Foster + Partners’tan Erivan’a Bahçe Köprülü İkiz Kuleler
Erivan’ın silueti değişiyor. İngiliz mimarlık stüdyosu Foster + Partners, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da inşa edilecek World Trade Center projesinin merkezine, üç köprü elemanıyla birbirine bağlanan ikiz gökdelenleri yerleştiriyor. Kulağa tanıdık geliyor mu? Evet, ama bu kez hikâyenin bir farkı var: köprüler sadece geçiş güzergâhı değil, aynı zamanda peyzajlı teraslar barındıran yaşam alanları olarak kurgulanmış.
İki Kule, İki Farklı Program
Projenin kulelerinden biri ofislere, diğeri ise konutlara ve bir otele ev sahipliği yapacak. Foster + Partners, bu iki kuleyi kapalı köprülerle birleştirerek her iki yapının kullanıcılarına ortak olanaklar sunmayı hedefliyor. Cam cephelerle sarılı kuleler, betonarme taşıyıcı çerçeve, çelik destekleme ve bölünmüş bir çekirdek sistemiyle tasarlanmış; böylece iç mekânlarda açık ve esnek kullanım imkânı sağlanıyor.
Kulelerin açıları, Erivan’ın simge yapılarına bakacak şekilde hesaplanmış: Ermenistan Ulusal Meclisi, Ermeni Ulusal Opera ve Bale Tiyatrosu, Ermeni Soykırımı Anıtı ve elbette uzakta yükselen Ağrı Dağı. Burada bir parantez açmak gerek: Ağrı Dağı’nın bir Ermenistan projesinde görsel referans olarak kullanılması, tasarımın sembolik yükünü bir anda katlıyor. Mimarlık her zaman politiktir, ama burada politika doğrudan manzaraya gömülmüş durumda.

Zemin Katında Şehir Hayatı
Projenin yalnızca kulelerden ibaret olmadığını belirtmek lazım. Gökdelenlerin tabanında, bir kamusal meydanın etrafına yerleştirilmiş eğlence, konaklama ve alışveriş mekânlarını barındıran alçak yapılar bulunuyor. Foster + Partners kıdemli ortağı Niall Dempsey, tasarımı şöyle özetliyor:
“Yeni geliştirmemiz, ülkenin tarihi ve kültürüyle yakın bir diyalog içinde. Alçak yapılar geniş kentsel dokuya sorunsuzca eklemlenirken, kuleler zemin seviyesinden yükseltilerek alanın yüzde 50’sini serbest bırakıyor ve şehir hayatına önemli bir katkı sunuyor.”
Bu yüzde 50’lik boşluk iddiası, aslında projenin en tartışmalı vaadi. Zemin kotunu kamusal kullanıma açmak, gökdelen tasarımında sıkça dile getirilen ama pratikte çoğu zaman otopark ve servis alanlarına kurban edilen bir ideal. Foster + Partners bunu gerçekten başarabilirse, Erivan için kayda değer bir kazanım olur.

Tamanian’ın Bahçe Şehri Hayali
Projenin konumu tesadüf değil. World Trade Center, Erivan’ın 1924’te Ermeni mimar Alexander Tamanian tarafından master planı çizilen bölgesinde yükselecek. Tamanian’ın şehri bir bahçe kentine dönüştürme hayali, bugünün tasarım kararlarında hâlâ yankılanıyor. Yakındaki parkın merkezi yeşil aksı, gökdelenlerin tabanındaki podiuma uzanan bir güzergâh olarak devam ettirilecek.
Foster + Partners ortağı Juan Frigerio, kamusal alanların bölgenin mimari mirasını referans alacağını belirtiyor:
“Şemamız, kentsel dokuyu kamusal alanlarla birleştirerek şehrin açık hava yaşamını kutluyor ve yeni müdahalelerimizin tarihi dokuyla uyum içinde çalışmasını sağlıyor. Kulelerin kuzeyinde, etkinlik meydanı önemli Aziz Yuhanna Vaftizci Kilisesi’ne ve ön avlusuna yanıt vererek eski ile yeni arasında kesintisiz bir bağ kuruyor.”

Esneklik ve Strüktür
Teknik tarafta bölünmüş çekirdek kararı dikkat çekici. Kulelerin ortasından geçen tek bir beton çekirdek yerine ikiye ayrılmış bir sistem kullanılması, kat planlarında geniş, kesintisiz ofis alanları yaratılmasına olanak tanıyor. Çelik destekleme ile güçlendirilen betonarme çerçeve, hem deprem kuşağındaki bir coğrafya için yapısal dayanıklılık hem de cephede m
Editörün Yorumu
Foster + Partners’ın Erivan projesi, küresel bir mimarlık pratiğinin yerel bağlama nasıl eklemlendiğini gösteren çarpıcı bir örnek. Ancak Türkiye’den bakınca, Ağrı Dağı’na yapılan gönderme ister istemez politik bir okumayı davet ediyor. Türkiye’de son yıllarda gökdelen projeleri genellikle kentsel dönüşümle iç içe geçmiş durumda; oysa burada kamusal alan yaratma iddiası ön planda. Yüzde 50’lik boşluk vaadi, eğer gerçekleşirse, İstanbul ve Ankara’daki benzer projeler için de bir emsal oluşturabilir. Sektörel olarak, bölünmüş çekirdek ve çelik destekleme kombinasyonu, deprem kuşağındaki yapılar için ilham verici. Yalnızca görsel değil, işlevsel esneklik de sunuyor. Peki bu neden önemli? Çünkü mimarlık, sadece bina yapmak değil, kent hafızasına dokunmaktır. Foster + Partners bunu başarabilirse, Erivan’ın geleceğine gerçekten katkı sunar.
Kaynak: Dezeen | Yayın Tarihi: 24 Ekim 2026