Mısır’ın Lagünlü Kıyı Şehri Alam Al Roum: SOM’un Vizyonu
Mısır’ın kuzey kıyısında, Marsa Matrouh yakınlarında kurulacak yeni bir şehir, Akdeniz’in geleceğine dair iddialı bir vizyon sunuyor. Uluslararası mimarlık stüdyosu SOM tarafından tasarlanan Alam Al Roum, 7,2 kilometre boyunca uzanan kıyı şeridi ve 20,6 kilometrekarelik masterplanıyla dikkat çekiyor. Proje, sadece bir tatil beldesi değil, yıl boyu yaşayan bir kent olma hedefiyle yola çıkıyor.
Suyla Örülü Bir Kent Dokusu
Alam Al Roum’un en çarpıcı özelliği, yapılı çevrenin içine ustalıkla yerleştirilmiş lagünler. Toplam 22 kilometre uzunluğundaki bu su yolları, deniz suyuyla bağlantılı ve yüzülebilir nitelikte. Üstelik lagünler sadece estetik bir unsur değil; yağmur suyu yönetimi için de kritik bir altyapı görevi üstleniyor. SOM’un tasarımı, Mısır’ın kuzey kıyısının iklimini ve topografyasını temel alarak binaları ve kamusal alanları deniz meltemlerinden ve güneşten maksimum fayda sağlayacak şekilde yönlendiriyor.

İklim Değişikliğine Karşı Doğal Müdahaleler
Proje, değişen kıyı koşullarına uyum sağlamak için yükseltilmiş bir zemin üzerine kuruluyor. Kıyı bölgeleri ise riparyen tamponlar (su kenarı bitki örtüsü), yağmur suyu sulak alanları, stabilize kumullar ve yaşayan kıyı şeritleri gibi doğal müdahalelerle korunuyor. Bu yaklaşım, sert mühendislik çözümleri yerine doğanın kendi dinamiklerini kullanmayı öne çıkarıyor.
“Akdeniz, yüzyıllar boyunca iklim, kültür ve ekonomik güçler tarafından şekillendirilmiş dünyanın en büyük şehirlerine ev sahipliği yapıyor. Alam Al Roum, iklim değişikliğinin gerçeklerine yanıt verirken olağanüstü bir yaşam kalitesi sunan yeni bir şehri sıfırdan hayal etmek için nadir bir fırsat sunuyor.” — Thomas Hussey, SOM

Kentsel Omurga ve Kültürel Odaklar
Şehrin omurgasını, Akdeniz’deki uluslararası bir marinayı iç kesimlerdeki bir ulaşım merkezine bağlayan geniş bir bulvar oluşturuyor. Alam Al Roum, plaj ve lagün kenarı mahalleler, şehir merkezleri, otel ve resort alanları, golf tesisleri, bir eğitim bölgesi ve iş merkezi gibi çeşitli programları bir araya getiriyor. Su kenarındaki şehir merkezi ise kültürel bir iskele, deniz feneri, amfitiyatro, yat kulübü, cami ve pazarlar barındırarak şehri yıl boyu bir kültür destinasyonu haline getirmeyi amaçlıyor.
İlk Etap 2030’da Başlıyor
Projenin ilk etabının 2030’da başlaması planlanıyor. Dört kilometrekarelik bu ilk faz, bir plaj şeridi, açık denize bağlı lagünler ve bir şehir merkezi marinası içerecek. Qatari Diar CEO’su Hamad bin Talal Al-Thani, projeyi “geleneksel sezonluk resort anlayışının ötesine geçen, yıl boyu canlı bir kıyı şehri” olarak tanımlıyor.

Editörün Yorumu: Ne Kadar Gerçekçi?
Alam Al Roum, kağıt üzerinde son derece etkileyici. Lagünlerin kentsel dokuya entegrasyonu, yağmur suyu yönetimiyle birleştirilmesi ve doğal kıyı savunma hatlarına yapılan vurgu, iklim krizinin gölgesinde şehir tasarımının nasıl olması gerektiğine dair güçlü bir örnek. Ancak işin içine Mısır’ın ekonomik gerçekleri ve Körfez sermayesinin büyük ölçekli kalkınma projelerindeki geçmişi girince, soru işaretleri beliriyor. 20,6 kilometrekarelik bir alanı sıfırdan inşa etmek, sosyal sürdürülebilirlik açısından da büyük bir sınav. Lagünler gerçekten halka açık, kamusal alanlar olacak mı, yoksa özel mülkiyetin süsü mü? SOM’un çizimlerindeki o kusursuz kıyı şeritleri, zamanla erozyona ve tuzlanmaya ne kadar dayanacak? Türkiye’de de benzer bir yaklaşımı, örneğin İzmir’in kuzey kıyılarında veya Antalya’nın batısında görmek mümkün. Ancak bizde genellikle lagünler betonarme setlerle çevriliyor, doğal dinamikler göz ardı ediliyor. Alam Al Roum, eğer vaat ettiği gibi kamusal alanları gerçekten halka açarsa, Akdeniz’in geleceği için bir laboratuvar işlevi görebilir. Peki bu neden önemli? Çünkü iklim değişikliğiyle mücadelede artık sadece binaların enerji performansı değil, kentin suyla kurduğu ilişki belirleyici olacak. Alam Al Roum, bu ilişkiyi yeniden tanımlama iddiasında; ama sonuç, ancak ilk sakinleri taşındığında ve lagünler gerçekten yüzülebilir kaldığında belli olacak.
Kaynak: Dezeen | Yayın Tarihi: 5 Kasım 2026