Marie Watt: Geri Kazanılmış Battaniyelerle Atalardan Kalma Zanaat
Bir iğnenin yünü delip geçerken çıkardığı o hafif ses, Marie Watt’ın işlerinin başlangıcıdır. Mekan fark etmez: müze, okul, topluluk alanı ya da stüdyosu. Önemli olan, ellerin bir araya gelmesi ve hikayelerin dikiş çizgileri boyunca akması. Watt, zanaatı sadece estetik bir uğraş değil, toplumsal bir ritüel olarak görüyor.
Zanaatın Sınırlarında Bir Yolculuk
Seattle doğumlu sanatçı, Seneca Ulusu’nun Kaplumbağa Klanı üyesi. Baskıresim, resim, tekstil ve heykel alanlarında çalışıyor. Yüzyıllardır süregelen anaerkil Haudenosaunee protofeminizminden ve Yerli öğretilerinden beslenirken, topluluk ve hikaye anlatıcılığı arasındaki buluşma noktalarını araştırıyor. Miras alınan malzemelerle çağdaş formlar arasında gidip geliyor.
“Watt’ın stüdyosunda geri kazanılmış battaniyeler defalarca ortaya çıkıyor ve sanat eserine girmeden önce kullanımın ağırlığını taşıyor.”

Malzemenin Hafızası
Watt’ın stüdyosunda geri kazanılmış battaniyeler sıkça görülür. Her biri, önceki yaşamların izlerini taşır: sıcaklık, koruma, hediye etme, değiş tokuş. Long Night Eclipsed (Winter Solstice) (2025) adlı kompakt çalışmada, geri kazanılmış yün, saten bağlar, iplik ve nakış ipi kullanılmış. Battaniye, yoğun bir dokunma alanına dönüşüyor. Ölçeği samimi, ama malzemenin hafızası çok daha büyük. Solstice’te (2025) ise geri kazanılmış saten bağlar, yün battaniyeler, kanvas, teneke süsler, pamuklu dokuma bant ve iplikle daha büyük bir kompozisyon oluşturuyor. Bu parçalar, tekstilin yumuşaklığını sağlam bir yapı duygusuyla taşıyor. Zanaat, tekniği korurken kullanılmış malzemelerin konuşmaya devam etmesini sağlıyor.
Dikiş Çemberleri: Toplulukla Üretim
Watt’ın işbirlikçi pratiğinin merkezinde dikiş ve baskı çemberleri var. Bu buluşmalar stüdyolar, okullar, topluluk alanları ve kurumlar arasında gerçekleşiyor; katılımcılar el emeğiyle çalışırken hikayelerini paylaşıyor. Çember, bir süreç olduğu kadar sosyal bir biçim haline geliyor; farklı sesleri barındırmak için genişleyip daralıyor. Singing Everything: Crescendo (Staccato) (2023) adlı çalışmada bu net görülüyor. Geri kazanılmış yün battaniyeler, teneke süsler, nakış ipi ve iplikle üretilen eser, Whitney Amerikan Sanatı Müzesi ile geliştirilmiş. Proje, topluluklara gönderilen bir soruyla başlamış: “Bu anda ne için şarkı söylemek istersiniz?” Katılımcılar elle yanıt vermiş ve Watt’ın stüdyosu bu işaretleri yüzden fazla panele çevirmiş; ardından Mart 2022’de dikiş çemberleri 300’den fazla kişiyi bir araya getirmiş.
Editörün Yorumu: Marie Watt’ın yaklaşımı, zanaatı sadece estetik bir uğraş değil, toplumsal bir ritüel olarak görmemizi sağlıyor. Teneke süsler ve eski battaniyeler gibi sıradan malzemeleri kullanarak geçmişle bugün arasında köprü kurması, özellikle Türkiye’deki zanaatkarlar için ilham verici. Bizde de halı dokuma, seramik gibi gelenekler var ama çoğu zaman çağdaş sanatla buluşamıyor. Watt’ın dikiş çemberleri fikri, Türkiye’deki kadın kooperatifleri veya köy enstitüleri geleneğiyle benzerlik taşıyor; belki de bu tür bir işbirlikçi model, yerel zanaatı canlandırabilir. Önümüzdeki yıllarda, sürdürülebilirlik ve topluluk odaklı bu tür pratiklerin daha da yaygınlaşmasını bekliyorum. Peki bu neden önemli? Çünkü zanaat, sadece geçmişin bir yankısı değil, aynı zamanda geleceğin bir anahtarı olabilir.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 8 Haziran 2026