Lilla Tabasso: Murano Camıyla Solan Bitkilerin Hüznünü Ölümsüzleştiriyor
Venedik’teki Fondazione Dries Van Noten’ın açılış sergisi “The Only True Protest Is Beauty"de Lilla Tabasso’nun enstalasyonu ilk bakışta canlı bir bahçeyi andırıyor. Toprak yığınlarından fışkıran yabani çiçekler, kendi ağırlığıyla bükülen saplar ve toprağın altına yayılmış kökler… Ancak yakından bakıldığında hiçbir şeyin canlı olmadığı anlaşılıyor: Her taç yaprağı, yaprak, sap ve kök, Murano camından titizlikle şekillendirilmiş.
Doğanın Solgun Anlarına Odaklanmak
Tabasso için güzellik, mükemmeliyette değil. Sanatçı, yaşam döngüsünün sonundaki çiçeklere yöneliyor: yere eğilen bir lale, zamanla morarmış bir taç yaprağı, kuruyup kıvrılmaya başlayan bir yaprak. Bu küçük dönüşümler, onun karmaşık cam heykellerinin konusu haline geliyor ve izleyiciyi genellikle gözden kaçan anlara odaklanmaya davet ediyor.

“Güzellik, kusurlu olanda saklıdır. Solan bir çiçeğin hüznü, belki de en saf güzelliktir.”
Yüzyıllık Murano cam üfleme tekniğiyle çalışan sanatçı, geçici olanı ölümsüzleştiriyor. Normalde günler içinde solacak narin çiçekler, kalıcılık ve çürüme, güç ve kırılganlık arasında bir gerilim yaratıyor.

Bilimsel Gözlem ve Sanatsal Duyarlılık
Cama adanmadan önce biyoloji okuyan Tabasso’nun çalışmalarında bilimsel gözlem merkezi bir rol oynuyor. Heykelleri, başlangıçta botanik örneklere benzese de, aslında doğal süreçlerin duygusal portreleri olarak işlev görüyor. Sanatçı, geleneksel olarak erkek egemen Murano camcılığında pek cesaretlendirilmeyince, lamba işleme tekniğini kendi kendine öğrenmiş. Renkli cam çubukları doğrudan alevde şekillendirerek, katman katman ince ton farklılıkları oluşturuyor.
Vanitas Geleneğinin Güncel Yorumu
Tabasso’nun işleri, çiçekleri yaşamın geçiciliğinin hatırlatıcısı olarak kullanan vanitas imgesinin uzun bir geleneğine ait. Çevresel belirsizlik ve doğadan kopuşun arttığı bir dönemde, heykelleri izleyiciyi genellikle göz ardı edilen anlara dikkat etmeye çağırıyor: çiçeğin solduktan sonraki hali, kuruyan yaprak, yüzeyin altında saklı kök.

Editörün Yorumu: Tabasso’nun bu kadar incelikli ve duygusal bir işçilikle solan bitkileri ölümsüzleştirmesi gerçekten etkileyici. Ancak bu hiperrealist yaklaşım, bir noktada kavramsal olarak sınırlı kalıyor; zira doğanın geçiciliğini cam gibi kalıcı bir malzemeyle anlatmak ironik bir çelişki yaratıyor. Türkiye’de de benzer bir yaklaşımı, örneğin İznik çini veya cam mozaik geleneklerini kullanarak doğanın döngüselliğini yorumlayan sanatçılar görmek isterdim. Bu trend, önümüzdeki yıllarda zanaat ve çağdaş sanat arasındaki sınırların daha da bulanıklaşmasına yol açacak gibi görünüyor.



Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 20 Haziran 2026



