Stefano Boeri İbiza’da Sosyal Konutu Ahşapla Yeniden Yorumluyor
Sosyal konut denilince aklınıza hep aynı beton bloklar mı geliyor? Stefano Boeri Architetti, İbiza’da kazandığı Sa Casa yarışmasıyla bu algıyı değiştirmeye hazırlanıyor. İspanya’nın İbiza adasındaki Ca n’Escandell mahallesinde yükselecek proje, 190 daireyi dört ayrı blokta topluyor ve arsanın merkezini bitkilendirilmiş bir ortak alan olarak açık bırakıyor.
İyi Bir Yarışma Projesini Farklı Kılan Ne?
Sa Casa, jüri tarafından yalnızca ‘yeşil’ olduğu için değil; eğimli arazideki kütle yerleşimi ve konutların çevredeki peyzajla kurduğu ilişki nedeniyle seçildi. Yarışmaya katılan 13 proje arasından sıyrılan şema, kamu konut ajansı Casa 47 için hazırlanan geniş bir toplu konut bölgesinin parçası. Ca n’Escandell mahallesinde hâlihazırda 500’den fazla korunmalı konut planlanıyor; Sa Casa bu bağlamda mahalleye yeni bir kamusallık önerisi getiriyor.

Sadece Malzeme Değil: CLT ile Yapısal Dönüşüm
Projenin ana iskeleti çapraz lamine ahşap (CLT). Yüksek prefabrikasyon oranı, şantiyedeki işçilik süresini kısaltmayı ve malzeme atığını azaltmayı amaçlıyor. Ancak asıl ilginç olan, CLT’nin yapısal çerçevesinin doğrudan daire planlarına yansıtılması. Ahşap, burada bir görsel imza değil; esnek plan düzeninin taşıyıcısı.
Konutlar Değil, Yaşam Döngüsü Tasarımlanıyor
Mimarlar, her daireyi tek bir hane tipi üzerinden kurgulamak yerine, kullanıcıların yaşam döngüsüne göre yeniden düzenlenebilen modüler bir plan şeması öneriyor. Hareket kısıtlılığı olan bireyler için özel olarak düşünülmüş birimler de aynı sistemin içinde çözülmüş. Ortak çalışma alanları, sosyal odalar ve hizmet mekânları, ileride farklı işlevlere dönüşecek şekilde esnek bırakılmış.

Barınma, sabit ve donmuş bir program değil; değişen hayatlara uyum sağlayabilen bir çerçeve olmalı. Sa Casa’nın bu anlayışı, sosyal konut için örnek niteliğinde.
Ortak Açık Alanlar ve Peyzajın Dansı
Dışarıdan bakıldığında dört kütle, birbirine bakan uzun ahşap cepheleri ve bitkilendirilmiş yaya yollarıyla dikkat çekiyor. Derin balkonlar özel ve ortak yaşam arasında geçirgen bir katman oluşturuyor. Akdeniz bitkileri avlulardan çatı bahçelerine dek uzanıyor; yeşil doku hem ekolojik hem de görsel bir süreklilik sağlıyor. Sirkülasyon ise artık alan değil; çevredeki mahalleden merkezdeki meydana uzanan bir kamusal aks olarak tasarlanmış.

Akdeniz İklimiyle Akıllı Bir Ortaklık
İbiza’nın sıcak Akdeniz iklimi, mekanik soğutma yükünü azaltmak için tasarımın erken safhalarından itibaren bir girdi olarak kullanılmış. Bina yönlendirmesi ve çapraz havalandırma, pasif soğutma stratejilerinin temelini oluşturuyor. Bu durum, sosyal konutun işletme maliyetlerini düşürmek açısından da büyük önem taşıyor.

Editörün Yorumu: Stefano Boeri’nin bu projesi beni iki açıdan etkiledi: öncelikle sosyal konutun salt barınma sorunu değil, kamusal alan kurgusu ve peyzajla birlikte düşünülmesi gerektiğini hatırlatıyor. İkincisi, CLT ve prefabrikasyonu bir görsel imza olarak değil, esnek planların taşıyıcısı olarak kullanması. Ancak bir eleştirim var: Dört kütlenin parçalanması, mahalle ölçeğinde samimiyet kurmak için cesur bir hamle; ancak bu parçalanmanın bakım ve güvenlik yönetimini zorlaştırabileceğini düşünüyorum. Türkiye bağlamında ise bu proje, sosyal konutun ‘ucuz ve hızlı’ olması gerekmediğini, modüler ahşap sistemlerin deprem bölgelerinde de akıllıca bir alternatif olabileceğini gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda, özellikle kamu yatırımlarında prefabrikasyon ve ahşap yapıların daha fazla konuşulacağını öngörüyorum.
Peki bu proje neden önemli? Çünkü Sa Casa, sosyal konutu yeniden düşünmek için hem teknik hem de kavramsal bir zemin sunuyor. Bu tasarım, İbiza’da başlayan bir tartışmanın çok daha geniş bir coğrafyada karşılık bulacağının habercisi.
Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 9 Eylül 2026



