Sara Schoenberger’den Coronette: Işığın Heykelleştiği Avizeler
Dünyamız hareketle tanımlanır. Atomlar, mikroplar, rüzgârda savrulan yapraklar – her şey hareket eder, her zaman algılayamasak da. Sara Schoenberger, Coronette ışık koleksiyonuyla durağan mekâna hareket ve stil katıyor; bu parçalar adeta bir yerlere gidiyormuş gibi hissettiriyor. Bu yılki Afternoon Light fuarında ilk kez sergilenen koleksiyon, yörünge, modernlik, süsleme ve fantazi arasında etkileyici bir diyalog kuruyor.
Havada Kıvrılan Kurdela
Sanki kurdeleler havada dalgalanıp kendi zarif yollarını çiziyormuş gibi, Coronette koleksiyonu kalın pirinç çubukların akıcı, kıvrımlı eğrilere dönüştürülmesiyle oluşuyor. Bu jest, uzun bir dekoratif geleneğe dayanıyor: Roma mermer kabartmalarında çelenkler ve kurdeleler sıklıkla taç giyme törenlerinin sembolü olarak görülürdü. Ancak Schoenberger bu kurdeleleri bir süs unsuru olarak değil, tasarımın ana yapısı olarak yeniden yorumluyor. Her bir metal kıvrımı, yeni bir ampulü boşluğa fırlatıyor, merkezi bir eksen etrafında düzenleniyor ve simetriyle topraklanıyor.

Coronette 1: Sahne Işıkları Altında Bir Zarafet
Coronette 1‘de bu eksen, ampulün kendisi oluyor ve iç mekâna yumuşak, neredeyse teatral bir ışık yayıyor. El üflemesi mantar şeklindeki cam, üç renkte mevcut: Opal (açık krem), Pistachio (ışıkta sarıya çalan sıcak yeşil) ve Apricot (gün batımı turuncusu). Üç farklı el uygulamalı metal kaplama seçeneği de sunuluyor: Mumlu Pirinç, Kalay ve Verdigris. Bu gradyan cam ve patinalı metal, küçük avizeye sıcaklık, zenginlik ve ince bir tören havası katıyor.
Coronette 3: Hareket ve Durgunluğun Dansı
Coronette 3, hareket ve durgunluk arasındaki ilişkiye odaklanıyor; merkezi bir noktadan dışa doğru kompakt bir hareket patlamasıyla yayılıyor. Yumuşaklık ve çelik arasındaki sevimli ikilem, metal çerçeve üzerindeki patinanın parçaya bir mekân duygusu kazandırmasıyla ortaya çıkıyor. Kıvrımlı eğrileri hafif ve biraz “abartılı” hissettiriyor, ama asla kopuk değil.

Coronette 7: Teatralliğin Zirvesi
Coronette 7 bu oyunsu alışverişi on bir seviyesine çıkarıyor: merkezdeki büyük ışığın etrafında altı küçük küre yer alıyor. İki küre yukarı doğru uçup gidiyormuş gibi görünerek büyük avizeye canlılık katıyor. Sonuç, süslü ama bunaltıcı olmayan, teatral ama yapısal netliğini kaybetmeyen bir tasarım.
Editörün Yorumu: Bu koleksiyon, ışığın sadece bir fonksiyon değil, bir anlatı aracı olduğunu gösteriyor. Schoenberger’in tarihsel referansları modern bir dille harmanlaması takdire şayan. Özellikle Coronette 7’deki asimetrik küreler, mekâna bir dinamizm katıyor. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, özellikle otel ve restoran gibi atmosferik mekânlarda ilgi görebilir. Önümüzdeki yıllarda, bu tür “heykelsi” aydınlatmaların iç mimaride daha çok yer bulacağını düşünüyorum. Ancak bu parçaların fiyatları ve özel üretim olması, erişilebilirliğini sınırlıyor; seri üretime geçilirse daha geniş kitlelere ulaşabilir.

Tasarım Felsefesi
Tarihi koruma uzmanı bir mimar annesiyle büyüyen Schoenberger, mimari süsleme, demir işçiliği ve antik heykellere karşı bir hassasiyet geliştirmiş – bu referanslar çalışmalarının merkezinde yer alıyor. Geleneksel teknikleri modern üretim anlayışıyla dengeleyerek, her projeyi düşünülmüş bir yaklaşımla ileri taşıyor; konut, galeri ve ticari alanlarda farklı vizyonları hayata geçirmeye yardımcı oluyor. Dahası, her bir iterasyon, süslemenin tarih boyunca teknik ve estetik işlevi nasıl etkilediğine dair daha geniş bir anlayışın parçası. Peki bu neden önemli? Çünkü Schoenberger bize, aydınlatmanın sadece bir nesne değil, bir deneyim olabileceğini hatırlatıyor.
Kaynak: Design Milk | Yayın Tarihi: 3 Haziran 2026















