Ana Sayfa Haberler İç Mimarlık

Venedik Bienali’nde Fas Rüzgarı: Asǝṭṭa ile Eşiğin Dönüşümü

Fas, Amina Agueznay'ın Asǝṭṭa enstalasyonuyla Venedik Bienali'nde. Geleneksel zanaatlar ve kolektif hafıza, mimari bir eşik deneyimine dönüşüyor.

· Piyon Haber · Designboom

Share:

Venedik Bienali’nde Fas Rüzgarı: Asǝṭṭa ile Eşiğin Dönüşümü

Bu yıl Venedik Bienali, sanat ve mimarlık dünyasına Fas Krallığı’nın ilk ulusal pavyonunu sunarak tarihe not düşüyor. Arsenale’deki Artiglierie bölümünde ziyaretçilerini ağırlayan pavyon, çok disiplinli sanatçı Amina Agueznay’ın imzasını taşıyan “Asǝṭṭa” adlı anıtsal enstalasyonla, geleneksel zanaatların ve ortak hafızanın derinliklerine doğru eşsiz, düşündürücü bir yolculuğa çıkarıyor. Agueznay, Designboom’a verdiği demeçte projesini, “ikinci bir deri veya bir membran gibi açılan, tamamen sürükleyici bir enstalasyon” olarak tarif ediyor; Fas’ın köklü kültürel kimliğini modern sanatın evrensel diliyle ustaca birleştiriyor.

Âatba: Geçmişten Geleceğe Uzanan Bir Eşik Hikayesi

Fas pavyonunun küratörü Salma Lahlou Berrada, bu özel mekanı “ataların anlatılarını dolaşıma sokan, gözenekli, eşiksel bir alan” olarak tanımlıyor. Berrada, mekanın aynı zamanda “farklı diller ve teknikler arasında nasıl birlikte üretebileceğimize dair daha geniş bir soru” sorduğuna dikkat çekiyor. Bienal’in Koyo Kouoh küratörlüğündeki “In Minor Keys” temasıyla güçlü bir diyalog kuran Asǝṭṭa, ana akım anlatıların ötesinde, kolektif yaşamı şekillendiren “ihtiyatlı, mütevazı ama zengin ve yapılandırıcı pratikleri” merkeze alıyor.

Fas’ın Venedik Bienali’ne İlk Adımı: Asǝṭṭa’nın Büyülü Eşiği

Asǝṭṭa enstalasyonunun kalbinde, hem mimari hem de sembolik bir varlık olan “âatba” yani eşik kavramı yatıyor. Görsel sanatçı Amina Agueznay, bu temel kavramı Designboom’a şöyle açıklıyor:

“Eşik, ya da âatba, arada kalmışlıktır. Kozmolojik bir kavram olmanın ötesinde, eşik insanların hayatlarını düzenleme ve pratiklerini sürdürme biçimidir.”

Fas’ın Venedik Bienali’ne İlk Adımı: Asǝṭṭa’nın Büyülü Eşiği

Amerika Birleşik Devletleri’nde mimarlık eğitimi aldıktan sonra Fas’a dönerek yerel pratikleri derinlemesine araştıran Agueznay, uzun yıllardır mekansal düşünme ile malzeme bilgisinin kesişiminde titiz çalışmalar yürütüyor. Genellikle zanaatkarlarla sürdürülebilir işbirlikleri aracılığıyla projeler geliştiren sanatçı, bu derinleşimli yaklaşımla Asǝṭṭa’ya da ruh veriyor.

İç ve Dış Arasında: Eşiğin Mimari ve Sembolik Gücü

Fas kültürel bağlamında eşik, iç ve dış, kutsal ve dünyevi, özel ve kamusal arasında kritik bir arabulucu rolü üstlenir. Berrada, bu mekansal durumu daha da derinleştirerek, “sadece bir kapıdan çok daha fazlası; bir bölünme alanı olmaktan ziyade bir geçiş alanı, atalardan kalma ritüellerle canlanan bağımsız bir mimari ve sembolik varlıktır” şeklinde açıklıyor. Arsenale’deki Artiglierie’nin içinde bu fikir hayat buluyor; enstalasyon, ziyaretçilerin sabit bölgelerden ziyade akışkan geçişlerden oluşan bir peyzajda hareket ettiği “dönüştürücü bir eşik (âatba)” olarak işlev görüyor.

Fas’ın Venedik Bienali’ne İlk Adımı: Asǝṭṭa’nın Büyülü Eşiği

Bu “aradaki” mekanın aynı zamanda hem zamansal hem de algısal bir boyutu bulunuyor. Berrada, “Bu ‘aradaki’ alan, nefes alma ve bakış açısı kazanma anları sunar” diyerek, bu durumu “Arap şiirindeki ritmik duraklamalara veya müziğin derinliğini ortaya çıkaran sessizliklere” benzetiyor. Bu sayede Asǝṭṭa, sadece fiziksel bir geçiş değil, aynı zamanda ruhsal ve zihinsel bir dönüşüm alanı vadediyor.

Zanaatın Gücü: Geçmişten Gelen Bilginin Yenilikçi Yorumu

Asǝṭṭa, sunumuyla zanaatkarlığı yalnızca korunması gereken bir miras olarak değil, aynı zamanda çağdaş bir bilgi üretim biçimi olarak yeniden çerçeveliyor. Agueznay, “Bilgi üretimi, korumanın ötesine geçerek inovasyona dönüşür” diye net bir şekilde belirtiyor. Bu yaklaşım, sadece geleneksel tekniklerin devamlılığını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda onları modern bağlamlara taşıyarak yeni anlamlar ve işlevler kazandırıyor. Sanatçıya göre inovasyon, maddenin derinlemesine anlaşılmasını ve deneyim yoluyla sürekli keşfi içeriyor. Asǝṭṭa, bu felsefenin somutlaşmış hali olarak sadece bir sergi değil, aynı zamanda çağdaş tasarımın gelenekle nasıl diyalog kurabileceğinin, bilgi üretimini nasıl dönüştürebileceğinin ve gelecek nesillere ilham verebileceğinin güçlü bir kanıtı niteliğinde. Bu enstalasyon, Fas’ın zengin kültürel mirasını global sahneye taşırken, aynı zamanda tasarımın evrenselliğini ve yerel kimliklerin gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 30 Nisan 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×