Ana Sayfa Haberler Grafik Tasarım

Polonya’da Antik Eserlere Çağdaş Yorum: Heykelsi Sergi Tasarımı

NArchitekTURA, Wawel Kalesi'ndeki Lanckoroński sergisinde kavisli duvarlar ve kontrollü ışıkla antik eserlere çağdaş bir dokunuş sunuyor. Tarihi mekana saygılı bir müdahale.

· Piyon Haber · Designboom

Share:

Polonya’da Antik Eserlere Çağdaş Yorum: Heykelsi Sergi Tasarımı

Krakow’daki Wawel Kraliyet Kalesi’nde açılan “Lanckoroński Koleksiyonu’ndan Başyapıtlar” sergisi, antik heykelleri beş odalık bir yolculukta yeniden yorumluyor. NArchitekTURA imzasını taşıyan mekan, kavisli duvarlar, sürekli yüzeyler, yumuşak renkler ve özenle kontrol edilen aydınlatma ile tarihi iç mekanlara çağdaş bir soluk getiriyor. Her oda farklı bir atmosfere sahip olsa da malzeme ve biçim birliği, sergi boyunca tutarlı bir rota sunuyor. Tasarım, antik ortamı taklit etmek yerine, koleksiyonu öne çıkarıp ziyaretçileri bir mekandan diğerine yönlendirmek için çağdaş mimariyi kullanıyor.

Polonya’da Antik Çağa Işık Tutan Heykelsi Sergi Tasarımı

Giriş Holü: Sessiz Bir Karşılama

Giriş holü, sergiye sessiz bir başlangıç vadediyor. İki kavisli duvar, odanın büyük kısmını gizleyerek ziyaretçileri ilk galeriye yönlendiriyor. Kil sıva, taş ve metal gibi malzemeler, antik çağda yaygın olanlarla kurdukları bağ nedeniyle seçilmiş. NArchitekTURA’nın tasarladığı dairesel ışık enstalasyonu, iki duvar boyunca uzanıp Akdeniz güneşini çağrıştırıyor. Çoğu açıdan bulanık veya eksik görünen görüntü, belirli bir bakış noktasında iki yarı birleşerek tam bir daire oluşturuyor.

Polonya’da Antik Çağa Işık Tutan Heykelsi Sergi Tasarımı

İlk Galeri: Sıcak Bir Kucaklama

İlk galeride cilalı huş kontrplak, zeminden duvarlara yükseliyor. Üst seviyede malzeme yarı saydam hale gelerek dolaylı ışığın geçmesine izin veriyor ve odayı yumuşak bir parıltıyla sarıyor. Heykeller, yeni duvarlardan çıkıntı yapan ahşap platformlarda sergilenirken, seçili objeler cam vitrinlerle korunuyor. Zemin ve duvarlar arasındaki kavisli geçiş, mekânı daha bütüncül gösteriyor ve yüzey sınırlarını ortadan kaldırıyor.

İkinci Galeri: Dokusal Devamlılık

İkinci galeri benzer bir yaklaşımla ilerliyor. Dokulu bir yüzey zeminden iki karşı duvara uzanarak, bağımsız alçı dökümler için tek bir kavisli arka plan oluşturuyor. Farklı yüksekliklerdeki mermer kaideler, heykelleri tutarlı bir görsel seviyede buluşturuyor.

Polonya’da Antik Çağa Işık Tutan Heykelsi Sergi Tasarımı

Üçüncü Galeri: Stereoskopik Bir Deneyim

Bir diğer oda, dairesel açıklıklarla delinmiş sıcak kahverengi kontrplak bir duvarla tanımlanıyor. Bazı açıklıklar, sergide yer alamayan objelerin fotoğraflarını barındırırken, dört büyük niş daha küçük eserler sergiliyor. Düzenleme, çağdaş bir stereoskopu hatırlatıyor; ziyaretçileri açıklıklardan tek tek bakmaya davet ediyor. Zemin, duvar ve tavanın uyumlu kahverengi tonları, dikkati fotoğraflar ve objelere odaklayan nötr bir ortam yaratıyor.

Son Galeri: Burgonya Vurgusu

Son galeride, bordo halı hem zemini hem de kavisli bir duvarı kaplayarak kalenin taş merdiveninin rengini yansıtıyor. Duvara gömülü dairesel bir vitrin, eşmerkezli pirinç elemanlar ve yumuşak dağınık ışıkla çevrili beş küçük objeyi aydınlatıyor.

Polonya’da Antik Çağa Işık Tutan Heykelsi Sergi Tasarımı

Editörün Yorumu: Bu tasarım, tarihi bir mekânda çağdaş bir dilin nasıl kullanılabileceğine dair güzel bir örnek. Beni en çok etkileyen, malzemelerin antik çağla kurduğu bağ ve ışığın mekânı dönüştürme biçimi oldu. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, örneğin İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndeki geçici sergilerde uygulanabilir. Bu tür bir tasarım, mevcut müze koleksiyonlarının yeniden yorumlanması ve ziyaretçi deneyimini zenginleştirmek için büyük bir potansiyel taşıyor. Önümüzdeki yıllarda, tarihi yapılarda geçici sergiler için bu tür kapsayıcı ama müdahaleci olmayan tasarımların daha da yaygınlaşacağını düşünüyorum.

Bu tasarım, bir müzenin sadece koleksiyonunu değil, aynı zamanda mekânın ruhunu da koruyarak yeni deneyimler sunabileceğini kanıtlıyor. Peki bu neden önemli? Çünkü müzeler artık yalnızca sergileme alanı değil, ziyaretçiyi zaman ve mekân boyunca bir yolculuğa çıkaran duyusal mekânlar olmalı.

Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 27 Temmuz 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×