Çelik Yastık: Dikişsiz Hacimsel Mobilya
Amman Tasarım Haftası 2026’da dikkat çeken JAWF koleksiyonu, paslanmaz çelik sacları hidrolik basınçla şişirerek yastık benzeri formlara dönüştürüyor. Ürdünlü tasarımcı Sarah Naghawi’nin deneysel çalışması, malzemenin sınırlarını zorlayarak mobilyaya heykelsi bir boyut kazandırıyor.
Çeliğin Şişme Hali
Sarah Naghawi’nin JAWF koleksiyonundaki çelik, kutu ile balon arasında bir yerde duruyor. Yüzeyler kabarıyor, çöküyor ve kırışıyor; sert metale sıkılası bir nesne görünümü veriyor. Malzemenin hâlâ apaçık metal olduğunu bilmek, bu şaşkınlık anını daha da ilginç kılıyor. Amman Tasarım Haftası 2026’da sergilenen koleksiyon, basıncın paslanmaz çelik sacları nasıl kendi iç mekânlarına sahip heykelsi nesnelere dönüştürebildiğini araştırıyor.

Naghawi, kaynaklı sac gruplarına hidrolik sıvı basıncı uygulayarak metalin genişlemesini ve deforme olmasını sağlayan hidromekanik şekillendirme yöntemini kullanıyor. Basınç, bir şekillendirme aracına dönüşerek çeliği orijinal düz halinin ötesine taşıyor. Ortaya çıkan yüzey, hem nesnenin dış görünümünü hem de içindeki boşluğu tanımlıyor.
İç Boşluğun Keşfi
JAWF adı, Arapçada “iç oda” veya “korunaklı boşluk” anlamına gelen bir kelimeden geliyor. Naghawi bu iç mekânı tasarımın başlangıç noktası olarak ele alıyor; oyuklar depolama ve kuşatma olanaklarına işaret ediyor. Heykelsi mobilyaların bazen siluetini beğenmemizi isteyip pratik amacını belirsiz bırakmasına karşın, burada boşluk araştırmanın merkezinde yer alıyor.

“Çelik sacın hacim kazanması, aslında bir mühendislik hikâyesi. Ama ortaya çıkan yüzey, o hikâyeyi izleyiciye fısıldıyor: ‘Bana baskı uygulandı, şeklim değişti, ama hâlâ buradayım.’”
Sergi fotoğraflarında ince, açılı ayaklar üzerinde yükselen dikdörtgen bir parça, yüzeyinde dikey olarak düzenlenmiş üç belirgin oyuk taşıyor. Yanında, açılı destekler üzerinde uzanan yatay bir parça, üst yüzeyi geleneksel düzlüğe teslim olmak yerine iniş çıkışlarla dalgalanıyor. Daha küçük, istiflenmiş bir form ise aynı şişkin geometriyi zemine yaklaştırıyor. Aile benzerliği açık, ancak her siluet basınçla şekillenmiş yüzeylere farklı bir sahne sunuyor.

Yansımaların Dansı
Parlak yüzey, bu formları fotoğraflarda özellikle canlı kılıyor. Sergi zemininden gelen mavi ve pencereden sızan parlak ışık lekeleri çeliğin üzerinde kırılıyor; bazı kenarları takip etmek kolaylaşırken diğerlerini bulmak şaşırtıcı derecede zorlaşıyor. Bana kalırsa parçalar, mobilya ile ezilmiş dev gümüş ambalaj arasında bir yerde duruyor. Bu benzetme sevgi dolu; tanıdık parlaklık sizi içine çekerken, düzensiz geometri mesafeyi koruyor.
Endüstriyel Terminolojiye Rağmen Erişilebilir Sonuç
Hidromekanik şekillendirme kulağa sonuçtan daha az yaklaşılabilir geliyor. Şişme prensibini düşünün, ancak çelik üretim sırasında oluşan deformasyonu kalıcı olarak koruyor. Dışa doğru eğriler ve içe doğru oyuklar, malzemeye uygulanan kuvvetlerin kanıtı olarak kalıyor. Bu, nesnelere yüzeylerinden okunabilen fiziksel bir geçmiş kazandırıyor. Süreç dekoratif bir kaplamanın altına gizlenmemiş; etkileri görsel karakterin büyük bölümünü sağlıyor.

Tasarımda Basıncın Estetiği
Naghawi’nin yaklaşımı, malzemenin “hatalarını” birer özellik olarak kucaklıyor. Çelik sacın geleneksel mobilya üretimindeki rolü genellikle düz, keskin ve öngörülebilir olmaktır. Burada ise çelik, basınçla şekillenerek kendi iradesini gösteriyor gibi. Tasarımcı, malzemenin fiziksel hafızasını görünür kılarak izleyiciye üretim sürecine dair bir okuma sunuyor.




