Iris van Herpen Şampanyayı Sanata Dönüştürdü
Hollandalı moda tasarımcısı Iris van Herpen, Maison Perrier-Jouët ile gerçekleştirdiği yeni işbirliğinde, doğanın görünmez ritimlerini heykelsi formlara taşıyor. Şampanya evinin Ambonnay ve Cramant bağlarında kaydedilen sesler, simyatik (cymatics) tekniğiyle görsel desenlere dönüşerek ipek ve geri dönüştürülmüş 22 ayar altından bir heykel ile şişe tasarımlarına ilham veriyor. Proje, Perrier-Jouët’nin Art Nouveau mirasıyla van Herpen’in doğal formlara olan ilgisini buluşturuyor.
Sesin Görünür Halleri: Simyatik Nedir?
Simyatik, ses dalgalarının su, kum veya toz gibi malzemelerde oluşturduğu desenleri görünür kılan bir teknik. Van Herpen, bağlardaki sesleri kaydedip bu titreşimlerin yarattığı desenleri inceleyerek koleksiyonun formlarını geliştirmiş. Tasarımcı, “Dünya sadece görsel değil, aynı zamanda titreşimsel – tüm canlıları birbirine bağlayan görünmez güçlerle örülmüş” diyerek bu yaklaşımı özetliyor.

“Dünya sadece görsel değil, aynı zamanda titreşimsel – tüm canlıları birbirine bağlayan görünmez güçlerle örülmüş.” — Iris van Herpen
Symphonic Bloom: Şişeden Yükselen Heykel
Projenin kalbinde, 1988 hasatı Perrier-Jouët Belle Époque jeroboam şişesini saran Symphonic Bloom adlı heykel yer alıyor. İpek ve geri dönüştürülmüş 22 ayar altından üretilen eser, şişenin boynundan yukarı doğru organik bir hareketle yükseliyor. Tasarım, şampanya mahzen şefi Séverine Frerson ile yapılan görüşmelerden ve şampanyanın zamanla gelişen lezzet profillerinden besleniyor. Heykelin yukarı akışı, dansçı Loïe Fuller’ın dalgalanan kostümlerini ve Maison Belle Époque koleksiyonundaki Raoul Larche imzalı Art Nouveau lambayı anımsatıyor.

Sınırlı Üretim: Symphonic Life
Van Herpen, projeyi on adetlik sınırlı üretim Symphonic Life ile sürdürüyor. Her parça, 1999 hasatı bir magnum şişeyi sarıyor ve Symphonic Bloom’un organik formlarını tekrar ediyor. Ayrıca 2018 hasatı Perrier-Jouët Belle Époque için yeniden tasarlanmış bir şişe üzerinde de çalışılmış.
Doğa, Bilim ve Zanaatın Kesişimi
Van Herpen’in pratiği, bilim ve doğayı bir araya getirerek gözden kaçan formları keşfetmeye dayanıyor. Bu projede de titreşimlerin görünmez desenleri, lüks bir içkinin sunumunu sanat eserine dönüştürüyor. Perrier-Jouët’nin 2025’te başlattığı Design for Nature Award’ın ilk sahibi olan tasarımcı, markanın doğa ve sanatla kurduğu tarihsel bağı çağdaş bir yorumla yeniden yorumluyor.

Editörün Yorumu
Bu işbirliği, lüks tüketim nesnesinin sanatla buluşmasının çarpıcı bir örneği. Van Herpen’in simyatik yaklaşımı, tasarımın sadece görsel değil, duyusal bir deneyim olabileceğini hatırlatıyor. Heykelin şişeyle kurduğu ilişki, tıpkı bir dansçının bedeniyle uzayı dönüştürmesi gibi zarif. Ancak, bu tür projelerin çoğu zaman erişilmez bir lüks gösterisine dönüşme riski taşıdığını da belirtmeliyim; sürdürülebilirlik vurgusu (geri dönüştürülmüş altın, ipek) takdire şayan olsa da, üretim ölçeği ve fiyatlandırma demokratik bir tasarım anlayışından uzak. Türkiye’de de son yıllarda benzer bir yaklaşımla, örneğin yerel şarap üreticileri veya butik markalar, doğadan ilham alan sınırlı üretim şişe tasarımlarına yönelebilir; Anadolu’nun bağ kültürü ve dokuma geleneği bu tür disiplinlerarası projeler için verimli bir zemin. Önümüzdeki yıllarda, ses ve titreşim temelli tasarımın daha fazla marka tarafından keşfedileceğini, hatta moda haftalarında interaktif enstalasyonlara dönüşeceğini öngörüyorum. Yine de, bu tür işbirliklerinin sadece estetik değil, aynı zamanda etik ve ekolojik sorumlulukları da gözetmesi gerektiğini unutmamalıyız. Peki bu neden önemli? Çünkü tasarım, sadece güzel nesneler yaratmak değil, aynı zamanda dünyayla kurduğumuz ilişkiyi sorgulamak ve dönüştürmektir.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 22 Ekim 2026







