Ana Sayfa Haberler Mimarlık

Formafantasma: Sergi Tasarımında Gerilim Arayışı

Formafantasma, sergi tasarımında nötraliteyi sorguluyor ve sanat eserleriyle mekan arasındaki gerilimi arıyor. Detaylar yazımızda.

· Piyon Haber · Designboom

Share:

Formafantasma: Sergi Tasarımında Gerilim Arayışı

Milan ve Rotterdam merkezli stüdyo Formafantasma, sergi tasarımına alışılmadık bir yaklaşım getiriyor. Andrea Trimarchi ve Simone Farresin’in kurduğu stüdyo, sergi tasarımını sanat eserleri, bina, kurum ve izleyici arasındaki ilişkileri yakından incelemekle başlatıyor. Araştırma odaklı pratikleriyle tanınan ikili, malzeme, kültür ve gelenek ile çağdaş üretim arasındaki ilişkiye odaklanıyor ve aynı merakı sergi yapımına da taşıyor.

Gerilim Nedir ve Neden Önemli?

Formafantasma, bir projede “gerilim” olarak adlandırdıkları şeyi arıyor: sanat eserlerinin, mimarinin, küratöryel fikrin ve yerleşik sergileme biçimlerinin tam olarak örtüşmediği anlar. Designboom’a konuşan stüdyo, “Sabit bir metodoloji yok, çünkü sergi tasarımı her zaman ilişkiseldir” diyor.

Formafantasma: Sergi Tasarımında Gerilim Arayışı

Stüdyonun sürecinde araştırma ve tasarım eşzamanlı ilerliyor. Sanat eserlerini, malzeme ve tarihsel bağlamlarını, sergilenecekleri binayı ve yerleşik sergileme geleneklerini incelerken bir yandan da duvarları, malzemeleri, görüş açılarını ve mekanı organize etmenin diğer yollarını test ediyorlar. Bazen pragmatik görünen bir karar, daha büyük bir soruyu ortaya çıkarabiliyor. “Görünüşte pragmatik bir karar, bir duvar, bir kumaş, belirli bir görüş açısı, projenin merkezine yerleşen kavramsal bir soruyu açığa çıkarır” diye açıklıyorlar.

Nötrallik Yanılsaması

Bu çalışma biçimi, Formafantasma’yı çağdaş sergi yapımının en bilinen geleneklerinden birini sorgulamaya yönlendiriyor: nötrallik. Beyaz küp, bir sanat eserinin etrafında kaybolup gidebilir, ancak stüdyo, bu tanıdıklığın onu nötr yapmadığını savunuyor. “Beyaz sıvalı bir duvar, metal veya tekstil bir duvardan daha az tasarlanmış değildir” diyorlar. “Sadece çağdaş sanat içinde o kadar tanıdık hale geldi ki, artık onu bir seçim olarak görmeyi bıraktık.”

Formafantasma: Sergi Tasarımında Gerilim Arayışı

“Yanıt, sorudan önce gelemez. Zaten orada olana çok yakından bakmaktan doğar.” — Andrea Trimarchi ve Simone Farresin

Amsterdam’daki Rijksmuseum’da gerçekleştirdikleri Caravaggio ve Bernini sergileri ile Moderna Museet’teki Mike Kelley sergisi, bu fikre esere bağlı olarak nasıl farklı yaklaştıklarını gösteriyor. Caravaggio ve Bernini için, sanatçılarla ilişkilendirilen karanlık ve teatral aydınlatmadan uzaklaşarak beyaz küpe daha yakın bir sergileme dili kullandılar. Mike Kelley’de ise neredeyse tam tersini yaparak müzenin endüstriyel karakterini metal paneller aracılığıyla ön plana çıkardılar. Her iki durumda da eserlerin etrafındaki mimari, arka planda kaybolan bir şey olarak değil, serginin bir parçası olarak ele alınıyor.

Formafantasma: Sergi Tasarımında Gerilim Arayışı

Mekansal Koşulların Peşinde

Stüdyo için amaç, her projede ilişkileri daha görünür veya daha karmaşık hale getirebilecek mekansal koşulları belirlemek. “Her şeyi birleştirecek bir görsel dil bulmakla, bir sergi içindeki ilişkileri daha okunur veya daha karmaşık hale getirebilecek mekansal koşulun ne olduğunu anlamak arasında bir tercih yapıyoruz” diyorlar. Bu yaklaşım, sergi tasarımını bir tür görsel kimlik oluşturma aracı olarak görmenin ötesine geçiyor; mekanı, anlamın inşa edildiği bir alan olarak yeniden tanımlıyor.


Formafantasma: Sergi Tasarımında Gerilim Arayışı

Editörün Yorumu

Formafantasma’nın sergi tasarımı yaklaşımını okurken, nötrallik eleştirilerinin ne kadar yerinde olduğunu düşündüm. Beyaz küpün dokunulmazlığı, aslında bir tür konfor alanı; onu kırmak cesaret istiyor. Stüdyonun Caravaggio ve Bernini sergisinde karanlık teatrallikten kaçınması bence riskli ama bir o kadar da aydınlatıcı bir karar. Türkiye’de de benzer bir yaklaşımın yeşermesi, çağdaş sanat mekanlarımızın çeşitlenmesi açısından umut verici olurdu. Özellikle İstanbul Bienali gibi etkinliklerde, yerleşik sergileme alışkanlıklarının dışına çıkan denemeler görmek sevindirici. Ancak, bu tür deneysel yaklaşımların kurumsal sürdürülebilirlikle nasıl bağdaşacağı hâlâ önemli bir soru. Sergi tasarımı, sanat eserini görünür kılmanın ötesinde, mekânın politikasını da konuşmamızı sağlıyor. Peki, bu neden önemli? Çünkü nötr olduğunu varsaydığımız her karar, aslında bir tercih ve o tercihlerin farkında olmak, tasarımcıyı pasif bir uygulayıcı olmaktan çıkarıp anlamın ortak yapımcısı haline getiriyor.

Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 22 Eylül 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×