Halat Atıkları Buoy Taburelere Dönüştü: Limanın Hafızası Oturma Eylemine Taşınıyor
Endüstriyel tasarım dünyasında atık malzemeyle kurulan ilişki artık bir “geri dönüşüm” meselesi olmaktan çıkıp bir yerin hafızasını tasarıma taşıma pratiğine evriliyor. Rotterdam merkezli The New Raw stüdyosu, limandan topladığı atık plastik halatları 3D baskıyla kamusal oturma elemanlarına dönüştürdüğü Buoy projesiyle tam da bunu yapıyor. Proje, 2026 Dezeen Awards’un sürdürülebilir tasarım kategorisinde finale kaldı.
Limandan Maastricht’e, Oradan Tekrar Rotterdam’a
Stüdyonun kurucusu Foteini Setaki, tekne yönetiminde kullanılan ve aksi halde çöpe gidecek olan halatları Rotterdam limanından topladı. Halatlar önce Hollanda’nın güneyindeki Maastricht’e taşındı; burada temizlendi, parçalandı ve mekanik olarak geri dönüştürülerek pellet haline getirildi. Ardından Rotterdam’daki stüdyoya geri dönen pelletler eritildi ve tabureler katman katman 3D basıldı.

“Malzeme yığıldıkça kaynaşıyor, bu yüzden ayrı bir bağlayıcıya gerek kalmıyor.” — Foteini Setaki
Deniz Halatı Neden Zor Bir Malzeme?
Setaki’nin altını çizdiği nokta kritik: deniz halatları kolay geri dönüştürülemiyor çünkü zamanla çeşitli kalıntılar biriktiren bir malzeme kokteyli içeriyorlar. Bu yüzden en yüksek polipropilen oranına sahip halatları seçmek, sürecin en hassas adımı. Taburelerde hiç ham plastik kullanılmazken, dış mekanda uzun ömür için UV koruması gibi küçük oranda katkı maddesi ekleniyor. Setaki bu katkıların da yeniden geri dönüşümle uyumlu olduğunu belirtiyor.

Renk Paleti Halatın Kendisinden Geliyor
Her tabure, ek pigment ya da kaplama olmadan, orijinal halatın renginden gelen ince farklılıklarla ayrışıyor. Yani her oturma elemanı, hangi halattan geldiğine dair bir iz taşıyor. Tasarımın en çekici hamlesi ise tabanlarda: topaç benzeri sivri bir form sayesinde kullanıcı oturduğunda tabure hafifçe sallanıyor. Bu hareket, su üzerinde salınan gerçek şamandıraları taklit etmek için seçilmiş.
“Oturma elemanlarının hem biçimleriyle hem de yüzen şamandıraların yavaş hareketiyle denizcilik kökenlerine tanınabilir bir bağ taşımasını istedik. Bu hareketi ödünç almak oturmaya oyunsu bir nitelik katıyor ve limanla bağ, hissedebileceğiniz bir şeye dönüşüyor.” — Foteini Setaki

Her tabure kendi parti ve üretim numarasıyla kazınarak işaretlendi ve Rotterdam limanına yerleştirildi. Proje, tasarımcıların çalıştıkları yerle pratiklerini bağlamlandırmak için yerel ve artık kaynakları nasıl arayabileceğine dair bir örnek olarak kurgulandı.
Yerel Atık Akışı Bir Tasarım Yöntemi Olabilir mi?
Setaki’ye göre yerel bir atık akışıyla çalışmak, kentin limanıyla ilişkisini güçlendirmenin bir yolu. Malzemenin yolculuğu ve oturma deneyimi bu ilişkiyi somut hale getiriyor. Aynı yaklaşımın diğer liman kentlerine de uyarlanabileceğini, kendi atık malzemeleri ve yerel ağlarıyla başlayabileceklerini söylüyor. 2016’da kurulan ve Setaki ile Panos Sakkas tarafından yürütülen The New Raw, yerel kaynaklı plastik atıkları 3D basarak mobilya üretiyor.

Editörün Yorumu
Bu projeyi ilk gördüğümde içimden “işte bu” dedim. Çünkü Buoy’un güzelliği formunda değil, hikâyesinin dürüstlüğünde. Sallanan taban fikri ilk bakışta sevimli bir oyun gibi görünse de aslında çok ciddi bir tasarım kararı: kullanıcıyı malzemenin kökenine, yani suya ve limana fiziksel olarak bağlıyor. Malzemenin Maastricht’e gidip geri dönmesi ise karbon ayak izi açısından tartışmalı; keşke geri dönüşüm de Rotterdam’da yapılabilseydi. Yine de katkı maddelerinin yeniden dönüştürülebilir olması, döngüselliği güçlendiriyor.
Türkiye bağlamında düşünürsek, İstanbul, İzmir gibi liman kentlerinde benzer bir potansiyel var. Halat atıkları genelde gözden kaçan bir kaynak; oysa yerel yönetimler ve tasarım stüdyoları işbirliğiyle bu atıklar değerlendirilebilir. Bu proje, tasarımcılara malzemenin hikâyesini ürüne taşımanın gücünü gösteriyor. Önümüzdeki dönemde, yerel atık akışlarına dayalı, izlenebilir ve katılımcı tasarım süreçlerinin daha sık konuşulacağını öngörüyorum. Peki bu neden önemli? Çünkü tasarım, sadece nesne üretmek değil, aynı zamanda bir yerin hafızasını ve topluluk bağlarını görünür kılmaktır.
Sonuç
Buoy projesi, atık malzemenin bir kentin kimliğine nasıl dönüşebileceğini gösteriyor. Peki bu neden önemli? Çünkü sürdürülebilirlik sadece çevresel değil, aynı zamanda kültürel bir mesele. Tasarımcılar için ilham verici bir örnek: yerel atıkları takip edin, hikâyesini dinleyin ve onu insanların dokunabileceği bir deneyime dönüştürün.
Kaynak: Dezeen | Yayın Tarihi: 1 Kasım 2026


