Post Koleksiyonu: Metalin Sağlamlığı Ahşabın Sıcaklığıyla Buluşuyor
Tasarım dünyasında zıtlıkların dansı hiç bitmez. RAD Furniture, Los Angeles merkezli tasarımcı Sam Klemick ile ortaklaşa geliştirdiği Post Koleksiyonu ile bu dansı metal ve ahşabın kesişiminde yeni bir boyuta taşıyor. Klemick’in daha önce tamamen ahşaptan ürettiği Bell Chair’i metal bir iskelete uyarlayan koleksiyon, NYCxDESIGN sırasında Afternoon Light galerisinde sergilendi.
Ahşaptan Metale: Bir Tasarım Yolculuğu
Klemick’in Bell Chair’i aslında sipariş üzerine, tamamen el işçiliğiyle üretiliyordu. Ancak metal farklı bir oyun alanı. RAD Furniture’ın üretim disipliniyle Klemick’in konfor ve form anlayışı birleşince ortaya hem sağlam hem davetkar parçalar çıkmış. Klemick bu süreci şöyle özetliyor:

“RAD ile çalışmak, tasarım okulunda arkadaşlarla takılmak gibiydi – çok doğaldı. Metal, ahşaptan çok farklı; daha fazla kısıtlaması var ve bu sizi akıllı, spesifik kararlar almaya itiyor. Genelde nasıl yapılacağını bilmediğim pratik olmayan fikirlerle başlarım, ama RAD ile odak işlevsel, konforlu ve sade bir şey yaratmaktı.”
Koleksiyonun Detayları
Koleksiyonda bir bank, puf ve dinlenme koltuğu yer alıyor. Tüm parçalar, kalın ve yumuşak minderlerle donatılmış; minderler çerçeveye sağlam bağcıklarla tutturulmuş. Metal ayaklar, minderler olmasa bile her parçaya belirgin bir sağlamlık hissi veriyor. Günün yorgunluğunu atmak için kendinizi koltuğa bırakmak isteyeceğiniz türden.

Renk ve Kumaş Seçenekleri
Renk ve kumaş tercihleri burada büyük fark yaratıyor. Parlak siyah toz boyayla kombinlenen muhteşem bir bordo kadife, parçalara ışıltı ve lüks bir hava katarken, form büyük bağcıklarıyla eğlenceli kalmayı başarıyor. Bu bordo rengine rakip olabilecek tek renk ise sıcak ve davetkar bir koyu kahve; portakal alt tonları soğuk metali adeta ısıtıyor. Döşemelerin kıvrımlarını vurgulayan dokulu kumaşların tamamı Greenguard Gold Sertifikalı.

Editörün Yorumu: Post Koleksiyonu, endüstriyel tasarımda sıkça rastladığımız “ağırlık” kavramını gerçekten hissettiren bir iş. Metal ayakların sağlamlığı, minderlerin yumuşaklığıyla güzel bir kontrast oluşturuyor. Ancak bu koleksiyonda beni en çok etkileyen şey, bağcıkların estetik bir detay olmanın ötesine geçip işlevsel bir elemana dönüşmesi. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım görmek isterdim; özellikle İstanbul’daki butik mobilya atölyeleri, bu tür bir malzeme ve form araştırmasını kendi kültürel motiflerimizle harmanlayabilir. Önümüzdeki yıllarda, sürdürülebilirlik ve zanaatkarlık vurgusuyla bu tür işbirliklerinin arttığını göreceğimize inanıyorum. RAD Furniture ve Klemick, “dürüst nesneler” yaratma hedefinde başarılı olmuş; keşke bu koleksiyonda ahşabın sıcaklığını daha fazla hissettirecek bir versiyon da olsaydı.
RAD Furniture ve Sam Klemick Hakkında
RAD Furniture, 2010 yılında kuruldu ve gündelik anlara zanaat, dayanıklılık ve neşe katma misyonuyla hareket ediyor. Sam Klemick ise 15 yıl moda sektöründe çalıştıktan sonra kumaş ve kapitone sevgisini ahşap işçiliğine kanalize etmiş. Kendi kendine torna, oyma ve heykel tekniklerini öğrenen Klemick, ahşabın esnekliğini işlerine yansıtmayı başarmış. Bu işbirliği, her iki tarafın da güçlü yönlerini ortaya çıkararak daha akıllı, şık ve samimi nesneler üretmelerini sağlamış.

Peki bu neden önemli? Çünkü Post Koleksiyonu, malzemenin sınırlarını zorlayan ve işlevselliği estetikle buluşturan bir anlayışın ürünü. Bu tür işbirlikleri, tasarımın sadece görsel değil, aynı zamanda dokunsal ve duygusal bir deneyim olduğunu hatırlatıyor. Sektörde daha fazla cesur malzeme kombinasyonu ve zanaat odaklı üretim görmek için sabırsızlanıyoruz.
Kaynak: Design Milk | Yayın Tarihi: 23 Mayıs 2026










