HOAA, Tokyo’da Kentin Kalbine Gizli Bir Bahçe Dokuyor
Japon stüdyo HOAA, Tokyo’nun dinamik Nakano bölgesinde, ahşap astarlı bir evi tamamladı: House in Nakano. Sadece bir yaşam alanı değil, aynı zamanda stüdyo ve sanatsal bir sığınak olan bu yapı, yoğun kent dokusundan yükseltilmiş, döngüsel bir metal terasla ayrılıyor. Bu teras, saksı bitkileriyle donatılmış ve stüdyonun kurucusu Hiroyuki Oinuma’nın “Kazari Bahçesi” adını verdiği, doğa ile iç içe, düşündürücü bir yaşam alanı yaratma vizyonunun kalbini oluşturuyor.
Tokyo’nun Yoğunluğunda Bir Vaha: House in Nakano
Tokyo’nun kalabalık sokaklarında, kompakt ve üç tarafı binalarla çevrili bir alana sıkışmış olan 96 metrekarelik bu rezidans, alışılmadık bir meydan okumayı kucaklıyor. Oinuma ve ailesi için hem bir ev hem de bir stüdyo olarak tasarlanan House in Nakano, kentsel kısıtlamaları fırsata dönüştüren zarif bir çözüm sunuyor. Oinuma’nın en büyük arzusu, geniş bahçe manzaralı alanlara sahip olmaktı; ancak çevresel koşullar bu ideali doğrudan desteklemiyordu. Bu noktada, yaratıcılık devreye girdi ve “Kazari Bahçesi” doğdu.

Kazari Bahçesi: Güneşin Peşindeki Süslü Teras
Kazari Bahçesi, Japonca’da “süs” veya “dekorasyon” anlamına gelen bir kelimeden adını alıyor. Bu, kelimenin tam anlamıyla evin süsü ve merkezdeki odak noktası. Metal ayaklar üzerinde yükseltilmiş, döngüsel bir metal teras olan Kazari Bahçesi, birinci kattaki yaşam alanlarından rahatça görülebilecek şekilde konumlandırılmış. Oinuma, Dezeen’e verdiği demeçte, bu kararın ardındaki felsefeyi şöyle açıklıyor:
“Büyük pencereleri bahçeye açılan bir ev istiyordum, ancak arazi, kuzey yol dışındaki üç tarafı yoğun yerleşimli bir bölgedeydi. Bu yüzden büyük pencereleri ve bahçeyi kuzey tarafına yerleştirmeye karar verdim. Ancak kuzeye bakan pencereler Japonya’da genellikle pek tercih edilmez çünkü çok fazla ışık almaz ve karanlık bir manzara yaratır. Bu sorunu çözmek için, ikinci kattaki büyük yemek odası penceresinden güneş ışığı arayan, yolu atlayan döngüsel bir teras olan Kazari Bahçesi’ni yarattım ve pencereden görünen manzaraya ışıltılı bir parıltı kattım.”

Bu benzersiz teras, saksı bitkileri için bolca alan sunarken, aynı zamanda zemin kattan evin birinci katına özel bir giriş sağlayan adımları da barındırıyor. Böylece dış mekanla iç mekan arasında organik ve işlevsel bir köprü kurulmuş oluyor.
Mekansal Düzenleme ve Akışkan Tasarım
Evin birinci katı, geniş bir yaşam, yemek ve mutfak alanını bir araya getiriyor. Bu alan, evin arka tarafındaki iki yatak odasına doğru yükseliyor ve katmanlı bir deneyim sunuyor. Bahçe geçiş yolu ile yaşam alanı arasında yükseltilmiş, engawa benzeri bir boşluk, telli camla tamamlanmış bir şerit pencereyi çerçeveliyor. Bu, iç mekandaki birkaç endüstriyel tarzda bitişten sadece biri. Paslanmaz çelik bir tezgah ve pirinç borulardan yapılmış aydınlatma armatürleri gibi diğer unsurlar, bu zarif endüstriyel dokunuşu pekiştiriyor.

Zemin katta ise HOAA’nın stüdyosu ve atölyesi, ek bir yatak odasının yanı sıra, küçük bir arka bahçeye ve evin iç merdiveninin altındaki büyük bir saksı bitkisi alanına bakıyor. Tavan penceresiyle aydınlanan bu iç merdiven, doğal ışığı evin derinliklerine taşıyor.
Yaşanmışlığın Estetiği: Sergileme ve İlham
Hem merdiven boşluğu hem de oturma odası, evin duvarlarını ve tavanlarını kaplayan aynı koyu renkli ahşaptan yapılmış, özel tasarım raflarla kaplanmış. Bu raflar, ailenin kitap, seramik, bitki ve fotoğraf koleksiyonlarını sergilemek için bir sahne görevi görüyor. Hiroyuki Oinuma, bu tasarım seçiminin derin felsefesini şöyle açıklıyor:

“Kat farkı düzeni, arazinin kot farkından faydalanıyor, böylece bahçeyi her yerden görebiliyorsunuz. Evin içinde hareket etmek, kısa bir film gibi lirik bir manzara sunuyor. Değerli objeleri, kitapları, fotoğrafları ve bitkileri, şimdiye kadarki hayatımızın temsilleri olarak düşündük. Bu eşyaları sergileyecek raflarla hareket akışını çevreleyerek, küçük bir sanat müzesi gibi evde tam doğru miktarda bir gerilim yaratabileceğimizi ve gelecekte bilinçli bir şekilde yaşama motivasyonunu besleyebileceğimizi düşündük.”
Bu yaklaşım, evin sadece bir barınak olmaktan öte, yaşayan bir hikaye anlatıcısına dönüşmesini sağlıyor.

Detaylarda Saklı Zanaatkarlık
House in Nakano, yemek alanı üzerinde nazikçe kavisli bir tavan oluşturan, sığ eğimli metal bir çatı ile taçlandırılmış. Dışarıdan bakıldığında, evin sade ama etkileyici formu, modern Japon mimarisinin estetiğini yansıtıyor. İç mekandaki detaylar ise, özenle seçilmiş malzemelerle ve ince işçilikle bütünleşerek sıcak, davetkar ve aynı zamanda sofistike bir atmosfer yaratıyor.
Sonuç: HOAA’nın House in Nakano projesi, Tokyo gibi mega kentlerde tasarımcılar için ilham verici bir örnek teşkil ediyor. Kentsel kısıtlamalara rağmen doğayı, ışığı ve kişisel hikayeyi mekana entegre etmenin ne kadar ustaca başarılabileceğini gösteriyor. Kazari Bahçesi’nden ahşap astarlı iç mekanlara, her detay, bilinçli bir yaşamı ve estetik bir deneyimi kucaklayan bir evin hikayesini fısıldıyor. Bu ev, sadece duvarlardan ibaret değil; yaşamın, sanatın ve doğanın kesişim noktasında, huzurlu bir durak.


Kaynak: Dezeen | Yayın Tarihi: 28 Şubat 2026