Topraktan Sanat: Art Omi’de Geçici Kerpiç Heykeller
Meksika merkezli mimarlık stüdyosu Tatiana Bilbao Estudio, New York’taki Art Omi sanat merkezi için yerel topraktan elde edilen kerpiçle (rammed earth) dört adet 2,3 metre yüksekliğinde haç formunda sütun ve merkezde daha kısa bir oturma bankından oluşan “Borrowed Earth” (Ödünç Alınmış Toprak) adlı enstalasyonu tamamladı. Tasarım, zamanla doğal koşullara yenik düşerek çözülmeyi amaçlıyor. Peki, bir yapı neden çözülmek üzere tasarlanır? Bu soru, kerpicin doğasıyla yüzleşmeyi ve geçiciliği bir tasarım kararına dönüştürmeyi öneriyor.
Topraktan Yükselen Haçlar
Art Omi’nin 120 dönümlük heykel parkında yer alan enstalasyon, Hudson Valley bölgesinden toplanan toprağın kum ve kireçle karıştırılıp ahşap kalıplara katman katman sıkıştırılmasıyla inşa edildi. Projenin küratörü Julia van den Hout, kerpicin “zorlu bir malzeme” olduğunu ve tasarımın büyük ölçüde bu malzemenin sınırlarıyla şekillendiğini belirtiyor. Başlangıçta haç formu düşünülmemiş; yapısal gereklilikler ve kerpiçle çalışmanın zorlukları, tasarımı haçvari sütunlara yönlendirmiş.

“İlk konuşmalarımızda haçlar yoktu. Kerpiçle inşa etmenin zorluğunu ve yapısal olarak nasıl yükseleceğini düşünmeye başladığımızda, tasarım haç formuna evrildi. Ayrıca güçlü klasik modernist bir siluete sahip olması da bizi çok cezbetti.” — Julia van den Hout, Art Omi küratörü
Ekip, malzemeyi Meksika’dan gelen bir kerpiç danışmanının rehberliğinde yerinde üretti. Art Omi’ye yakın bir inşaat sahasından alınan toprak, kum ve kireçle karıştırılarak ahşap kalıplara döküldü ve sıkıştırıldı. Van den Hout’a göre enstalasyonun yaklaşık iki yıl içinde çözülmesi bekleniyor, ancak hava koşullarına bağlı olarak bu süre değişebilir. “Bu bir deney olacak. Ne kadar hızlı çözüleceğini tam olarak bilmiyoruz. Kesinlikle yumuşak, ufalanan bir yapısı var. Dokunduğunuzda erozyonun ne kadar kolay olabileceğini hissediyorsunuz, ama aynı zamanda çok sağlam hissettiriyor.” diyor.

Malzemenin Doğası ve Geçicilik
Kerpiç, sürdürülebilir ve düşük karbon ayak izine sahip bir malzeme olarak öne çıkıyor. Yerel toprağın kullanılması, nakliye kaynaklı emisyonları azaltırken yapının doğayla bütünleşmesini sağlıyor. Ancak kerpicin dayanıklılığı, bakım gerektirmesi ve suya karşı hassasiyeti tasarımcılar için bir meydan okuma. Bilbao’nun enstalasyonu bu zorluğu bir kabul olarak ele alıyor: Yapı, doğanın döngüsüne teslim olacak şekilde tasarlanmış.
Art Omi, son yıllarda farklı malzemelerle geçici enstalasyonlara ev sahipliği yapıyor. 2024’te Young Projects’in ahşap pavyonu, yakın zamanda ise MOS Architects’in alüminyum heykeli burada sergilendi. Tatiana Bilbao Estudio ise 2023’te Meksika’da geniş bir akvaryum projesine imza atmıştı.

Tasarım Editörünün Yorumu
Bu enstalasyon, malzemenin hikâyesini ön plana çıkaran nadir projelerden biri. Kerpicin “kusurlarını” — yani çözülmeye açık olmasını — bir tasarım kararına dönüştürmek, malzemeyle kurulan dürüst bir ilişki. Bilbao’nun formu modernist bir ikona (haç) indirgemesi belki de en zayıf halka; çünkü kerpicin ham dokusuyla o keskin geometri arasında bir gerilim var, ama bu gerilim bilinçli mi yoksa zorunluluk mu, tam kestiremiyorum. Yine de toprağın kokusunu, dokusunu ve geçiciliğini hissettiren bu yaklaşım, beton ve çeliğin hüküm sürdüğü günümüz mimarlık ortamında ferahlatıcı. Türkiye’de de benzer bir yaklaşımı Anadolu’nun kerpiç geleneğiyle birleştiren genç tasarımcılar görüyorum; özellikle deprem sonrası bölgelerde yerel malzemeyle, düşük maliyetli ve onarılabilir yapılar üretme fikri giderek güçleniyor. Bu trend önümüzdeki yıllarda sadece sanat enstalasyonlarında değil, konut ve kamusal yapılarda da karşımıza çıkacak gibi. Peki bu neden önemli? Çünkü mimarlık, doğanın döngüsüne direnmek yerine onunla uyum içinde var olmayı öğrenmek zorunda.
Kaynak: Dezeen | Yayın Tarihi: 4 Kasım 2026