Kengo Kuma’nın Tuğla Hamamı: Kopenhag’da Suyla Dans
Kopenhag limanında yükselen piramidal tuğla kuleler, Japon mimar Kengo Kuma’nın imzasını taşıyor. Kai Water Culture House adını taşıyan bu 5.800 metrekarelik su kültürü merkezi, 10 iç ve dış havuzuyla gelecek ay kapılarını açmaya hazırlanıyor. Kuma, projeyi Danimarkalı Cornelius Vöge, Søren Jensen ve Vilhelm Lauritzen Architects stüdyolarıyla birlikte geliştirdi. Bu işbirliği, Japon minimalist estetiği ile İskandinav işlevselliğinin buluştuğu nadir örneklerden biri olarak dikkat çekiyor.
Kengo Kuma’nın Tasarım Felsefesi ve Kai Water Culture House
Kengo Kuma, doğal malzemeleri ve hafiflik hissini ön plana çıkaran yaklaşımıyla tanınıyor. Kai Water Culture House’ta tuğla kullanımı, geleneksel Japon hamam kültürünü (onsen) çağrıştırırken aynı zamanda Kopenhag’ın endüstriyel liman dokusuna gönderme yapıyor. Piramidal formlar, hem strüktürel bir ifade hem de suyun akışkanlığına karşıt bir geometrik denge unsuru olarak okunabilir. Kuma’nın burada tuğlayı seçmesi, sıcaklık ve dokunma hissi yaratma arzusunun bir sonucu; zira beton ve camın hâkim olduğu modern liman yapıları arasında tuğla, insani ölçeği geri getiriyor.

Projenin Kentsel Bağlamı
Kopenhag, suyla iç içe bir şehir olarak biliniyor. Liman, son yıllarda yüzme alanları ve kamusal su etkinlikleriyle yeniden canlandırıldı. Kai Water Culture House, bu dönüşümün bir parçası olarak sadece bir spor tesisi değil, aynı zamanda bir sosyal buluşma noktası olmayı hedefliyor. Proje, şehrin deniz seviyesine yakın konumu nedeniyle iklim değişikliğine karşı dirençli tasarım ilkelerini de bünyesinde barındırıyor olabilir; ancak detaylar henüz net değil.
“Kuma’nın tuğla kuleleri, suyun dinginliğiyle tezat oluşturan bir ritim yaratıyor. Bu, mimarın malzeme üzerinden mekân okuma biçiminin güçlü bir örneği.”

Haftanın Diğer Öne Çıkan Tasarım Haberleri
Dezeen’in haftalık derlemesine göre sadece Kopenhag değil, dünya genelinde tasarım gündemi hareketli. Sydney’de Powerhouse Parramatta müzesi bugün açılıyor. Moreau Kusunoki ve Genton imzalı bu yapı, Sydney Opera House’tan bu yana Avustralya’nın en büyük kültür projesi olarak tanımlanıyor. Çelik kafes dış iskeletiyle dikkat çeken müze, Parramatta Nehri kıyısında konumlanıyor.
Tokyo’da devam eden Designart Tokyo kapsamında altı öne çıkan projeden biri, ormanlara dair insan perspektiflerini irdeleyen bir sergi ve akordeon gibi açılan bir lamba oldu. Şehirde ayrıca yapay zekâ destekli çay seremonisi ve washi kağıdı mobilyalar içeren Alter sergisi de görülebilir.

Otomotiv dünyasında Fiat, SUV’dan pikapa dönüşebilen Multiplay konsept aracını tanıttı. Hareketli koltuklar ve esnek iç mekân tasarımıyla dikkat çekiyor. Londra’da ise Jaguar, Knightsbridge’deki amiral gemisi mağazasını yeniden tasarladı; burada yeni Type 01 elektrikli otomobili dünyada sadece burada görmek mümkün.
Fransız stüdyo Lacaton & Vassal Architectes, 2027 Le Prix Charlotte Perriand ödülüne layık görüldü. Sosyal konut tasarımlarıyla bilinen stüdyo, mevcut binaları dönüştürme ve iyileştirme konusundaki katkılarından dolayı ödüllendirildi. Dezeen’de bu hafta popüler olan projeler arasında Alison Brooks’un kemerli Londra apartmanı, Japon evine dönüştürülen eski bir atölye ve “sessiz ama mevcut” bir bahçe stüdyosu yer alıyor. Podcast’te ise İngiltere’deki mimar maaşları ve mimarların neden az k
Editörün Yorumu
Kengo Kuma’nın Kai Water Culture House projesi, malzeme seçimi ve kentsel bağlam açısından ilham verici. Ancak Türkiye’de benzer bir su kültürü merkezi tasarlanacak olsa, Kuma’nın tuğla tercihini yerel malzemelerle harmanlamak gerekir. Örneğin, Anadolu’nun geleneksel tuğla dokusunu modern yorumla buluşturmak, projeye daha güçlü bir kimlik kazandırabilir. Ayrıca, iklim dirençliliği konusunda daha somut veriler paylaşılmalı; zira deniz seviyesine yakın yapılar için bu kritik. Sektörel olarak, Kuma’nın minimalist yaklaşımı, Türk mimarlar için sürdürülebilirlik ve estetiği birleştirme adına iyi bir referans. Gelecekte, benzer projelerde suyun akışkanlığını mimari forma dönüştürme eğilimi artabilir.
Peki bu neden önemli? Çünkü su kültürü, sadece bir yapı meselesi değil; toplulukları bir araya getiren, iklime uyum sağlayan ve kentsel dokuyu zenginleştiren bir araç. Kuma’nın tasarımı, bu potansiyeli hatırlatıyor.
Kaynak: Dezeen | Yayın Tarihi: 7 Kasım 2026

