Monobloc Sandalyeyi Enstrümana Dönüştürmek: Dan Ortiz Leizman
Plastik monobloc sandalye, günlük hayatın o kadar içine işlemiş durumda ki çoğu zaman fark edilmez bile. Verandalarda, kafelerde, aile toplantılarında, okul bahçelerinde, kamp alanlarında hep oradadır. Kıtalar ve kültürler ötesinde tanınan bu nesne, kimin tasarladığından çok gündelik hayata bu kadar tam nüfuz etmesiyle bilinir. Sanatçı ve eğitimci Dan Ortiz Leizman için bu aşinalık, görmezden gelinemez hale geldi.
Monobloc Harplar: Atıktan Enstrümana
Sanatçının devam eden projesi MONOBLOC HARPS, atık plastik sandalyeleri telli çalgılara dönüştürüyor. İzleyicileri, bildiklerini sandıkları bir nesneyle işlevi yerine ses aracılığıyla yeniden karşılaşmaya davet ediyor. Sandalye hâlâ bir sandalye, ancak eklenen teller insanlara durup dokunmaya ve dinlemeye çağırıyor.

Proje, Maine’deki The Cannery’de (deneysel bir ses merkezi ve fagot yapım atölyesi) bir misafir sanatçı programı sırasında beklenmedik bir şekilde doğdu. Ortiz Leizman, savaş sonrası estetiği ve Amerikan nükleer politikası üzerine araştırma yaparken stüdyodaki üç sıradan beyaz sandalyenin başka bir anlam kazandığını fark etti. Hemen aynı dönemde sahile vurmuş bir at nalı yengeci dış iskeleti bulmuş ve içindeki canlının kaybolmasından sonra kalan kabuk fikrine hayran kalmıştı. Monobloc sandalyeler de bu imgeyi yansıtmaya başladı.
‘Onları, savaş sonrası bir nesne olarak görmeye başladım; küresel bir varoluşçuluğu oturma postürüne ‘çimentolayan’ ya da daha doğrusu ‘plastikleştiren’ bir şey.’ — Dan Ortiz Leizman, Designboom ile söyleşisinde

Keşiften Küresel Hafızaya
Bu farkındalık, çok daha geniş bir araştırmaya dönüştü. Sandalye, stüdyo pratiğinde çizimlerden siyanotiplere, stop-motion animasyonlara kadar her yerde belirdi. Sanatçı onunla çalıştıkça insanlar kendi hikâyeleriyle yanıt vermeye başladı. En şaşırtıcı olanı, bu anıların çoğunun çocukluğa dönmesiydi. ‘İnsanlar bu çılgın tekrarlayan saçmalığımı fark edip bana sandalyenin onlara neyi hatırlattığına dair hikâyeler yazmaya başladılar, çoğu çocukluk anılarıydı.’ diyor Maryland’li sanatçı. ‘Sonunda insanların kişisel duygularına dokunurken, aynı zamanda sandalyenin her yerde bulunuşuyla anlayabileceğimiz daha büyük bir birliktelik hissine hitap eden işler yapmayı anlamaya başladığımı hissettim.’
Enstrümanın Doğuşu: Tasarımda Rastlantının Gücü
Enstrüman neredeyse kazara ortaya çıktı. Bir yaratıcı blok sırasında Ortiz Leizman eski bir ukuleleyi söküp tellerini monobloc sandalyeye takmaya başladı. Bu doğaçlama stüdyo deneyi, başka bir katmanı hızla ortaya çıkardı: Sandalye aktif bir şeye dönüşebilirdi. Bedeni desteklemek yerine onunla rezonansa girebilirdi.

Birinin bu enstrümanlardan biriyle karşılaşmasını izlemek tanıdık bir ritim izliyor: bir an tereddüt, ardından merak ve sonunda çalma isteği. Bu, tasarımın insanı harekete geçiren yönünün müthiş bir örneği.

Editörün Yorumu: Monobloc sandalye, tasarım tarihinin en sıradan ama en güçlü nesnelerinden biri. Ortiz Leizman’ın onu bir enstrümana dönüştürmesi, bize ‘form ve işlev’ ikileminin ötesinde üçüncü bir boyut sunuyor: anlam. Tasarım, sadece kullanım değil, duygu ve hafıza da üretebilir. Projenin en ilham verici yanı, malzemenin ‘değersiz’ olarak görülen bir atıktan dönüşmesi. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, mesela plastik sandalyelerin yoğun kullanıldığı kıraathaneler, okul bahçeleri veya yazlık sitelerde bu tür bir dönüşüm, gündelik nesnelerin potansiyelini yeniden düşünmemizi sağlayabilir. Özellikle Türkiye’deki yoğun plastik sandalye kullanımı göz önüne alındığında, bu proje sürdürülebilirlik ve yaratıcılık açısından ilham verici bir örnek teşkil ediyor.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 30 Temmuz 2026



