleşen Mekan
Marzini ve Vakıf, mekanın kaosunu kucaklayarak izleyiciyi bir tasarım oyun evine yerleştiriyor. Tavanda Munari’nin ikonik Ekim 1944 Domus yayınından bir poster asılı; Munari, altüst olmuş bir koltuğa oturmuş, bacaklarını sarkıtmış ve tuhaf bir şekilde rahat arıyor. Sergiyi canlandırmak için, sırtüstü devrilmiş, ağır döşemeli bir koltuk bir aynaya bakıyor; ziyaretçileri Munari’nin oynak tarzında gündelik nesneleri keşfetmeye ve bir özçekim çekmeye davet ediyor.

Editörün Yorumu
Bu sergi, tasarımda oyunun ciddiyetini hatırlatıyor. Castiglioni’nin biriktirdiği oyuncaklar, onun işine nasıl bir neşe kattığını gösteriyor. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım görmek mümkün mü? Belki de genç tasarımcılar, işlerine biraz daha oyun katmalı; sadece işlevsel değil, aynı zamanda eğlenceli nesneler yaratmalı. Önümüzdeki yıllarda, özellikle dijital tasarımda oyunlaştırma trendinin daha da artacağını düşünüyorum. Bu sergi, tasarımın sadece bir problem çözme aracı değil, aynı zamanda bir mutluluk kaynağı olabileceğini kanıtlıyor.




Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 17 Temmuz 2026










