Milano Tasarım Haftası 2026’ya Samsung, teknoloji ve tasarım dünyasını derinden etkileyen, ‘Tasarım, özünde bir sevgi eylemidir’ felsefesiyle damgasını vurdu. Samsung Electronics Başkanı ve Baş Tasarım Sorumlusu Mauro Porcini, Designboom ile yaptığı özel röportajda bu vizyonu net bir şekilde ortaya koydu. Samsung’un bu yılki sergisi, teknolojiyi yalnızca bir araç olmaktan çıkarıp, insan deneyiminin sıcak ve yaşayan bir parçası haline getirmeyi hedefliyor. Ziyaretçiler, burada teknolojinin en insani yüzüyle tanışarak, daha anlamlı ve ifade dolu yaşam biçimlerini mümkün kılan bir geleceğin kapılarını aralıyor.
Yaratıcı Laboratuvarın Perde Arkası: Samsung Design Open Lab
Samsung, Milano Tasarım Haftası’nda yalnızca göz alıcı ürünler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Samsung Design Open Lab ile yaratıcı süreçlerinin perde arkasını cesurca ziyaretçilerine açıyor. Bu şeffaf yaklaşım, markanın tasarım ideolojisine ve inovasyonlarına eşsiz bir içgörü sunuyor. Katılımcılar, nihai ürünün ötesine geçerek, bu tasarımların ardındaki derin düşünce süreçlerine, sorulan kritik sorulara ve keşfedilen gerilimlere yakından tanıklık ediyor. Mauro Porcini, bu deneyimi şu sözlerle açıklıyor:

“Ziyaretçilerin, Samsung’a katıldığımda ve sahne arkasındaki inanılmaz deneylere ve fikirlere eriştiğimde hissettiğim heyecanın aynısını hissetmelerini istiyorum. Sadece ne yaptığımızı görmekle kalmıyor, aynı zamanda neden yaptığımızı, hangi soruları sorduğumuzu ve hangi gerilimleri araştırdığımızı anlamaya başlıyorsunuz.”
Bu vizyon, spekülatif konseptlerle ticari gerçeklik arasında sağlam bir köprü kurarken, keşif ve deneme yolculuğunun nihai ürün kadar değerli olduğunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

AI ve İnsan Duygusu: Bağ Kurabilen Teknoloji
Sergi, farklı cihazlar arasında başlayan duygusal bir diyalogla adeta çok duyulu bir deneyim vadediyor. Samsung’un ikonik Galaxy markasının imzası niteliğindeki “Over the Horizon” sesi eşliğinde, bu etkileşim bir dizi ürünü adeta bir orkestra şefi gibi yönetiyor. Bu ürünler, farklı cihaz ve deneyimleri tek, kusursuz bir akışta birleştirerek çeşitliliği, ifade gücünü ve teknolojik uyumu gözler önüne seriyor. Mauro Porcini, bu bütünleşmeyi şöyle açıklıyor:
“İşlevsel olarak, donanım, yazılım ve yapay zekanın nasıl kusursuz, anlamlı sistemler halinde bir araya geldiğini gösteriyor. Duygusal olarak ise yolculuk, hayranlıktan bağlantıya doğru evriliyor. Teknoloji canlı hissediliyor; kullandığınız bir şeyden çok, sizi anlayan, ritüellerinizi destekleyen ve yaşama biçiminizi güçlendiren bir varlık gibi.”

Bu yenilikçi vizyon, teknolojiyi sadece işlevsel bir araç olmaktan çıkarıp, insan yaşamının daha derin ve duygusal boyutlarına dokunmasını sağlıyor.
Anlamlı Evlerin Yeni Denklemi: AI × (EI + HI)
Samsung, Milano Tasarım Haftası’nda adeta bir devrim niteliğinde, yeni bir yaşam formülü sunuyor: Yapay Zeka (AI) çarpı (Duygusal Zeka (EI) artı İnsan Hayal Gücü (HI)). Bu zihniyet değişimi, geleneksel “akıllı ev” konseptini “anlamlı ev"e dönüştürüyor; burada teknoloji, insan potansiyelini açığa çıkarmak için adeta bir katalizör görevi görüyor. Marka, tasarımda tekdüzeliği reddederek, form ve işlevin anlamı izlediği yeni bir çağı kararlılıkla kucaklıyor. Bu vizyon, teknolojiyi kullanan insanların eşsiz çeşitliliğini yansıtarak, her bireyin özgün ihtiyaçlarına ve arzularına cevap veren tasarımlara kapı aralıyor.

Samsung’un Milano Tasarım Haftası’ndaki bu duruşu, teknolojinin soğuk ve işlevsel algısından sıyrılıp, insanlığın en temel duygusu olan sevgiyle harmanlanmasının ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Tasarım artık sadece estetik bir kaygı değil, aynı zamanda insan yaşamına değer katan, bağlar kuran ve potansiyelleri açığa çıkaran bir eylem. Piyon Editör olarak biz de, teknolojinin insanla bu denli duygusal bir bağ kurduğu, anlam ve ifade gücünü merkeze alan tasarımların geleceğine heyecanla bakıyoruz. Bu yaklaşım, sadece ürünleri değil, yaşam biçimlerimizi de şekillendirerek, her evin birer ‘anlamlı ev’e dönüşmesinin önünü açıyor.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 26 Nisan 2026


























