Kuma&Elsa’dan Engawa Ruhu: Saydam Kulübelerle Modern Yorum
Beton bir apartmanın 15 metre yükseklikteki katlarında çocukluk evinin sıcaklığını hissetmek ister miydiniz? Kuma&Elsa, Fukuoka’da bir apartman bloğunun en üst iki katını, geleneksel Japon engawasının mekânsal hissini yeniden yaratmak için saydam kulübelerle donattı.
Evin İçinde Ev: Engawa’nın Modern Yorumu
Kuma&Elsa, her kata merkezi bir “kulübe” yerleştirerek etrafında balkonlara açılan bir alan oluşturdu. Bu ev-içinde-ev yaklaşımı, geleneksel Japon verandası engawanın hissini taklit ediyor. Stüdyonun kurucuları Shohei Kuma ve Elsa Escobedo projeyi şöyle anlatıyor:

“Proje, altıncı katta müşteri ve yedinci katta oğullarından birinin ailesi için iki dairenin tasarımını içeriyor. Her iki durumda da her katın merkezine bir ‘kulübe’ yerleştirdik. Bu hacimlerin etrafında, artık bir alan olarak bir engawa tanımladık.”
Kulübelerin sınırları sabit değil; genişleyip farklı alanları birbirine bağlayarak her katta sürekli bir yaşam ortamı oluşturuyorlar.

Malzemenin Sessiz Gücü
Her katın ortasındaki kulübe, basit bir çelik çerçeve ve tavana çaprazlanan çelik kablolarla inşa edilmiş. Plastik çerçeveli yarı saydam sürgülü paneller, yatak odaları ve yaşam alanlarının çevredeki banyo, mutfak ve yemek alanlarına açılmasını sağlıyor. Kulübe içlerindeki ahşap döşeme, geleneksel bir ahşap engawayı andıran bir çevre oluşturuyor ve beton zemine zikzak bir kenarla buluşuyor. Ahşap panjurlar ve perdeler, güney cephedeki balkonlara açılan sürgülü cam kapıları içeren pencereleri çevreliyor.
Bilinçli Bitmemişlik: Zamanın İzi
Kulübelerin yangına dayanıklı alçıpan çatıları bilinçli olarak bitmemiş bırakılmış; aynı yaklaşım banyonun kaba sıvalı duvarlarında da kullanılmış. Kuma ve Escobedo, bu kararın müşteri ve ailesiyle diyalog içinde ortaya çıktığını belirtiyor: “Bina yeni olduğu için yaşanmışlık izleri taşımıyor. Bu ‘bitmemişlik’ hissi, projeye zamansal bir boyut katıyor.”

Editörün Yorumu: Kuma&Elsa’nın bu projesi, geleneksel Japon mimarisinin özünü modern bir bağlamda yorumlamasıyla etkileyici. Özellikle “bitmemişlik” vurgusu, mekânın zamanla dönüşümüne izin vermesi açısından değerli. Ancak, bu kadar kontrollü bir estetik içinde “bitmemiş” unsurların ne kadar samimi olduğu tartışılır; zira her şey son derece tasarlanmış görünüyor. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, özellikle eski yapıların dönüşümünde katmanları görünür kılmak adına uygulanabilir. Önümüzdeki yıllarda, küçük alanlarda esneklik ve geçirgenlik arayan projelerde bu tür “ev-içinde-ev” konseptlerinin daha sık karşımıza çıkacağını düşünüyorum. Yine de kulübelerin plastik panellerle çevrelenmesi, malzeme seçimi açısından biraz soğuk bir his bırakıyor; keşke daha doğal bir malzeme tercih edilseydi.


Kaynak: Dezeen | Yayın Tarihi: 18 Mayıs 2026
