Çelik Küreler Modüler Tasarımla Buluşuyor: Wishes Collection
Mimari bir detayın, bir korkuluk borusunun ucunda göze çarpmayan o küçük küreler… Reza Raeisifar ve Saber Abar, bu sıradan bileşeni bir araya getirerek Wishes Collection’ı oluşturmuş. Modüler sistemlerin mantığını tasarımın merkezine koyan koleksiyon; sandalye, bank, sallanan sandalye, zemin lambası ve evcil hayvan evinden oluşuyor. Tek bir malzeme ve tek bir form, bu kadar farklı işleve nasıl hizmet edebilir? İşte bu yazıda, bu sorunun cevabını arıyoruz.
Modüler Sistemin Gücü
Wishes Collection, temel bir fikir etrafında şekilleniyor: Aynı boyutta ve aynı yüzey işlemine sahip çelik küreleri tekrarlayarak farklı ölçeklerde yapılar oluşturmak. Çelik küreler, paslanmaz çelik sacın derin çekme yöntemiyle biçimlendirilmesiyle elde ediliyor; ayna cilası, onlara hem estetik bir derinlik hem de dayanıklılık kazandırıyor. Bu yaklaşım, mikro ölçekteki birimlerin makro ölçekteki karmaşık yapılara nasıl dönüşebileceğinin altını çiziyor. Her bir küre, sistemin “DNA’sı” gibi düşünülebilir. Tasarımcılar, bu yaklaşımla kullanıcıyı da sürece dahil ediyor; parçalar, sabit bir bütün olarak değil, kullanıcının ihtiyacına göre eklenip çıkarılabilen modüller olarak kurgulanmış.

Küçük birimlerin tekrarı, büyük yapıların dilini oluşturur. Bu koleksiyon, çeliğin sert yüzeyine adeta bir ritim katıyor.
Parçaların Anatomisi
Koleksiyonun her bir parçası, modüler sistemin farklı bir potansiyelini ortaya çıkarıyor. Aynı dilin tekrarı, işlevsel ve estetik olarak çeşitleniyor.

Sandalye ve Bank: Dikey ve Yatayın İki Hali
Sandalye, modüler sistemin en “dik” ifadesi. Yüksek sırtlık boyunca üst üste dizilen küreler, nesneye neredeyse törensel bir hava veriyor. Oturma eylemi, kürelerin görsel ağırlığıyla birleşince ortaya çağdaş bir heykel gibi duran bir mobilya çıkıyor. Bank ise tam tersi bir yaklaşımla, modülleri yatay olarak dizerek daha sakin bir ritim tutturuyor. Kırmızı döşemesi, çeliğin soğukluğunu dengeleyen sıcak bir kontrast oluşturuyor. İki parça da, tekrar eden çelik kürelerin yarattığı görsel hareketin, malzemenin ağırlığını nasıl unutturabildiğini gösteriyor.
Sallanan Sandalye ve Kedi Evi: Esneklik ve Mizah
Sallanan sandalye, sert çelik kürelerin hareketli bir zemin üzerindeki dansını izletiyor. Kürelerin katı varlığı, sallanan kızakların yumuşak eğrisiyle tezat oluşturuyor; bu tezat, tasarımı işlevsel olmaktan çıkarıp biraz oyun alanına taşıyor. Kedi Evi ise modüler sistemin en “muzip” hali. Mimari bir öğe olan küre, bu kez minyatür bir iç mekanın kabuğuna dönüşüyor. Bir kedinin bu kürelerin arasına saklandığını hayal etmek bile gülümsetiyor. Tasarımcılar, bu parçayla hem mizah duygusunu hem de modülerliğin ölçekle olan ilişkisini ustaca harmanlıyor.

Zemin Lambası: Modüler Sistemin Sınır Tanımayan Doğası
Zemin lambası, modüler sistemin mobilya ötesine geçerek ışıkla kurduğu ilişkiye odaklanıyor. Burada küreler artık taşıyıcı ya da oturma elemanı olmaktan çıkıyor; ışığı yakalayan, kıran ve yansıtan optik birer yüzeye dönüşüyor. Parlak çelik yüzeyler, lambanın yaydığı ışığı birçok noktaya dağıtarak etkileyici bir ışık oyunu yaratıyor. Böylece aynı eleman, tamamen farklı bir bağlamda kimliğini koruyarak yeni bir anlam kazanıyor.
Yansımalar ve İsmin Hikayesi
Wishes ismi, tesadüfen seçilmiş bir başlık değil. Kürelerin ayna gibi parlayan yüzeyleri, kullanıcıya kendi görüntüsünü yansıtıyor. Kullanıcı nesneye yaklaştıkça, görüntüsü kürelerin içinde bölünüyor, çoğalıyor ve her açıdan farklı bir perspektif sunuyor. Reza Raeisifar ve Saber Abar, bu karşılaşmayı bir dileğin zaman içinde birçok küçük eylemle gerçeğe dönüşmesine benzetiyor. Her küre, o eylemlerden biri gibi; hepsi bir araya geldiğinde gerçekleşmiş bir dileğin izini taşıyor.
Peki Bu Neden Önemli?
Modüler sistemler mobilya tasarımında yeni değil; ama çelik küre gibi oldukça spesifik ve “sert” bir birimi bu kadar farklı işlevle buluşturmak, tasarımın sınırlarını zorluyor. Wishes Collection, sürdürülebilirlik açısından da düşündürücü: Tek bir modül, kullanıcı ihtiyacına göre farklı ürünlere dönüşebiliyor. Bu, kaynakların verimli kullanılması anlamında önemli bir adım. Ayrıca, tasarımın “dilek” metaforuyla güçlenmesi, endüstriyel tasarımın yalnızca işlev değil anlam da üretebileceğini gösteriyor. Koleksiyon, küçük bir birimin büyük bir fikre nasıl kapı açabildiğinin altını çiziyor.
Editörün Yorumu
Reza Raeisifar ve Saber Abar’ın bu çalışması, “az çoktur” anlayışının çağdaş bir yorumu. Ancak bir eleştirim var: Çelik kürelerin soğuk ve endüstriyel dili, özellikle evcil hayvan evi gibi sıcak bir kullanım alanında yalnızca döşeme ile yumuşatılmaya çalışılmış; bu yeterli mi? Kedi evinin içine eklenecek ahşap veya keçe bir zemin, konforu artırabilir. Türkiye bağlamında baktığımızda, bu tür modüler ve demonte tasarımlar, özellikle küçük yaşam alanları için büyük bir potansiyele sahip. İstanbul’un dar koridorları, bu koleksiyonun sökülüp takılabilen yapısıyla çok daha yaşanabilir hale gelebilir. Sektörel öngörü ise şu: Modülerlik, ‘kişiselleştirme’ ile birleştiğinde önümüzdeki yılların en güçlü trendlerinden biri olacak. Wishes Collection bu anlamda doğru bir zamanda doğru bir fikri temsil ediyor; ama işlevsel ve duyusal açıdan biraz daha derinleşmesi gerektiğini de söylemek lazım. Yine de, bir korkuluk borusunun ucundaki küreden böylesine kapsamlı bir koleksiyon çıkarmak, tasarımda ‘gözlem’ gücünün en iyi örneklerinden biri.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 18 Ağustos 2026