SANAA ve Ekibinden MuNA’ya Zafer: ‘Yaşayan Katmanlar’
Ekvador Ulusal Müzesi (MuNA) için düzenlenen uluslararası yarışma, beklenmedik bir dönüşle sonuçlandı. İlk olarak Alberto Campo Baeza ve MAIO Architects’in kazandığı duyurulan yarışma, kamuoyundan gelen yoğun eleştiriler sonrası iptal edildi ve süreç yeniden yapılandırıldı. Yeni değerlendirme sisteminin galibi ise SANAA, Estudio A0, Caá Porá Arquitectura ve Jerome Haferd Studio’dan oluşan ekibin “Estratos Vivos” (Yaşayan Katmanlar) projesi oldu.
Yarışmanın Tartışmalı Süreci
Yarışmanın ilk galibi Alberto Campo Baeza ve MAIO Architects’in projesi, mimarlar, akademisyenler ve halk tarafından Ekvador’un kültürel kimliğini yansıtmadığı gerekçesiyle eleştirildi. Binlerce imza toplayan bir çevrimiçi kampanya sonucunda Ekvador Eğitim Bakanlığı, ilk kararı askıya alarak yeni bir değerlendirme süreci başlattı. On davetli ekibin katıldığı yeni süreçte, üç finalist (SANAA liderliğindeki ekip, B720 Arquitectura + LERA ve Mario Cucinella Architects) halk oylamasına sunuldu ve nihai sonuç jüri puanları ile halk oylamasının birleşimiyle belirlendi.

Estratos Vivos: Peyzajın Uzantısı Olarak Müze
Kazanan proje “Estratos Vivos”, müzeyi peyzajın doğal bir uzantısı olarak ele alıyor. Yumuşak bir şekilde istiflenmiş dairesel hacimler, teraslı bahçeleri ve açık avlularıyla adeta yerden yükseliyor. Anıtsal bir kurum imajı yerine, ziyaretçilerin kademeli olarak keşfedeceği bir dizi kamusal alan sunuluyor. Proje, sergi galerilerini dairesel avlular etrafında düzenleyerek gün ışığının içeri girmesini ve katlar arasında görsel bağlantı kurulmasını sağlıyor. Rampalar, teraslar ve açık alanlar, müze boyunca akışkan rotalar oluştururken, Quito ve Pichincha yanardağının eteklerine doğru manzaralar çerçeveliyor. İç mekan galerileri, bahçeler ve gölgeli toplanma alanlarıyla dönüşümlü olarak yer alıyor; sanat ile şehir arasında sürekli bir deneyim sunuyor.
‘Yaşayan Katmanlar’ Kavramı
Mimarlar, projeyi Ekvador’un dağlar, ormanlar, kıyı şeridi ve arkeolojik peyzajlarından ilham alarak bir dizi birbirine bağlı ortam olarak tanımlıyor. Yerli, Afro-Ekvadorlu ve mestizo danışmanların katılımıyla geliştirilen müze, tek bir anlatıda birleşmek yerine, birden çok tarih ve perspektifin bir arada var olabileceği bir yer olarak tasarlanmış.

“Estratos Vivos, müzenin anıtsallığını reddederek onu bir kamusal alanlar ağına dönüştürüyor. Bu yaklaşım, çağdaş müzeciliğin en heyecan verici eğilimlerinden biri: kurumu ziyaretçi için bir deneyim nesnesi haline getirmek.”
Editörün Yorumu
Bu projeyi gerçekten etkileyici buluyorum. SANAA’nın imzası haline gelen hafiflik ve şeffaflık arayışı, burada peyzajla iç içe geçmiş bir formda kendini gösteriyor. Ancak, yarışma sürecinin bu kadar siyasallaşması ve halk oylamasına gidilmesi, mimarlığın popülizme kurban gitme riskini de beraberinde getiriyor. Estetik ve işlevsellik açısından güçlü bir proje olsa da, bu tür bir sürecin tekrarlanması, uzman görüşünün göz ardı edilmesine yol açabilir. Türkiye’de de benzer bir tartışma yaşanabilir; örneğin bir kültür yarışmasında halk oylaması kullanılsa, sonuçlar ne kadar sağlıklı olurdu? Bu trend önümüzdeki yıllarda daha fazla kamu projesinde görülebilir, ancak jüri ve halk arasındaki dengenin iyi kurulması şart.


Peki bu neden önemli? Çünkü “Estratos Vivos” sadece bir müze binası değil; kamusal alan, peyzaj ve kültürel temsilin iç içe geçtiği yeni bir model. SANAA’nın bu projesi, anıtsallığı reddedip kullanıcıyı merkeze alan bir yaklaşımın zaferi. Ama aynı zamanda, mimarlık yarışmalarının geleceği üzerine düşündürücü bir örnek.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 22 Temmuz 2026



















