Dev Tığ İşi Yapılar: Choi+Shine’ın El Emeği Anıtsallığı
Amsterdam merkezli Choi+Shine Architects, tığ işini geleneksel el sanatı sınırlarından çıkarıp kamusal alanlarda devasa, içine girilebilen yapılara dönüştürüyor. Jin Choi ve Thomas Shine liderliğindeki stüdyo, 2003’ten beri mimarlık, kamusal sanat ve tekstil pratiği arasında geziniyor. Gönüllülerden oluşan bir toplulukla çalışan ikili, projelerini çizimler, dijital modeller, yapısal testler, desen oluşturma ve topluluk atölyeleriyle hayata geçiriyor.
Ölçeğin Dönüşümü: Elden Kente
Tığ işi genellikle vücuda yakın, küçük ölçekli bir uğraş. Choi+Shine ise bu tekniği öyle bir büyütüyor ki altında yürüyebiliyor, gölgesinde oturabiliyorsunuz. Desenli gölgeler düşüren, ışığı süzen bu yapılar, yüzeylerindeki el işçiliği izlerini koruyor. Her bir dikiş, asılı bir odanın parçası haline gelirken, sıradan bir direk, peyzajda antropomorfik bir figüre dönüşebiliyor.

“Altyapının insan varlığını taşıyabileceği basit fikrine sürekli geri dönüyoruz.” - Choi+Shine Architects
Devlerin Ülkesi: 2010’dan Bir Vizyon
Stüdyonun büyük ölçekli dantel enstalasyonlarına başlamadan önce, İzlanda’da farklı bir kamusal figür hayal ettiği görülüyor. 2010 tarihli ‘Devlerin Ülkesi’ (The Land of Giants) önerisi, standart çelik elektrik iletim kulelerini, kollarını açmış, pozları değişen insan şeklindeki direklere dönüştürüyordu. Mevcut bir endüstriyel sisteme küçük değişiklikler yapılmış, ancak imaj tamamen değişmişti. Bu kavramsal proje, enerji hatlarını devasa bedenlerden oluşan bir alaya çeviriyor. Hâlâ elektrik taşıyorlar ama aynı zamanda eğiliyor, tırmanıyor ve hareket halindeymiş gibi ufukta duruyorlar.

Dantel Yapılar: Kentin Yeni Katmanları
‘The Urchins’, ‘The Lace’, ‘The Trees’ ve ‘The Power of One’ gibi işlerde tığ işi, nesne ölçeğinin çok ötesine geçiyor. Enstalasyonlar gölgelik, perde, duvar ve geçici muhafazalara dönüşüyor. Yüzeyleri açık ve gözenekli, ama yine de mekanı şekillendiriyor. Işık desenli kordonlardan geçip yere kırılıyor, gölgeler gün içinde değişiyor. İnsanlar eserin etrafında toplanıp deseni hareketle okumaya başlıyor.
Singapur’daki Marina Bay’de ilk kez sergilenen ‘The Urchins’, tığ işi danteli, karanlıkta parlayan ve gündüzleri karmaşık gölgeler oluşturan büyük asılı formlara dönüştürüyor. Deniz canlılarının görsel dilini ödünç alan bu formlar, birebir kopya olmaktan uzak. Güçleri, yumuşaklık ile ölçek arasındaki gerilimden geliyor; el işçiliği, yapının anıtsallığıyla çelişiyor.

Editörün Yorumu: Choi+Shine’ın işleri, el emeğinin dijital çağda hâlâ ne kadar güçlü olabileceğini gösteriyor. Ancak bu kadar büyük ölçekli tığ işi yapıların sürdürülebilirliği konusunda şüphelerim var. Malzeme olarak genellikle sentetik ipler kullanılıyor; bu da çevresel açıdan sorgulanabilir. Yine de, Türkiye’deki el sanatları geleneğiyle kurduğu bağ ilham verici. Anadolu’da halı ve dantel kültürü çok güçlü; belki bizim tasarımcılar da bu tür bir ölçek atlamayı denemeli. Önümüzdeki yıllarda, kamusal sanatta el işçiliğinin daha fazla yer bulacağını, özellikle de katılımcı atölyelerle toplulukları bir araya getiren projelerin artacağını düşünüyorum. Ama malzeme seçiminde daha doğa dostu alternatifler şart.












