Haas Kardeşler’in ‘Uncanny Valley’i: Tuhafın Tasarımı New York’ta
New York’un Museum of Arts and Design (MAD), 2026 Ağustos’una kadar ev sahipliği yapacağı Haas Brothers: Uncanny Valley sergisiyle, ikiz kardeşler Nikolai ve Simon Haas’ın kategorize edilmesi zor işlerini bir araya getiriyor. 2010’da Los Angeles’ta kurdukları stüdyodan bu yana, biyomorfik formları, antropomorfik mobilyaları ve binlerce antika Venedik cam boncuğuyla işlenmiş botanik heykelleriyle tanınıyorlar. Sergi, 2014-2025 arası 85 eseri (birkaç yeni parça dahil) kapsıyor ve oyunsu ama disiplinli yaklaşımlarının altında yatan sistemleri gözler önüne seriyor.
‘Tekinsiz Vadi’ ve Tasarımın Sınırları
Serginin başlığı, psikolojideki ‘uncanny valley’ (tekinsiz vadi) kavramına gönderme yapıyor. Simon Haas’a göre bu kavram, kariyerlerinin merkezinde yer alıyor: “Robotikte, bir robot ne kadar insana benziyorsa empati o kadar artar, ama bir noktadan sonra fazla insani olmak itici gelir. Çözüm ise sevimlilik katmak. 15 yıllık kariyerimize kuşbakışı baktığımızda, ‘tekinsiz vadi’nin temel bir tema olduğunu gördük.”

“Looking at our 15-year career from a bird’s eye view, the ‘uncanny valley’ came into focus as a core theme.” – Simon Haas
Sergi, sanat ve tasarım, güzellik ve mizah, işlev ve fantezi arasındaki gerilimleri kucaklıyor; ziyaretçileri her kategorinin biraz daha bulanıklaştığı bir dünyaya davet ediyor.

Zanaat ve Teknoloji Arasında Bir Diyalog
Haas Kardeşler’in işleri, geleneksel zanaat teknikleriyle dijital süreçleri harmanlıyor. Accretion seramik serisi, mercan büyümesinden ilham alırken; algoritmik olarak oluşturulmuş manzaralar ve kendi kendini üreten heykelsi formlar, stüdyonun zanaat ve teknoloji arasındaki süregelen diyaloğunu genişletiyor. Cranbrook Sanat Müzesi’nden Laura Mott tarafından küratörlüğü yapılan sergi, heykel, seramik, resim, mobilya ve süreç çalışmalarını içeriyor.

Bu sergi, 16 Ağustos 2026’ya kadar MAD’de görülebilir, ardından Austin’deki Blanton Sanat Müzesi ve Charlotte’taki Mint Müzesi’ne seyahat edecek.

🔥 Editörün Yorumu: Haas Kardeşler’in işleri, tasarım dünyasında ‘koleksiyonluk obje’ ile ‘sanat eseri’ arasındaki o ince çizgide dans ediyor. Bence en güçlü yanları, malzeme ve teknik çeşitliliğine rağmen her parçada hissedilen o ‘oyunsu ama bir o kadar da hesaplı’ duruş. Özellikle boncuklu heykellerdeki detay takıntısı, günümüzün hızlı tüketim kültürüne bir başkaldırı gibi. Türkiye’de de benzer bir yaklaşımı, örneğin İstanbul’daki çağdaş zanaat atölyelerinde veya bazı genç tasarımcıların seramik çalışmalarında görmek mümkün; ancak Haas’ların ölçeği ve kurumsal destek seviyesi maalesef ülkemizde henüz yok. Önümüzdeki yıllarda, ‘tekinsiz vadi’ kavramının, özellikle yapay zeka ile üretilen tasarımların yaygınlaşmasıyla, tasarım eleştirisinde daha sık kullanılacağını düşünüyorum. Bu sergi, bu kavramı tasarım pratiğine sokan ilk kapsamlı örneklerden biri olarak tarihe geçecek.

Peki bu neden önemli? Çünkü Haas Kardeşler, tasarımın sadece işlev veya estetikten ibaret olmadığını, aynı zamanda psikolojik bir deneyim olduğunu hatırlatıyor. ‘Tekinsiz vadi’, yapay zeka ve robotik çağında tasarımcıların yüzleşmesi gereken bir kavram haline geliyor. Bu sergi, bu yeni tasarım dilinin ilk kapsamlı manifestosu niteliğinde.
Kaynak: Design Milk | Yayın Tarihi: 10 Temmuz 2026








