Ana Sayfa Haberler Mimarlık

Yerel Bağlam Olmadan Geleceğin Şehri Olmaz: David Gianotten

David Gianotten, 15 dakikalık şehri evrensel bir reçete olarak görmüyor. OMA mimarı, yerel bağlamın önemini vurgulayarak geleceğin şehirlerini anlatıyor.

· Piyon Haber · Designboom

Share:

Yerel Bağlam Olmadan Geleceğin Şehri Olmaz: David Gianotten

Bir şehri geleceğe taşıyan şey, tek tip bir plan mı yoksa o şehrin kendi ritmi mi? OMA’nın yönetici ortağı David Gianotten için cevap net: yerel bağlam. Konut, hareketlilik, kamusal alan, yoğunluk ve topluluk meseleleri, her yerin kendine özgü tarihinden ve koşullarından bağımsız düşünülemez. Bu duruş, onu evrensel şehir formüllerinin cazibesine karşı net bir yere konumlandırıyor.

15 Dakikalık Şehir: Herkese Uyan Tek Beden mi?

Son yılların en popüler planlama kavramlarından biri haline gelen 15 dakikalık şehir, günlük ihtiyaçlara kısa bir yürüyüş veya bisikletle ulaşılabilecek mahalleler öneriyor. Yaşam, çalışma, boş zaman ve hizmetleri birbirine yaklaştırarak arabaya bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Ancak Gianotten, bu kavramı bir şablon olarak görmeye mesafeli:

Geleceğin Şehirleri Yerel Bağlamla Şekillenir: David Gianotten

“15 dakikalık şehrin temel fikri, kentsel yaşamın günlük ihtiyaçların çoğunun kısa bir yürüyüş veya bisikletle ulaşılabileceği mahalleler etrafında organize edilmesidir. Bunu değerli bir çerçeve olarak görüyorum ama evrensel bir planlama modeli olarak ele almaktan kaçınırım.”

Gianotten için asıl mesele, her şehrin 15 dakikalık olup olmaması değil; bir şehrin erişilebilir hale gelmesini sağlayan koşulların ne olduğu. Bu, altyapı, toplu taşıma, bisiklet, mikro mobilite, konut ve yerel olanakları kapsıyor. Ancak bunların ekonomik sonuçları da aynı derecede kritik. “Yeni ulaşım bağlantıları ve yerel olanaklar arazi değerlerini yeniden şekillendirebilir; bu da konut erişilebilirliği, gelişim ve kentte erişim açısından ciddi etkiler yaratır” diyor.

Erişilebilirliğin Gölgesinde Kentsel Eşitsizlik

15 dakikalık şehrin masum vaadi burada karmaşıklaşıyor. Mükemmel toplu taşıma, yürünebilir sokaklar, parklar, okullar, mağazalar ve kültürel tesisler sunan bir mahalle, tam da bu özellikleri nedeniyle daha cazip hale gelebilir. Konut fiyatını ve çeşitliliği koruyan mekanizmalar yoksa, daha erişilebilir şehir aynı zamanda daha pahalı bir şehre dönüşebilir. Gianotten modeli reddetmek yerine, onu “günlük yaşamın daha erişilebilir, sürdürülebilir ve bağlantılı olduğu yerler yaratma rehberi” olarak yeniden çerçeveliyor.

Geleceğin Şehirleri Yerel Bağlamla Şekillenir: David Gianotten

Alışveriş Merkezi Tipolojisinin Evrimi

Gianotten’in evrensel modellere şüpheciliği, çok farklı kentsel bağlamlarda çalışan bir pratikten besleniyor. OMA’nın Powerhouse Parramatta sergisi için yürüttüğü alışveriş merkezi araştırması, mimarın tipolojilerin evrimine nasıl baktığını gösteriyor. Alışveriş merkezinin “babası” Victor Gruen, bu tipolojiyi başlangıçta arabaya bağımlı banliyöler için bir kamusal merkez olarak tasarlamıştı. Ancak model zamanla banliyö genişlemesinin ve geleneksel şehir merkezlerinin gerilemesinin simgesi haline geldi. Bu da bize tipolojilerin sabit olmadığını, toplumsal ve ekonomik koşullarla yeniden şekillendiğini gösteriyor.

Geleceğin Şehirleri Yerel Bağlamla Şekillenir: David Gianotten

Editörün Yorumu: Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?

Bu noktada işin içine biraz da kendi sahamızdan girmek istiyorum. Türkiye’de de evrensel reçetelerin yerel dinamikleri görmezden gelerek uygulandığını sık sık görüyoruz. Özellikle İstanbul gibi hızlı dönüşen metropollerde 15 dakikalık şehir fikri ilham verici olabilir; ancak İstanbul’un çok merkezli tarihi dokusu, tarihi yarımadadan Anadolu yakasına uzanan farklı katmanları, her mahallenin kendi ritmiyle ele alınmasını gerektiriyor. Gebze’den Bakırköy’e kadar aynı formülü uygulamak, kentin özgünlüğünü silebilir. Kentsel dönüşüm projelerinde sadece fiziksel mekân değil, sosyal dokunun da inşa edilmesi gerektiğini unutmamalıyız. Tasarım anlamında bu, her mahallenin ihtiyacını doğru okuyan, yere özgü çözümler geliştiren bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Sektörel öngörüme gelince: Önümüzdeki yıllarda veriye dayalı kentsel analizler ve katılımcı planlama süreçleri daha da önem kazanacak. Gianotten’in yaklaşımı, bu noktada hem tasarımcılara hem de planlamacılara rehber olabilecek net bir duruş sunuyor. Peki bu neden önemli? Çünkü on yıl sonra bugün ürettiğimiz planlarla yaşayacağız. Evrensel bir formülün kopyası değil, kendimizin icat ettiği bir gelecek inşa etmek istiyorsak, yerel bağlamı felsefenin değil, tasarımın merkezine koymak zorundayız.

Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 22 Ağustos 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×