Jiun Ho: Deneyimle Şekillenen Tasarım Yolculuğu
Jiun Ho, tasarım dünyasında sıra dışı bir isim. Malezya’nın kırsal kesiminde, sanat ve mimarlıktan uzak bir ailede büyüyen Ho, 9 yaşında Japonya’ya yaptığı ilk yurtdışı seyahatiyle hayatının dönüm noktasını yaşadı. “İç mimarlığın bir meslek olduğunu bilmiyordum” diyor, “ama unutamayacağım bir şey gördüm: binalar, zanaat, her şeydeki özen, tarih duygusu.” O gün, mimarlık ve tasarıma olan tutkusu filizlendi.
Deneyimlerin Gücü
Ho’nun annesi ona “Hayatta fakir olabilirsin ama deneyimlerde asla fakir olma” demiş. Bu söz, onun 135’ten fazla ülkeyi gezmesine ve her seyahatten ilham almasına vesile olmuş. “Eve döndüğümde bir şeyler yaratmak istiyorum” diyor. Bu deneyim odaklı yaklaşım, tasarımlarına da yansıyor: dergilerde gördüklerini değil, bizzat yaşadıklarını tasarlamayı tercih ediyor.

Petronas Kuleleri: Bir Rüyanın Gerçeği
Ho’nun ilk büyük projesi, mimar César Pelli’nin Kuala Lumpur’daki Petronas İkiz Kuleleri’nin iç mekan tasarımıydı. “Bir anda, tüm ülkenin inşasını izlediği bir binanın iç tasarımına yardım ediyordum” diye anlatıyor. Bu proje, onun için hem profesyonel bir dönüm noktası hem de ulusal bir gurur kaynağı oldu.
Mobilya Tasarımına Adım
26 yıl önce Taipei’de bir konut projesi, Ho’nun mobilya tasarımına adım atmasını sağladı. Müşteri, iç mekan tamamlandıktan sonra özgün mobilya, aydınlatma ve halı tasarlamasını istedi. Daha önce hiç mobilya tasarlamamış olmasına rağmen, 35 suluboya eskiz sundu ve müşteri hepsinin üretilmesini istedi. “Bir parça diğerini getirdi, sonra bir koleksiyon doğdu” diyor.

Unbound Koleksiyonu: İşbirliğinin Gücü
Jiun Ho’nun son projesi Unbound, bu sonbaharda dört tasarımcıyla işbirliği içinde çıkan sınırlı üretim bir kapsül koleksiyon. Ho, hayran olduğu Francis Nicdao, James Hunter, Jamie Drake ve Nicole Fuller’ı davet ederek her birinden 36x36x36 inç boyutlarında, kendi uzmanlık alanlarını (mobilya, aydınlatma veya tekstil) ve iki zanaattan birini (el boyaması duvar kağıdı veya Lala Curio’nun cloisonné işçiliği) kullanarak benzersiz bir obje yaratmalarını istedi. Koleksiyon Eylül 2026’da tanıtıldı.
“Amaç, gerçekte neler yapabileceğimizi göstermekti. Zanaatımızı. Kişiselleştirmeyi ne kadar ileri götürebileceğimizi. Ve yaratıcı insanları bir araya getirip fikirlerine ‘hayır’ yerine ’evet’ dediğinizde neler olabileceğini.” - Jiun Ho

Tasarımcılara İlham
Jiun Ho’nun hikayesi, tutku ve deneyimin gücünü gösteriyor. Çocuklukta edinilen bir deneyim, bir ülkenin simgesi olan bir binanın tasarımına kadar uzanabiliyor. Ho’nun yaklaşımı, tasarımcılara sadece teknik becerilerin değil, yaşanmış deneyimlerin ve işbirliğinin değerini hatırlatıyor.

Jiun Ho’nun tasarım anlayışını gerçekten takdir ediyorum. Özellikle “deneyimlerde fakir olma” felsefesi, tasarımın sadece estetik değil, aynı zamanda bir yaşam birikimi olduğunu vurguluyor. Petronas Kuleleri gibi ikonik bir projede yer alması, onun vizyonunun ne kadar geniş olduğunu gösteriyor. Ancak Unbound koleksiyonundaki 36 inçlik sınırlama, bence yaratıcılığı kısıtlayan bir unsur olmuş; yine de işbirliğine dayalı bu yaklaşım, tasarım dünyasında daha sık görmek istediğim bir trend. Türkiye’de de benzer şekilde, yerel zanaatları (örneğin çini veya dokuma) modern tasarımla birleştiren işbirlikleri görmek isterdim. Önümüzdeki yıllarda, sınırlı üretim ve işbirliğine dayalı koleksiyonların daha da popülerleşeceğini düşünüyorum.





