Ana Sayfa Haberler Mimarlık

IF_DO, Hastings’te Terk Edilmiş Viktorya Binasını Topluluk Merkezine Dönüştürdü

Londra merkezli IF_DO, Hastings'te bakımsız bir Viktorya binasını yeşil beton cepheli, davetkâr bir topluluk merkezine dönüştürdü. Detaylar ve editör yorumu.

· Piyon Haber · Dezeen

Share:

IF_DO, Hastings’te Terk Edilmiş Viktorya Binasını Topluluk Merkezine Dönüştürdü

Bir binayı yıkmak yerine onu sokağın nabzına bağlamak mümkün mü? Londra merkezli mimarlık stüdyosu IF_DO, Hastings’te bakımsız bir Viktorya dönemi binasını “gerçekten davetkâr” bir topluluk merkezine dönüştürerek bu soruya net bir yanıt veriyor. Eagle House adı verilen yapı, topluluk odaklı geliştirici Hastings Commons için tamamlandı ve kamusal alan, çalışma alanları ve gençlik tesislerini bir araya getiriyor. Proje, yıkıp yeniden inşa etmek yerine mevcut binayı sokağın aktif bir parçası haline getirmeyi amaçlıyor.

Yeşil Beton Cephe ve Açılabilir Pencereler

Eagle House’un en dikkat çekici özelliği, zemin kattaki ortak salonun geniş, açılabilir pencerelerle sokağa açılması. Bu pencereler yeşil beton bir cepheyle çerçevelenmiş. IF_DO kurucu ortağı Sarah Castle, Dezeen’e yaptığı açıklamada, “Aslında tasarladığımız şey sivil altyapıydı; aynı anda ücretsiz bir topluluk odası, uygun fiyatlı çalışma alanı ve özel gençlik tesislerini barındırabilen ve bunu kurumsal değil, gerçekten davetkâr hissettirecek şekilde yapan bir bina” diyor.

IF_DO, Hastings’te Terk Edilmiş Binayı Topluluk Merkezine Dönüştürdü

Castle, “Derin girintiler içindeki büyük açılır pencereler sayesinde içerideki insanlar kelimenin tam anlamıyla pencere kenarında oturup dışarıda otobüs bekleyen biriyle sohbet edebiliyor. Bina bir kap olmaktan çıkıp sokağın bir parçası haline geliyor. Özellikle gençlerin kendini görünmez hissedebildiği bir kasabada bu çok önemli” diye ekliyor.

İç Mekan: Renkli ve İşlevsel

Ortak salon, zemin ve alt zemin katlara yayılmış. Üst kısım parlak kanarya sarısı çelik konstrüksiyonla çerçevelenmiş ve sokağa bakan ahşap pencere oturma birimleri içeriyor. Üstte, üç kat boyunca esnek, uygun fiyatlı çalışma alanları ve gençler için danışmanlık mekânları yeni bir sirkülasyon çekirdeği etrafında düzenlenmiş. Bu çekirdek, asansör ve yeniden konumlandırılmış, çatı pencereli bir merdiven içeriyor; merdiven de kanarya sarısına boyanmış.

IF_DO, Hastings’te Terk Edilmiş Binayı Topluluk Merkezine Dönüştürdü

Hastings Commons’ın gençlik örgütü üyeleriyle yapılan oturumlarla seçilen cesur renk paleti, bina boyunca bir yön bulma stratejisi olarak devam ediyor: pembe kapı çerçeveleri ve turuncu, mavi, yeşil tonlarında duvarlar. Bu renkli yüzeyler, açıkta bırakılmış tesisat ve kanallar, ahşap yünü duvar panelleri ve sisal zemin kaplamasıyla bir arada. Mekânlar kasıtlı olarak basit ve bakımı kolay tutulurken akustik konfor da sağlanıyor.

Çatı katında tavan, binanın dış duvarlarından geri kazanılan ahşapla kaplanmış. Dış duvarlar ise soluk kireçle yeniden sıvanmış; pencere ve parapet çevresinde ince dokulu yüzeyler var.

IF_DO, Hastings’te Terk Edilmiş Binayı Topluluk Merkezine Dönüştürdü

Bağlantılı Bir Bütün

Castle, “Bu işlevlerin sadece üst üste yığılması değil, mekânsal ve sosyal olarak gerçekten bağlantılı olması önemliydi. Bina tek bir şey gibi hissettirmeliydi, ayrı kiracıların toplamı gibi değil” diyor. “Malzemelerin dürüst ve dayanıklı hissettirmesini istedik; iyi yaşlanacak, topluluğun anlayıp sahiplenebileceği şeyler” diye ekliyor.

“Bina bir kap olmaktan çıkıp sokağın bir parçası haline geliyor. Özellikle gençlerin kendini görünmez hissedebildiği bir kasabada bu çok önemli.” — Sarah Castle, IF_DO

IF_DO, Hastings’te Terk Edilmiş Binayı Topluluk Merkezine Dönüştürdü

Benzer Projeler

Birleşik Krallık’ta benzer yaklaşımlar da görülüyor. Thing stüdyosu yakın zamanda Cornwall’da tarihi bir kütüphane ve koleji topluluk sanat ve kültür merkezine dönüştürdü; açıkta bırakılmış yıpranmış yüzeyleri yeni ahşap eklemelerle karşıtlık oluşturdu. Assemble kolektifi ise Doğu Londra’da benzer bir stratejiyle terk edilmiş bir binayı canlandırmıştı.

Editörün Yorumu

IF_DO’nun Eagle House projesi, mimarlık dünyasında sıkça tartışılan “yıkım mı, dönüşüm mü?” ikilemine güçlü bir yanıt veriyor. Viktorya dönemi bir binayı koruyup, yeşil beton gibi çağdaş bir malzemeyle buluşturmak, geçmişle geleceği aynı potada eritmek demek. Bu yaklaşım, Türkiye’de de özellikle İstanbul, İzmir ve Mersin gibi kentlerde terk edilmiş tarihi yapıların yeniden işlevlendirilmesi için ilham verici. Ülkemizde ne yazık ki birçok değerli bina, ya yıkılıyor ya da betonarme kutulara dönüştürülüyor. Oysa topluluk odaklı, düşük bütçeli ve katılımcı tasarım süreçleriyle bu yapılar yeniden hayata döndürülebilir. IF_DO’nun gençlerle birlikte renk paletini belirlemesi, mimarlıkta kullanıcı katılımının ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda benzer “sivil altyapı” projelerinin Türkiye’de de yükselişe geçeceğini öngörüyorum; çünkü topluluklar artık sadece tüketen değil, üreten ve karar süreçlerine katılan aktörler olmak istiyor.

Peki bu neden önemli? Çünkü mimarlık sadece bina yapmak değil, insanlar arasında bağ kurmaktır. Eagle House, bir kasabanın hafızasını korurken geleceğine de yatırım yapıyor.

Kaynak: Dezeen | Yayın Tarihi: 20 Eylül 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×