Güvercinlerden Algoritmalara: Aranda\Lasch’ın Tasarım Felsefesi
Benjamin Aranda, stüdyosu Aranda\Lasch’ın yaratım sürecini anlatırken karmaşık sistemleri basit, otomatik mantıklara indirgeme tutkularından bahsediyor. Bu yaklaşım, fiziksel zanaatın sınırlarını zorlamak için katı tarifler kullanmayı içeriyor. Aranda, Chris Lasch ile Columbia Üniversitesi’nde son dönem yüksek lisans öğrencileriyken tanışmış ve 2003’te New York ile Tucson merkezli stüdyolarını kurmuş.
Güvercinlerin Başlattığı Yolculuk
“Herkes güvercinlerle ilgilenir.” - Charles Darwin

Aranda\Lasch’ın en erken tanımlayıcı projesi, New York’ta ölmekte olan güvercin uçurma sporu üzerine bir film hibesiyle finanse edilmiş. Kuşları filme alıp sürü oluşumlarını kodla modelleyerek dünyaya algoritmik bir mercekten bakmayı öğrenmişler. Bu, mimari yaklaşımlarını merkezi olmayan ve insan dışı perspektiflere açık hale getirmiş.
Geleneksel Bilgelik ve Çağdaş Tasarım
Aranda\Lasch’ın Tohono O’odham dokumacısı Terrol Dew Johnson ile yirmi yıllık işbirliği, geleneksel yerli bilgiyi çağdaş sorunları çözmek için bir çerçeve olarak görmeyi öğretmiş. Stüdyoda bitmemiş bir Tohono O’odham sepeti bulunuyor; bu, geleneksel kabak çiçeği desenli basit bir örnek. Aranda’ya göre bu bitmemiş parça, onlar için tamamen tamamlanmış.

Günlük Hayat ve İlham
Aranda, Queens’ten Brooklyn’e bisikletle yaptığı günlük yolculuğu “kimsenin trafik ışıklarına uymadığı, ölümle burun buruna bir deneyim” olarak tanımlıyor. Stüdyoda çok sayıda sandalye biriktirdiklerini itiraf ediyor, özellikle Eames Alüminyum Grup sandalyelerinin detaylarına hayran.

Piyon Tasarım Editörünün Yorumu: Aranda\Lasch’ın güvercinlerden ilham alması, tasarımın en beklenmedik yerlerden doğabileceğini gösteriyor. Türkiye’de de İstanbul’un güvercinleri veya kumruları benzer bir ilham kaynağı olabilir; keşke daha fazla mimar kent kuşlarının hareketlerini inceleyerek organik formlar üretse. Bu algoritmik düşünce biçimi, özellikle parametrik tasarımın yaygınlaştığı günümüzde, yapılı çevreyi anlamak için güçlü bir araç. Ancak bu yaklaşımın insani dokuyu ve geleneksel bilgiyi dışlamaması gerekiyor; Aranda\Lasch’ın Terrol ile işbirliği tam da bu dengeyi kuruyor. Önümüzdeki yıllarda, yapay zeka ve algoritmaların tasarım sürecine daha fazla entegre olacağını, ancak asıl başarının bu araçları insanlıkla buluşturan hikayelerde yattığını düşünüyorum.*





Kaynak: Design Milk | Yayın Tarihi: 10 Temmuz 2026


