Ana Sayfa Haberler Mimarlık

Jen Lewin’in Ursas’ı: Gowanus Kanalı’nda Sürdürülebilir Sanat

Jen Lewin'in okyanus plastiğinden ürettiği Ursas heykelleri Gowanus Kanalı'nda kalıcı bir sanat manifestosu. Çevre ve navigasyon temaları dönüşüme ışık tutuyor.

· Piyon Haber · Design Milk

Share:

Gowanus Kanalı’nda Kalıcı Sanat: Jen Lewin’in Ursas’ı

Kamu sanatı deyince çoğumuzun aklına geçici enstalasyonlar gelir; fuarlar, festivaller derken işler kaybolup gider. Ama Jen Lewin’in “Ursas” adlı eseri bu geçiciliğe bir başkaldırı niteliğinde. Brooklyn’in yeniden doğan Gowanus kıyısında 1 Ağustos’ta Nevins Landing’de açılan ikiz heykeller, hem ekolojik bir manifesto hem de bölgenin dönüşümünün simgesi hâline geldi. Burası, artık endüstriyel bir geçmişin değil, sürdürülebilir bir geleceğin izlerini taşıyor.

Burning Man’den Brooklyn’e: Sanatın Yeni Durağı

Lewin, Burning Man’deki etkileşimli işleriyle bilinen bir isim; ama “Ursas” onun için farklı bir durak. Heykeller, Gowanus Kanalı’nın yeni erişilebilir bölümünde, Fogarty Finger’ın tasarladığı konut kuleleri ile Field Operations’ın peyzaj düzenlemesi arasında adeta bir mekân tanımı oluşturuyor. Eski sanayi alanlarının yerini alan yaşam sahneleri, kamusal sanatın kimlikleştirici gücünü de yanında getiriyor. Bu noktada sanat, sadece bir süs değil; bir mahalleyi okuyan ve anlatan bir katman.

Gowanus Kanalı’na Kalıcı Sanat: Jen Lewin’in Ursas’ı

Gowanus Kanalı, 19. yüzyıldan beri endüstriyel bir bölge olarak anılıyor. Uzun yıllar atık ve kirlilikle özdeşleşen bu su yolu, son yıllarda yürütülen temizlik ve kentsel dönüşüm projeleriyle yeni bir kimlik kazanıyor. İşte bu dönüşümde kamusal sanat, bölgeye estetik ve anlam katan kritik bir rol üstleniyor. “Ursas” da kanalın kıyısında bu yeni hikâyenin parçası olarak yerini alıyor.

Malzemenin Sessiz Gücü: Geri Dönüştürülmüş Okyanus Plastiği

“Ursa Major”, 30 fitlik yüksekliğiyle gökyüzüne uzanırken, “Ursa Minor” 13 fitlik boyuyla onu tamamlıyor. Sanatçının 2022’deki “The Last Ocean” enstalasyonundan toplanan geri dönüştürülmüş okyanus plastiği, bu devasa yüzeyde adeta bir hafıza mekânına dönüşüyor. Heykelin içine adım atan ziyaretçiler, sonsuzluk ayna odasında nesli tükenmiş ya da tükenmekte olan türlerin çizimleriyle yüzleşiyor. Bu deneyim, izleyiciyi hem görsel hem de düşünsel açıdan sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor. “Ursa Minor” ise sonsuzluk aynaları ve LED teknolojisiyle sürekli değişen bir ışık oyunu sunuyor. Bu malzeme seçimi, sürdürülebilirliğin estetikle çelişmek zorunda olmadığını kanıtlıyor.

Gowanus Kanalı’na Kalıcı Sanat: Jen Lewin’in Ursas’ı

Lewin, heykellerdeki her bir plastik parçanın okyanuslardan toplandığını ve bu malzemenin artık bir “çöp” olmadığını, bilakis bir hikâye taşıyıcısına dönüştüğünü ifade ediyor. Bu yaklaşım, kamusal sanatta malzeme seçiminin anlatıyı güçlendiren bağımsız bir araç hâline geldiğini de gösteriyor.

Anlam Katmanları: Navigasyon ve Ekolojik Farkındalık

Lewin, “Ursas"ın Büyük Ayı ve Küçük Ayı takımyıldızlarından ilham aldığını söylüyor. Sanatçının eriyen Ross Buz Sahanlığı ile başlayan araştırması, iklim krizi karşısında kişisel bir hesaplaşmaya dönüşmüş. “Ursa Minor” Kuzey Yıldızı’na ulaşmaya çalışan bir işaret fişeği gibi; “Ursa Major” ise kaybettiğimiz türlere saygı duruşu niteliğinde bir anıt. Eser, izleyiciye yalnızca geçmişin yasını tutmayı değil, geleceğe dair somut adımlar atmayı da öğütlüyor.

Gowanus Kanalı’na Kalıcı Sanat: Jen Lewin’in Ursas’ı

“Birlikte iki gerçeği birden tutuyorlar: yas ve sorumluluk, ama aynı zamanda yön. Bizden sadece düşünmemizi değil, nasıl ilerleyeceğimize karar vermemizi istiyorlar.” — Jen Lewin

Gowanus’un Dönüşümü ve Sanatın Rolü

Bu proje, Gowanus’un yeni kimliğinin inşasında bir mihenk taşı niteliğinde. Kamusal sanatın kentsel dönüşümün ayrılmaz bir parçası hâline geldiği bölgede “Ursas”, sanat ile yaşam alanlarının iç içe geçebileceğini gösteriyor. Gowanus Wharf kampüsü, 2.200’den fazla konut birimiyle tamamlandığında, “Ursas"ın şimdiden bölgenin hafızasına kazındığını göreceğiz.

Editörün Yorumu

Bu iş, kamusal sanatın kent belleğindeki kalıcılığını sorgulatacak kadar güçlü. Malzeme seçimi (geri dönüştürülmüş okyanus plastiği) yalnızca çevreci bir duruş değil; tasarımın anlatıyı nasıl derinleştirdiğine dair de bir ders. Hele ki Türkiye’de dönüşüm projelerinde sıkça gördüğümüz “heykel dikme” alışkanlığının ötesine geçen bu yaklaşım, belediyeler ve mimarlar için ilham verici. İstanbul, İzmir gibi kentlerde benzer kamusal sanat projeleri hayata geçerken, malzemenin ve hikâyenin birlikte düşünülmesi şart. Sektörel öngörü: Sürdürülebilir malzemelerle üretilen anıtsal kamu sanatı, önümüzdeki on yılın en önemli tasarım başlıklarından biri hâline gelecek.

Kaynak: Design Milk | Yayın Tarihi: 10 Ağustos 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×