Céleste Boursier-Mougenot’nun Yüzen Seramik Orkestrası Atina’da
Paris Bourse de Commerce ve New York Park Avenue Armory gibi kapalı mekanlarda sergilenen Céleste Boursier-Mougenot’nun ‘clinamen’ adlı enstalasyonu, ilk kez açık havaya taşınıyor. 26 Eylül - 5 Aralık 2026 tarihleri arasında Atina’daki Onassis Mandra’da sergilenecek olan eser, yüzlerce beyaz porselen kaseyi üç dairesel havuzda yüzdürerek sürekli değişen bir sualtı bestenin oluşmasını sağlıyor.
Su, Seramik ve Rastlantının Buluşması
1997’de tasarlanan ‘clinamen’, sabit bir enstalasyon değil; su, porselen kaseler, dairesel havuzlar ve hafif akıntıların kapları harekete geçirmesiyle her seferinde farklı bir konfigürasyon, ses ve ritim üretiyor. Yirmiden fazla versiyonu sergilenen eser, her mekanın mimarisine ve akustiğine uyarlanıyor.

Bu son versiyonda en büyük değişken artık sadece binanın kendisi değil. ‘clinamen’ ilk kez açık havada sergilenerek Atina’nın merkezindeki yeni ortamın koşullarına maruz kalıyor. Onassis Mandra’da kaseler, seslerini şehirle, değişen güneş ışığıyla, rüzgarla, insan sesleriyle ve yağmurla paylaşıyor.
“İnsanlar onu dışarıya koymak istedi. Hayır dedim. O bir iç mekan parçası.” — Céleste Boursier-Mougenot

Sanatçı, Atina’daki basın toplantısında bu kararından vazgeçme nedenini şöyle açıklıyor: “Mükemmel dengede olmalı. Rüzgar ve yağmur olmadığında mükemmel olmalı. Sonra aniden bir esinti gelirse yine mükemmel dengede olacak.” Geçen bir rüzgar kaselerin hareketini değiştirebilir; ışıktaki bir değişim suyun görünümünü dönüştürebilir; yağmur kompozisyona yeni bir katman ekleyebilir.
Epikurosçu Bir Sapma: Clinamen
Eserin adı, Epikurosçu felsefede atomların hareketindeki öngörülemez sapmayı ifade eden ‘clinamen’ kavramına gönderme yapıyor. Bu küçük sapmalar fikri, enstalasyonun işleyişinin merkezinde yer alıyor. Her porselen kase, Boursier-Mougenot tarafından kendine özgü tınısı için tek tek seçilmiş; böylece her çarpışma biraz farklı bir ses katkısı sağlıyor. Kaseler yaklaşıp ayrılırken, bir icracı olmadan hassas, çan benzeri tonlar üretiyor. Takip edilecek bir nota veya tekrarlanacak sabit bir dizi yok. Ses, sürekli olarak suyun hareketiyle üretiliyor.

Sanatçı, harekete olan bu ilgisini müzikle erken ilişkisine bağlıyor: “Hareketten, jestten, ses üretme eyleminden büyülenmiştim. İletmek istediğim tek mesaj, içine çekilme daveti.”
Türkiye’den Bakış: Açık Hava Enstalasyonları ve Kamusal Alan
Türkiye’de de benzer bir yaklaşımı İstanbul Bienali kapsamında veya kamusal alanlarda görmek mümkün. Ancak bizde genellikle açık hava enstalasyonları, iklim koşullarına ve şehir gürültüsüne karşı daha kırılgan. Boursier-Mougenot’nun eseri, tam da bu kırılganlığı bir estetik unsura dönüştürüyor. Atina’nın Belle Époque tiyatrosu Onassis Mandra, açık hava sahnesiyle esere doğal bir tiyatro atmosferi sunuyor. Türkiye’de de benzer tarihi açık hava mekanları (örneğin, İstanbul’daki açık hava tiyatroları veya antik amfiteatrlar) bu tür işler için değerlendirilebilir. Ancak yerel yönetimlerin ve sanat kurumlarının bu tür projelere desteği sınırlı.

Editörün Yorumu
Bu iş, doğanın ve sanatın iç içe geçtiği nadir örneklerden biri. Boursier-Mougenot’nun açık havaya çıkma konusundaki isteksizliğini anlıyorum; kapalı mekan, eserin kırılgan dengesini korumak için ideal bir kucak sunuyor. Ancak Atina’nın rüzgarlı akşamlarında, porselen kaselerin çıkardığı o çan seslerinin şehrin uğultusuna karışması, işe beklenmedik bir katman ekliyor. Türkiye’de ise durum farklı: Kamusal alanda sanat, genellikle bütçe kısıtları ve bürokratik engellerle boğuşuyor. Oysa İstanbul’un açık hava mekanları, bu tür deneysel işler için mükemmel birer sahne olabilir. Yeter ki yerel yönetimler, sanatı bir “lüks” değil, kentsel deneyimin ayrılmaz bir parçası olarak görsün. Önümüzdeki yıllarda, iklim kriziyle birlikte açık hava enstalasyonlarının daha da önem kazanacağını düşünüyorum; çünkü izleyici, doğanın performansa dahil olduğu bu tür işlerde kendini hem seyirci hem de parçası olarak buluyor.
Peki bu neden önemli? Çünkü ‘clinamen’, sanatın kontrol edilemez olanla kurduğu diyaloğun bir kanıtı. Tasarımcılar için de ilham verici: Malzemenin, mekanın ve rastlantının tasarıma nasıl yön verebileceğini gösteriyor.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 25 Eylül 2026













