Doğru Oturma Diye Bir Şey Yok: Hareket Yeni Ergonomi
Yıllardır ofis ergonomisi “doğru” oturma pozisyonunu arayışla geçti: sabit duruşlar, bel desteği, hesaplanmış açılar… Ama ya tüm bunlar yanlışsa?
Statik Ergonomiden Dinamik Yaklaşıma
Geleneksel ergonomi, konforu hareketsizlikle ilişkilendirdi. Sandalyeler omurgayı sabitlemek, hareketi azaltmak için tasarlandı. Oysa yeni araştırmalar, sürekli mikromovmentlerin (küçük hareketlerin) dolaşım, kas-iskelet sağlığı ve genel iyilik hali için kritik olduğunu gösteriyor. Artık ergonomi, “düzeltme” mantığından sıyrılıp uyum, denge ve akışkan harekete odaklanıyor.

“Konfor, statik bir kalıcılık değil, hareket etme özgürlüğüdür.”
KI’nin Vizyonu: Tasarım Günleri 2026
Bu paradigma değişimi, KI’nın Chicago’daki Tasarım Günleri 2026 sunumuna yön veriyor. Şirket, Fulton Market bölgesinde yeni bir İlham Merkezi açarken, ziyaretçileri oturma, hareket etme ve etkileşim kurmanın yeni yollarını keşfetmeye davet eden sürükleyici bir enstalasyon hazırlıyor.

Türkiye’de Ergonomi: Neredeyiz?
Türkiye’de ofis mobilyası üreticileri hâlâ çoğunlukla statik ergonomiye odaklanıyor. Oysa hibrit çalışma düzenine geçişle birlikte, hareketi teşvik eden dinamik çözümler kaçınılmaz olacak.

Editörün Yorumu: KI’nin bu hamlesi, ergonomide devrim niteliğinde. Ancak beni rahatsız eden nokta, bu tür yeniliklerin genellikle lüks ofisler için tasarlanması. Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğu hâlâ sabit, hatta ayarlanamayan sandalyeler kullanıyor. Bu trendin yaygınlaşması için maliyetlerin düşmesi şart. Önümüzdeki yıllarda, modüler ve uygun fiyatlı dinamik oturma çözümlerinin pazarı domine edeceğini düşünüyorum. Tasarımcılar olarak, sadece ofis mobilyasını değil, kullanıcının tüm gün boyunca hareket edebileceği bir ekosistemi düşünmeliyiz.
Sonuç: Akışta Hareket
Belki de doğru oturma diye bir şey yok; sadece sürekli değişen bir pozisyonlar bütünü var. Tasarımın geleceği, bedeni sabitlemek değil, onu akışta tutmak.









Kaynak: ArchDaily | Yayın Tarihi: 29 Mayıs 2026




