Ana Sayfa Haberler Endüstriyel Tasarım

Charlotte Kingsnorth: Sandalyeler Canlanıyor, Kürkleniyor

Charlotte Kingsnorth, çöpe atılmış sandalyeleri kürk ve köpükle canlı yaratıklara dönüştürüyor. Hi!breed serisi, mobilyaya hayvani bir kimlik kazandırıyor.

· Piyon Haber · Designboom

Share:

Charlotte Kingsnorth: Sandalyeler Canlanıyor, Kürkleniyor

Charlotte Kingsnorth’un Londra’daki stüdyosunda, atılmış sandalyeler tuhaf bir dönüşüm geçiriyor. Kimi orta yüzyıl iskeletini korurken, kimi şişkin döşemelerin altında kayboluyor. Tasarımcı, tanıdık mobilyaları isimlendirmesi güç yaratıklara dönüştürüyor: Kollardan tüyler fışkırıyor, gövdeler şişiyor, iskeletler yutuluyor.

Hi!breed Serisi: Bir Dönüşüm Hikayesi

Kingsnorth’un Hi!breed serisi, 2011’de Brompton’da boş bir dükkandaki atölye çalışmasıyla başladı. İlk sandalye, yerde zımba ve dikişle bir araya getirildi. Seri, önceden kullanılmış sandalyeleri temel alıyor: Kingsnorth, çöpe atılmış ya da hasar görmüş iskeletleri topluyor, her birinin karakterini çizimlerle analiz ediyor, ardından köpük ve kumaşla yeni bir beden inşa ediyor.

“Geleneksel döşeme, iskeletin mantığını takip eder. Kingsnorth ise köpüğün sınırları aşmasına izin veriyor.”

Charlotte Kingsnorth’un Canlı Mobilyaları: Koltuklar Kürkleniyor

Fuzzy Hi!breed: Kürklü Sandalyeler

Fuzzy Hi!breed serisinde, tiftik kumaş sandalyeleri yoğun tüylü bir katmanla kaplıyor. Ahşap kollar ve raylar kürkün arasından sıyrılıyor. Sonuç, bir araya toplanmış mavi bir sürüyü andırıyor. Kingsnorth, bu süreci “antropomorfik bir dönüşüm” olarak tanımlıyor.

Tasarımın Sınırlarında

Kingsnorth’un işleri, mobilyanın katı geometrisini reddediyor. Köpük, iskeletin açıklıklarından dışarı taşıyor, eklemleri sarıyor ve kendi yapısını oluşturuyor. Seçilen ahşap bölümler açıkta kalıyor. Kumaş elle dikiliyor. Bu yöntem, her parçayı benzersiz kılıyor.


Editörün Yorumu: Kingsnorth’un işleri bana Türkiye’deki “koltuk tamircilerini” hatırlattı; onlar da eski iskeletleri yeni köpük ve kumaşla hayata döndürür. Ama Kingsnorth, bu zanaatı bir adım öteye taşıyarak mobilyaya organik, neredeyse canlı bir kimlik kazandırıyor. Bence bu yaklaşım, özellikle seri üretimin hüküm sürdüğü günümüzde, nesnelere ruh üflemek isteyen tasarımcılar için ilham verici. Öte yandan, bu kadar “etli” formların her mekâna uyum sağlayamayacağını da söylemek gerek. Türkiye’de benzer bir yaklaşım, örneğin İznik çinileriyle kaplı bir koltuk iskeleti üzerinde denenebilir mi? Bu trend, önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir tasarım ve zanaatkârlık akımlarıyla birleşerek daha da yaygınlaşabilir.


Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 7 Temmuz 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×