Ana Sayfa Haberler Mimarlık

Bienal’de Sessizliğin Yankısı: Kazakistan’ın Qoñyr Pavyonu

Kazakistan, Venedik Bienali'nde 'Qoñyr: Sessizliğin Arşivi' ile duyusal bir yolculuk sunuyor. Orta Asya'dan açık çağrıyla seçilen bu ilk proje, belleğin izini sürüyor.

· Piyon Haber · Designboom

Share:

Sessizliğin Gücü: Kazakistan Pavyonu’ndan Belleğe Bir Davet

Venedik Bienali’nde, her köşeden gelen seslerin arasında bir fısıltı yükseliyor: Kazakistan’ın “Qoñyr: Sessizliğin Arşivi” başlıklı ulusal pavyonu. Ziyaretçileri, belleğin ve duyusal algının derinliklerine inen sürükleyici bir meditasyona davet eden bu çarpıcı sergi, Bienal’in 61. Uluslararası Sanat Sergisi’nde özel bir yer ediniyor. Arsenale girişine yakın Museo Storico Navale’de sergilenen pavyon, ülkenin Bienal’e üçüncü katılımını simgelerken, bir ilke de imza atıyor: Orta Asya’dan hem küratör hem de sanatçılar için uluslararası açık çağrı sistemiyle seçilen ilk proje. Bu demokratikleşme adımı, sanatsal ifadeye yeni bir soluk getiriyor.

Qoñyr: Sessizliğin Katmanlı Anlamları

Küratör Syrlybek Bekbota’nın liderliğinde Ardak Mukanova, Anar Aubakir, Smail Bayaliyev, Oralbek Kaboke, Mansur Smagambetov, Nurbol Nurakhmet ve ADYR‑ASPAN kolektifi gibi yetenekli sanatçılar, Bienal’in “Minör Anahtarlarda” temasını ‘Qoñyr’ ile ustaca yorumluyor. Bu iş birliği, daha “sessiz” bilgi biçimlerini ve duygusal yankıları ön plana çıkararak, tasarımcılara ilham veren bir derinlik sunuyor. Bekbota, Designboom’a verdiği röportajda, sergiyi “dile getirilemeyen ancak yok olmayan deneyimlerle çalışma” girişimi olarak tanımlıyor. Sessizliği ise, tarihsel olayların ve kişisel deneyimlerin bedenimizdeki izlerini taşıyan güçlü bir arşiv olarak konumlandırıyor. Pavyon, “qoñyr” kelimesine yalnızca sözlük anlamında bir “kahverengi” rengi atfetmek yerine, onu Kazak kozmolojisi, zengin ses kültürü ve geniş coğrafi manzarasına derinden işlenmiş, yaşayan bir duyarlılık olarak sunuyor. Qoñyr, ton registerlarından atmosferik durumlara, belirgin bir ifadeye ihtiyaç duymadan derin duygusal anlamlar taşıyan sessizlik formlarına dek uzanan geniş bir yelpazeyi ifade ediyor.

Kazakistan Venedik Bienali’nde Sessizliği Duyulara Açıyor

Küratör Bekbota’nın şu sözleri, projenin sadece bir tema olmanın ötesinde, mekansal bir deneyim olarak nasıl kurgulandığını açıkça ortaya koyuyor:

“Başlangıçta Qoñyr bir atmosfer, sezgisel bir duygu olarak ortaya çıktı,” diye belirtiyor Bekbota designboom’a. “Ancak serginin yapısı üzerinde çalışmaya başladığımızda, bunun sadece bir tema değil, aynı zamanda alanı organize etme biçimi olduğunu anladım.”

Mekanın Sessiz Fısıltısı: İçsel Rezonansın Dansı

Bekbota, bu derin ve soyut kavramı somut bir uzamsal metodolojiye dönüştürerek, ses, ışık, hareket ve malzeme seçimlerini ‘içsel rezonans mantığı’ adını verdiği bir prensiple şekillendirmiş. Pavyonun birbiriyle bağlantılı altı odasında ziyaretçiler, bilinçli bir bedensel dikkatle anlamı deneyimlemeye davet ediliyor. Bienal’in o gösterişli ve çoğu zaman aşırı uyarıcı atmosferinde, burada gözden kaçan ince titreşimlere kendilerini ayarlıyorlar. Bu, onları daha yavaş ve düşünceli bir algı biçimine yönlendirerek, sadece bir sanat eserini izlemekten öte, bir yaşanmışlıkla karşılaşma fırsatı sunuyor.

Kazakistan Venedik Bienali’nde Sessizliği Duyulara Açıyor

Bozkırın Sesleri ve Dokuları Bienal’de

Sergi deneyimi, pavyonun kapısından içeri adım atmadan çok önce başlıyor. ADYR‑ASPAN kolektifinin “Dübir” adlı ses enstalasyonu, avlu genelinde ve çevre odalarda yankılanarak Venedik’in ortam gürültüsünü bambaşka bir boyuta taşıyor. Kazak bozkırından esinlenen uzak at toynakları ve düşük frekanslı sonik dalgalar, mekanı katmanlı bir ses dokusuyla sarıyor. Eseri Natalya Ligay ve ses sanatçısı Akmaral Mergen ile birlikte geliştiren Gulmaral Tattibayeva’ya göre, ‘qoñyr’ ifadesi, ‘Kazak bozkırına organik olarak içkin, özel bir sessizlik, derinlik ve konsantrasyon halini’ yansıtıyor. Bu özgün ses manzarası, izleyiciyi adeta fiziksel olarak farklı bir coğrafyaya taşıyarak, zihinsel bir geçiş alanı yaratıyor.

Hemen yakındaki bir bölümde ise Smail Bayaliyev, “Bozkır Mimarlığı” adlı enstalasyonuyla steril beyaz küp galerisini dokunsal ve yaşayan bir ortama dönüştürüyor. Zemin boyunca yayılan anıtsal boyutlardaki, elle işlenmiş keçe ve doğal liflerden oluşan yerleştirmesi, bozkırın sonsuzluğunu ve onun derin sessizliğini ziyaretçilere hissettiriyor.

Kazakistan Pavyonu, “Qoñyr” konseptiyle sadece bir sergi sunmakla kalmıyor; günümüzün gürültülü dünyasında ‘sessizliği’ yeniden tanımlayarak, modern tasarım pratiklerine yeni bir bakış açısı getiriyor. Belleğin ve duyusal algının mimari ve sanatsal yorumu, tasarımcıları malzeme, ses ve mekan ilişkisini daha derinlemesine düşünmeye teşvik ediyor. Bu proje, hem Orta Asya’nın zengin kültürel mirasına ışık tutuyor hem de uluslararası sanatsal işbirliğinin gücünü göstererek, Bienal’in ruhuna yepyeni ve düşündürücü bir boyut katıyor.

Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 11 Mayıs 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×