Onarım Geri Dönüşle mi Başlar? Venedik’te Sömürge Mirası ve Bellek
Venedik’in lagün kıyısındaki eski San Lorenzo Kilisesi, duvarlarına sinmiş bir ağırlığı görünür kılıyor: Geri Dönüş Dalgası (Tide of Returns). Bu sergi, suyun ötesine geçen bir geri dönüş, bellek ve yerinden edilmiş kültürel objeler üzerine düşünmek için güçlü bir zemin hazırlıyor. TBA21–Academy tarafından sunulan sergi, Ocean Space’in 2026 sezonunu açıyor ve 28 Mart – 11 Ekim 2026 tarihleri arasında, 61. Venedik Sanat Bienali ile eş zamanlı olarak ziyaret edilebilir.
Repatriates Collective’in sanatsal araştırmalarına dayanan ve Khadija von Zinnenburg Carroll tarafından küratörlüğü yapılan proje, Avustralya’nın Pasifik Kuzeyi, Güney ve Batı Afrika, Avrupa ve Latin Amerika’dan sanatçıları, film yapımcılarını ve yerli toplulukları bir araya getiriyor.

Serginin temel sorusu son derece net: Geri dönüş yolu hukuk, tören, aile belleği ve okyanusun kendisi tarafından şekillendirilmişse, geri dönmek ne anlama gelir?
Eski Bir Kilisede İade Pratikleri
Eski kilisenin iki kanadına yayılan Geri Dönüş Dalgası, iadeyi yaşayan bir süreç olarak ele alıyor. Sergi, sömürge tarihleri boyunca yerinden edilmiş ve kendilerini üreten topluluklardan çok uzaktaki müze koleksiyonlarında tutulan kültürel objelerle başlıyor. TBA21, iki güncel referans noktasına dikkat çekiyor: 2022’de Berlin Etnoloji Müzesi’nden Namibya’ya iade edilen 23 obje ve 2023’te Manchester Müzesi’nin Avustralya’daki Warnindilyakwa topluluğuna iade ettiği 174 kültürel miras parçası.

Batı Kanadı: Annemin Ülkesinden
Batı kanadında Repatriates Collective, Annemin Ülkesinden (From My Mother’s Country) adlı yeni bir enstalasyon sunuyor. Kırmızımsı kum, binlerce küçük figür, video ve ses kullanılarak oluşturulan bu iş, yere yayılmış figürlerle bir bedenler ve ataların varlığı manzarası yaratıyor. Figürler, kabuk, ot ve tekstilden oluşuyor; Anindilyakwa Ülkesi’nden getirilen kum ise mekâna yerin rengini ve dokusunu veriyor. Enstalasyon, klan, akrabalık ve şarkı hatlarının hikâyelerini açıklama değil, malzeme aracılığıyla taşıyor.
“Kum, bir coğrafyanın belleğini taşır. Bu enstalasyonda toprak, sadece zemin değil, aynı zamanda bir anlatıcı.”

Doğu Kanadı: Bağlantıları Örmek
Doğu kanadında ise Alman-Bolivyalı sanatçı Verena Melgarejo Weinandt’ın Bağlantıları Örmek (Weaving Connections) adlı tekstil ve video enstalasyonu yer alıyor. Bu iş, suyu kumaş, saç ve jest aracılığıyla takip ediyor. Eski kilisenin içinde mavi tonlu tekstiller asılı; siyah örgüler nehir akıntılarını ve bellek ipliklerini çağrıştırıyor. Üç kanallı bir video, bir nehirde tekstil hazırlama, örme ve yıkama performansını izleyerek işi, kültürel bilginin taşınabileceği bir yer olarak bedene geri getiriyor. Bienal açılış programı sırasında Melgarejo Weinandt, Ocean Space içinde Örgü Bağlantıları (Braiding Connections) performansını da gerçekleştirerek enstalasyonu hareket ve dokunuşla genişletti. Örgü eylemi, ilişkiyi tutmanın bir yolu haline geliyor.

Editörün Yorumu: Bu sergi, tasarımın ve sanatın politik bir araç olarak nasıl işlev görebileceğine dair güçlü bir örnek. Ancak, Türkiye bağlamında düşünüldüğünde, benzer bir iade pratiğinin Anadolu’daki arkeolojik eserler için ne kadar zorlu olduğu ortada. Serginin malzeme kullanımı (kum, tekstil, örgü) bize şunu hatırlatıyor: Tasarım, sadece estetik bir mesele değil, aynı zamanda bir hafıza ve adalet aracı. Özellikle ‘Bağlantıları Örmek’ enstalasyonu, tekstil tasarımının politik potansiyelini gözler önüne seriyor. Sektörel öngörü: Önümüzdeki yıllarda, sömürgeci geçmişle yüzleşen müzelerin iade süreçlerine tasarımcıların dahil olması kaçınılmaz. Bu, hem restorasyon hem de yeni anlatılar yaratma fırsatı sunuyor.
Peki bu neden önemli? Çünkü geri dönüş, sadece bir objenin fiziksel yolculuğu değil; aynı zamanda bir toplumun kendini onarma sürecidir. Tasarım, bu sürecin hem görünür kılınmasında hem de duygusal bağın kurulmasında kritik bir rol oynar.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 4 Haziran 2026









