Global Design Forum İstanbul: Şehri Tasarım Sahnesine Dönüştüren İlk Edisyon
Global Design Forum İstanbul, 13-16 Mayıs 2026 tarihleri arasında ilk edisyonunu tamamlayarak mimarları, tasarımcıları, şehircileri ve kültür uygulayıcılarını bir araya getirdi. London Design Festival ve People Places Ideas iş birliğiyle düzenlenen forum, sanat yönetmenliğini Melek Zeynep Bulut, küratöryel yönetmenliğini Beatrice Galilee’nin üstlendiği kapsamlı bir program sunuyor. “Temas Halindeki Dünyalar” teması etrafında şekillenen etkinlik, Lina Ghotmeh, Marina Tabassum, Liam Young, Tom Dixon, Lesley Lokko, Ma Yansong, Andrew Waugh ve Olaf Grawer gibi isimleri ağırlayarak İstanbul’u disiplinlerarası tasarım tartışmalarının merkezine taşıdı.
Tarihi Doku İçinde Güncel Tasarım
Dört gün boyunca forum, İstanbul’un tarihi dokusunda, özellikle Topkapı Sarayı kompleksindeki Aya İrini’de gerçekleşen konuşmalar ve mekâna özgü müdahalelerle ilerledi. Program, mimarlığı daha geniş kültürel ve çevresel sorulardan ayırmak yerine, tasarımı ekoloji, bellek, kimlik ve kamusal yaşam tarafından şekillenen sivil ve kolektif bir pratik olarak konumlandırdı.

“Mimarlık artık sadece bina yapmak değil; ekoloji, bellek ve kimlikle iç içe geçmiş bir kamusal pratik.”
Hiçbir Şey Yeni Değil: Uyarlanabilir Yeniden Kullanım
Bu perspektif, “Nothing New Under the Sun” (Güneşin Altında Yeni Bir Şey Yok) oturumunda somutlaştı. Ma Yansong, Andrew Waugh, Han Tümertekin ve Olaf Grawert, uyarlanabilir yeniden kullanım, yıkım karşıtı yaklaşımlar ve mevcut malzeme kaynaklarıyla çalışmanın potansiyelini tartıştı. Bu oturum, sürdürülebilirlik adına sıfırdan inşa etme takıntısına meydan okuyan, cesur ve gerekli bir duruş sergiledi.

Müze Binayı Terk Etti
“The Museum Has Left the Building” (Müze Binayı Terk Etti) başlıklı oturumda ise Alper Derinboğaz, Beral Madra, Ömer Selçuk Baz, Guta Moura Guedes ve Anastasia Sinitsyna, müzeyi sabit bir kurumsal tipoloji olarak değil; erişilebilirlik, ekoloji ve topluluk katılımıyla şekillenen evrilen bir kamusal çerçeve olarak ele aldı. Bu, özellikle Türkiye’deki müze anlayışına taze bir soluk getirecek bir yaklaşım.
Editörün Yorumu
Global Design Forum İstanbul’un ilk edisyonu, İstanbul’un potansiyelini küresel tasarım sahnesinde sağlam bir şekilde konumlandırdı. Ancak, etkinliğin büyük ölçüde yabancı katılımcılarla dolu olması, yerel tasarım topluluğunun ne kadar dahil olduğu sorusunu akla getiriyor. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, özellikle İstanbul’un tarihi yarımadasında, mevcut yapı stoğunu yıkıp yeniden inşa etmek yerine dönüştürerek değerlendirme fırsatı sunuyor. Bu trend, önümüzdeki yıllarda sürdürülebilirlik krizinin etkisiyle daha da önem kazanacak; ancak bunun için yerel yönetimlerin ve özel sektörün cesur adımlar atması şart. Forumun en güçlü yanı, disiplinlerarası diyaloğu teşvik etmesiydi; en zayıf yanı ise bu diyaloğun sokaktaki tasarımcıya ne kadar yansıdığı belirsizliği. Umarım ikinci edisyonda daha kapsayıcı ve tabandan gelen bir katılım görürüz.
Kaynak: ArchDaily | Yayın Tarihi: 20 Mayıs 2026











